Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada tazminat tutarının başvurucunun müterâfik kusuru dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi ve aleyhe yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada tazminat tutarının başvurucunun müterâfik kusuru dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi ve aleyhe yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Bitlis Güroymak Cevizyatağı Jandarma Karakol Komutanı olarak görev yapmakta iken 25/11/2007 tarihinde karakol komutan yardımcısı tarafından piyade tüfeği ile kasten vurularak her iki ayağından yaralanmıştır. Karakol Komutan Yardımcısı, Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 7/12/2009 tarihli ve E.2009/330, K.2009/2026 sayılı kararıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmış ve karar Askerî Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Söz konusu kararın gerekçesinde "...olayın oluş şekli, mağdurun [başvurucunun] sanığı olay günü iki defa çok kısa aralıklarla odasına çağırtması, odasında azarlaması, hakaretlerde bulunması, olaydan bir gün önce aralarında geçen tartışmalar nazara alınarak sanığın cezasından TCKnın maddesine göre takdiren 3/4 oranında indirim yapılmıştır. Sanık olay tarihi itibariyle yaklaşık 5 aylık Astsubaydır. Çok genç ve tecrübesizdir. Bu nedenle mağdurun [başvurucunun] sarf ettiğini beyan ettiği hakaret ve sözler sanıkta şiddetli bir gazap ve elem meydana getirebileceği vicdani kanaatine ulaşılmıştır." ifadelerine yer verilmiştir. Başvurucu, idarenin kusurlu eylemi nedeniyle yaralandığından bahisle 14/8/2012 tarihinde idareye başvuruda bulunmuş, başvurusunun reddi üzerine 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi talebiyle 14/11/2012 tarihinde dava açmıştır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi, tazminat istemi yönünden bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi raporunda başvurucunun maddi tazminat hak edişinin 014 TL olduğu tespit edilmiştir. Daire, 2/7/2014 tarihli ve E.2013/600, K.2014/1047 sayılı kararıyla, başvurucunun müterâfik kusurunu dikkate alarak, başvurucuya 000 TL maddi ve000 TL manevi tazminat ödenmesine ve 900 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine karar verilmiştir. Kararda, ayrıca reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesap edilen 601 TL vekalet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine de hükmedilmiştir. Gerekçenin bir kısmı şöyledir:"Davacının yaralanmasına neden olan olayın, askerlik gibi ve özellikli bir kamu görevinin ifası sırasında, idarenin bir ajanınn suç teşkil eden kasdi bir eylemi sonucu gerçekleştiği nitekim üste fiilen taarruz suçuna sebebiyet veren bu şahıs hakkında da bu nedenle kamu davası açıldığı ve bu kişinin tahrik altında tahribatı mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz suçundan üç yıl bir ay on beş gün hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmıştır. İdarenin organ ve ajanları aracılığıyla hizmetin iyi ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi sorumluluğu mevcuttur. Hizmetin istenilen seviyede devamlı ve hatasız bir şekilde yürütülmesi zorunluluğu, idarenin geniş bir yelpaze içinde yer alan konularda denetim ve gözetim yükümlülüğünü de beraberinde getirmektedir. İdarenin ajanının hatalı hareketleri ile meydana gelen olayda idarenin hizmetlerinden ayrı düşünülemeyecek olan ajanın eğitim, yetiştirilme, denetim ve gözetim konularında idarenin sorumluluklarını yeterli seviyede yerine getirdiğini söylemek mümkün değildir. Bu açıdan idarenin, hizmetin iyi ve sağlıklı bir şekilde işletilmemesinden kaynaklanan hizmet kusurunun bulunduğu bu nedenle davacının zararının meydana gelmesinde, ayrıntıları Askeri mahkeme kararında belirtilen, davacının 2,5 aylık astsubay olan Karakol Komutanı yardımcısı astsubaya karşı olan davranışlarının etkisi ve dolayısıyla davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak davalı idareden karşılanması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 5/11/2014 tarihli ve E.2014/1671, K.2014/1494 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 3/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir." 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un maddesi ile 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir: “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”