Başvuru, taşınmaz satışına ilişkin ihalenin asayiş sorunlarının engellenmesi gerekçesiyle ita amiri tarafından iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, taşınmaz satışına ilişkin ihalenin asayiş sorunlarının engellenmesi gerekçesiyle ita amiri tarafından iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönünden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1966 doğumlu olup İstanbul'da ikâmet etmektedir.A. Başvuruya Konu Taşınmazın İhalesi Süreci Artvin'in Sarıbudak köyü 123 ada 1 parselde kayıtlı bulunan kârgir ev ve bahçe niteliğindeki 535,44 m² yüz ölçümüne sahip taşınmaz, sağlıkevi olarak kullanılmak üzere köy halkı tarafından Hazineye bağışlanmıştır. Taşınmaz, 1968 yılından Sağlık Bakanlığınca tahsisin kaldırıldığı 9/6/2010 tarihine kadar sağlıkevi olarak kullanılmıştır. Tahsisin kaldırılması sonrasında Sarıbudak Köy Muhtarlığı 27/6/2011 tarihinde taşınmazın cenaze yıkama ve saklama yeri olarak tahsis edilmesini talep etmiştir. Artvin Valiliği (Valilik), cenaze yıkama ve saklama işinin 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun maddesinde gösterilen mecburi işlerden sayılmadığından söz konusu talebi reddetmiştir. Köy nüfusuna kayıtlı kişilerce satın alma talebinde bulunulması üzerine taşınmaz, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun maddesi uyarınca Valilik tarafından açık ihale usulü ile 420 TL muhammen bedel üzerinden satışa çıkarılmıştır. Başvurucu ile birlikte köy tüzel kişiliği adına bir kişi 24/4/2014 tarihinde düzenlenen ihaleye iştirak etmiştir. Taşınmazın geçici ihalesi 050 TL pey süren başvurucuya yapılmış ve kati ihalesi için ita amirinin onayına sunulmuştur. Köy halkı 29/4/2014 tarihinde idareye sunduğu dilekçe ile ihalenin iptal edilmesini talep etmiştir. İta amiri 15/5/2014 tarihinde taşınmazın satışına ilişkin ihaleyi 2886 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca iptal etmiştir. İptal kararında; taşınmazın sağlıkevi yapılmak üzere köylüler tarafından Hazineye bağışlandığı, köy ihtiyaçlarında kullanılması için köylülerce yapılan tahsis taleplerinin reddedildiği ve satışın da köy nüfusuna kayıtlı kişilerce istenildiği belirtilmiştir. Buna karşılık taşınmazın geçici ihalesi yapılan başvurucunun köy halkından olmadığını belirten ita amiri, geçici ihalenin kanuna uygun olmakla birlikte yöre örf ve hukukuna uygun gözükmediğini ifade etmiştir. İta amiri, köy halkının ihalenin iptali için üç yüz kişilik imzalı dilekçe verdiğini açıklamış ve ilin mülki idare amiri ile istişare yapılarak asayişe ilişkin doğması muhtemel olumsuz sonuçların engellenmesi için ihalenin iptalinin uygun olacağı sonucuna varmıştır. Valilik 21/5/2014 tarihinde, ihalenin ita amiri tarafından iptal edildiği ve ihaleye katılmak üzere ödenen 926 TL geçici teminat bedelinin başvurucunun bildireceği banka hesabına iade edileceği hususunda başvurucuyu bilgilendirmiştir.B. İhalenin İptali İşlemine Karşı Açılan Dava Süreci Başvurucu 18/6/2014 tarihinde, ihalenin iptaline ilişkin ita amirinin işleminin iptali için dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde; ihalenin gerekçe gösterilmeksizin, keyfî olarak ve süre koşuluna uyulmaksızın hukuka aykırı bir şekilde iptal edildiğini iddia etmiştir. Rize İdare Mahkemesi (Mahkeme) 22/8/2014 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde; ihalenin iptaline ilişkin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, taşınmazın ihale edilen bedelden daha yüksek bir bedelle satılabileceğine dair idarenin elinde somut bulguların olması şartıyla takdir yetkisinin ihalenin iptali için kullanılmasının hukuka uygun olacağını belirtmiştir. Buna karşılık güvenliğe ilişkin doğması muhtemel olumsuzlukları önlemek amacıyla ihalenin iptal edilmiş olmasının hukuki güvenlik ve idari istikrar gibi ilkelere aykırı olduğunu belirten Mahkeme, dava konusu işlemi hukuka aykırı bulmuştur. Valilik 23/9/2014 tarihinde Mahkeme kararını temyiz etmiştir. İdarenin temyiz dilekçesinde; köy halkının taşınmazı satın alma ve kiralama talebinde bulunduğu, ihaleyi alan başvurucunun ise köy halkından olmadığı ve doğması muhtemel olumsuzlukları önlemek amacıyla 2886 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca ihalenin iptal edildiği belirtilmiştir. İhaleye konu taşınmaz 24/12/2014 tarihinde başvurucu adına tapuda tescil edilmiştir. Tapu senedinde taşınmazın edinme sebebi Hazine mallarının satışı işlemi olarak gösterilmiştir. Danıştay Onüçüncü Dairesi (Daire) 7/3/2018 tarihinde temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine kesin olmak üzere karar vermiştir. Daire, ita amirinin 2886 sayılı Kanun'un maddesindeki yetkisini ihaleyi onaylamama yönünde kullanırken kamu yararının tespitinde hukuken kesin delil niteliğinde olan belgelere dayanmasının zorunlu olmadığını açıklamıştır. Daire, ihaleyi yapan idarenin kamu yararı ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına dair ilkelere uygun sonuçlanmayan ihalelerde idareye tanınan iptal yetkisinin kullanılabileceğini belirtmiştir. Bu çerçevede dava konusunu oluşturan idarenin iptal gerekçesinde kamu yararının gözetildiğini belirten Daire, ihalenin iptali işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını ifade etmiştir. Nihai karar 14/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Mevzuat Hükümleri 2886 sayılı Kanun'un "İhale yetkilisi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanunda yazılı işleri yaptırmaya ve ve ihaleye, idarelerin ita amirleri yetkilidir." 2886 sayılı Kanun'un "İhale kararlarının onayı veya iptal edilmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İhale komisyonları tarafından alınan ihale kararları, ita amirlerince karar tarihinden itibaren en geç 15 işgünü içinde onaylanır veya iptal edilir.İta amirince karar iptal edilirse ihale hükümsüz sayılır." Danıştay İçtihadı Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/9/2017 tarihli ve E.2011/750, K.2017/2412 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:"...hem hukuka uygunluk hem de yerindelik denetimi yapan itâ âmiri tarafından bu konuda alınan idari kararın yargısal denetiminin de özellik arz edeceği açıktır. Başka bir anlatımla, 2886 sayılı Kanun'un maddesi ile itâ âmirine ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle anılan madde ile itâ âmirine tanınan yetkinin ihaleyi onaylamama yönünde kullanılması hâlinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, itâ âmirince hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihaleyi onaylamama işleminin idari davaya konu edilmesi hâlinde gerek davalı idarenin mahkemeye yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler ve gerekse mahkemece re'sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulgular, işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise, idarece somut belge sunulmadığından bahisle ihaleyi onaylamama işleminin yargı yerince iptal edilmemesi gerekir." Danıştay Onüçüncü Dairesinin 9/2/2018 tarihli ve E.2012/3823, K.2018/396 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:"2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun maddesinde, 'İhale komisyonları tarafından alınan ihale kararları, ita amirlerince karar tarihinden itibaren en geç 15 iş günü içinde onaylanır veya iptal edilir. İta amirince karar iptal edilirse ihale hükümsüz sayılır.'; maddesinde, 'İta amirince onaylanan ihale kararları, onaylandığı günden itibaren en geç 5 iş günü içinde, üzerine ihale yapılana veya vekiline, imzası alınmak suretiyle bildirilir veya iadeli taahhütlü mektupla tebligat adresine postalanır. İhale kararlarının ita amirince iptal edilmesi hâlinde de, durum istekliye aynı şekilde bildirilir.' kuralına yer verilmiştir. Bu kuralla ve itâ âmirlerine 15 gün içinde ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki ile ihale işlemlerinin mevzuata uygunluğunu denetlemek ve kamu menfaatinin koruması amaçlanmıştır.Bu bağlamda, ihaleyi onaylamama işleminin yargısal denetiminde, temel ihale ilkelerinin gözetilmesinin yanında, aynı zamanda kolluk amiri olan Kaymakam tarafından kamu düzeninin bir unsuru olan kamu güvenliğinin de dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.Dosyanın incelenmesinden, Konya ili, Yunak ilçesi, H. Köyü, A. Mevki, 152 ada, 16 parsel sayılı Hazine adına kayıtlı taşınmazın 2011 tarihli Kaymakamlık oluruyla açık teklif usulü ile ihaleye çıkarılmasına karar verildiği, yapılan ihalenin davacının uhdesinde kaldığı ve satış şartnamesinin imzalandığı, H. Köyü Muhtarı ve bazı yöre halkı tarafından satışa çıkan taşınmaz dolayısıyla cinayetler işlendiği belirtilerek taşınmazın davacıya satışı hâlinde benzer üzücü olayların yaşanabileceği yönünde Kaymakamlığa başvurularda bulunulduğu ve yapılan araştırmalarda taşınmazın satışı hâlinde aynı olayların yaşanabileceği gerekçesiyle itâ amiri tarafından 2011 tarihli dava konusu işlem ile ihalenin iptal edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, itâ âmirince, kamu güvenliği ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla ihaleyi onaylamama yönünde takdir yetkisinin kullanıldığı dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır." Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/4/2018 tarihli ve E.2018/760, K.2018/1474 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:"... ihalenin iptal edilmesine dair işlemin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesi'nce; davalı idare tarafından sunulan; 2017 tarihli tutanak ile 2017 tarihli kaymakamlık makamına yazılmış köy muhtarı ve 22 köy sakini tarafından imzalanmış dilekçeye göre ihaleye konu edilen taşınmazın köyün ortak kullanım yeri olduğu, köylülerin su kenarında bulunan bu taşınmazı hayvanları otlatmak ve sulamak amacı ile kullandığı, 2886 sayılı Kanun'un maddesi ile, itâ amirlerine ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda tanınan yetki, ihale işlemlerinin sadece mevzuata uygunluğunu denetlemeye yönelik olmayıp, aynı zamanda ihale konusu işin özelliklerini ve satışın yöre halkı açısından doğuracağı sonuçlarını en iyi bilebilecek durumda bulunması nedeniyle itâ amirinin yerindelik denetimi yaparak idare menfaatini koruması amacıyla düzenlendiği, hem hukuka uygunluk hem de yerindelik denetimi yapan itâ amiri tarafından bu konuda alınan idari kararın yargısal denetiminin de özellik arz edeceği, 2886 sayılı Kanun'un maddesi ile itâ amirine ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, anılan madde ile itâ amirine tanınan yetkinin ihaleyi onaylamama veya iptal etme yönünde kullanılması hâlinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, itâ amirince hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmadığı, ihaleyi onaylamama veya iptal etme işleminin idari davaya konu edilmesi hâlinde davalı idarenin mahkemeye yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler sonucunda elde edilen bulgular, işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise, idarece somut belge sunulmadığından bahisle ihaleyi onaylamama veya iptal etme işleminin yargı yerince iptal edilmemesi gerektiği, ihale konusu taşınmazın bulunduğu köyün ortak kullanım alanı olması ve taşınmazın Hazine'nin mülkiyetinde kalmasının kamunun yararına olacağının değerlendirilmesi nedeniyle, 2886 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca itâ amirine tanınan takdir yetkisi çerçevesinde satış ihalesinin iptal edildiği, itâ amiri tarafından takdir yetkisinin keyfi şekilde ve hukuka aykırı olarak kullanıldığına ve kamu yararı dışında subjektif nedenlerle hareket edildiğine ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi davacı tarafından da somut bir bilgi ve belge sunulmadığı, objektif kriterler esas alınarak ve kamu yararı gözetilerek tesis edilen ihalenin iptaline ilişkin dava konusu 2017 tarihli işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu Kayseri İdare Mahkemesi'nin 2018 tarih ve E:2017/1543, K:2018/60 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının ONANMASINA;..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kurban/Türkiye (B. No: 75414/10, 24/11/2020) kararına konu olayda hakkında ceza soruşturması bulunan başvurucu, ortağıyla birlikte kamu ihalesine katılmıştır. İhale, başvurucu ve ortağı üzerinde kalmış, taraflar arasında sözleşme akdedilmiş ve teminat bedeli yatırılarak işe başlanmıştır. Ceza mahkemesinin başvurucu aleyhine başlatılan ceza yargılaması sürecini idareye bildirmesi üzerine idare, sözleşmeyi feshetmiş ve teminatı da irat kaydedilmiştir. Başvurucunun sözleşmenin feshi ve irat işlemine karşı ticaret mahkemesinde açtığı dava reddedilmiştir (Kurban/Türkiye. §§ 5-28). AİHM, sözleşmenin iptal edildiği tarihe göre değil kurulduğu tarihe göre değerlendirme yapacağını belirterek kamu ihalesi sözleşmesinin iptal edilinceye kadar uygulanabilir olmasının ve teminat bedelinin iadesinin mülk teşkil ettiğini açıklamıştır (Kurban/Türkiye. §§ 62-65). AİHM, uyuşmazlığın kamu ihale sözleşme hükümlerinden değil kanun hükümlerinden kaynaklandığını vurgulayarak incelemenin kapsamını keyfîlikle sınırlı tutmayacağını ifade etmiştir (Kurban/Türkiye. §§ 66-69). AİHM, müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacının bulunduğunu belirtmiştir. Ölçülülük incelemesi yönünden AİHM öncelikle kanunun idareye sözleşmeyi feshetmek ve teminata el koymak dışında bir seçenek bırakmadığının altını çizmiştir. AİHM’e göre bu durum somut olayın koşulları çerçevesinde başvuruya yüklenen külfetin hafifletilmesini engellemiştir. Ayrıca aleyhine açılan ceza soruşturmasından başvurucunun haberdar olmadığını ve ceza soruşturmasının makul bir süre içerisinde ihaleyi yapan idareye bildirilmediğini ifade eden AİHM, buna rağmen idarenin en ağır araç olan ihalenin feshini seçtiğini ve idarenin daha hafif bir aracı tartışma imkânına kanun nedeniyle sahip olamadığını belirtmiştir. AİHM, idarenin teminatı da irat kaydettiğini ve böylece idarenin kendi içindeki koordinasyon eksikliğinin sonuçlarının tamamen başvurucuya yüklendiği açıklamıştır. Teminatın irat kaydedilmesi müdahaleyi daha da ağırlaştırdığını vurgulayan AİHM, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale orantılı olmadığına karar vermiştir (Kurban/Türkiye. §§ 73-87).