Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/659 E. , 2024/2113 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/659 Karar No : 2024/2113 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Menderes İlçesi, ... Mahalle bölgesin
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/659 E. , 2024/2113 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/659 Karar No : 2024/2113 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Menderes İlçesi, ... Mahalle bölgesinde denize giren davacının, denizden karaya çıkmasına 4-5 m uzaklıkta arkadan gelen dalganın etkisiyle, Özdere Atıksu Arıtma Tesisi Deniz Deşarj Hattı Projesi inşaatı kapsamında deniz tabanına döşenen boruların kalkmaması için üzerine konulan içi çakıl taşı, çimento, taş ve yol kilit taşlarıyla dolu çuvallara kafasını sert şekilde çarpmak suretiyle geçirdiği kazaya bağlı %79 oranında sürekli engelli duruma düştüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam (ıslah sonrası) 462.023,61-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dava konusu olayın meydana geldiği belirtilen yerde yapılan keşifte, İZSU tarafından izleyen süreçte beton dökülmüş olması nedeniyle, sakat kalmaya neden olduğu ileri sürülen içi çakıl, taş, kilit taşı ve benzeri malzeme dolu çuvalların görülemediği, olayın meydana geldiği belirtilen yerin yakınlarında deniz içinde kayalık bölgeler de bulunduğunun tespit edildiği, olay yerinde yapılan incelemelerde deşarj hattı ile ilgili, olaydan çok sonra konulduğu belirtilen, biri devrilmiş iki adet birbirine çok yakın uyarı levhası olduğunun görüldüğü, ancak bu uyarı levhalarının deniz kenarından yaklaşık 30 metre içeride olduğu ve kumsalda yürüyen insanların dikkatini çekmesinin olası görülmediği, geçici kabul tutanağının ikinci paragrafında, yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlandığı, ancak kabule engel nitelikde olmamakla birlikte deniz deşarjının başladığı kısımdan itibaren, kayaç çıkması nedeniyle yüzeye yakın olarak teşkil edilebilen yaklaşık 10 m'lik bir kısmın, borunun dalga etkilerinden korunabilmesi ve boru üst kısmının görünür şekliyle açığa çıkmasının engellenmesi amacıyla betonlanarak koruma altına alındığının tesbit edildiği, atık suların arıtıldıktan sonra doğaya geri verilmesinin çevre kirliliğinin önlenmesi açısından şart olduğu, bu arıtımın kentsel atık sular için biyolojik arıtım şeklinde yapıldığı, Büyükşehir Belediye sınırlarının il sınırlarına kadar genişletilmesi sonucu İzmir Büyükşehir Belediyesi alt yapı eksiklikleri olan birçok yerleşim biriminin sorumluluğunu aldığı, Özdere'nin de bu yerleşimlerden biri olduğu ve Büyükşehir Belediyesinin sorumluluk sınırlarına katıldıktan sonra bölgeye kanalizasyon sistemi ile toplanan atık suların arıtılması için biyolojik arıtma tesisi kurulduğu, Avrupa Birliği standartlarında ileri biyolojik arıtma yapıldığı, evsel nitelikli atık suların arıtılma işleminden sonra alıcı ortama verildiği, bu alıcı ortamların genellikle deniz veya akarsular olabildiği, ilgili Genel Müdürlüğün arıtılmış atık suyu alıcı ortama geri verdiği noktanın özellikle yaz mevsiminde çok kalabalık olan bölgenin en tanınmış plaj sahalarından biri olduğu, kamu kurumu sorumluluğunun sadece imalat döneminde değil; işletme döneminde de bu bölgedeki kişilerin sağlık ve emniyetini korumak olduğu, ulusal düzenlemelerde söz konusu yapının inşasından sonra alınması gereken koruyucu ve önleyici önlemlere ilişkin bir metin yer almadığı, davalı idarenin inşaat süreci ile ilgili hazırladığı ve metinlerde (şartnamaler) inşaat sürecinde alınması gereken önlemlere değinilmekle birlikte sonrasında yapılması gerekenlerin yer almadığı, davalı idare tarafından, deşarj hattının su altında kalması için üretilen yapının doğal oluşumdan bir farkı olmadığı ve denizden yararlanma sırasında dalga etkisiyle düşmede idarenin kusurlu sayılamayacağı savunulsa da: ortaya çıkan yapının insan eliyle üretildiği, üretilen bu yapının kalıcı olduğu ve kamunun günlük kullanımına açık bir alanda bulunduğu ve insan eliyle üretilmiş bu oluşumun yerini gösteren, bir tehlike kaynağı olarak çervredekilerin dikkatini çekebilecek herhangi bir uyarı düşünülmediği, keşif sırasında gözlenen ve davaya konu olan olay sonrasında yerleştirildiği anlaşılan uyarı levhalarının durumunun da riskin yeterince algılanmadığını gösterdiği, bu levhalardan birinin yıkılmış olduğu ve birbirine yakın oluşturulan 2 levha da riskin gerçekleştiği deniz içindeki alandan çok uzakta yer aldığı, riskin belirgin olmadığı, ancak toplumun (ya da bireyin) sağlığının, vücut bütünlüğünün etkilenmesi olası durumlarda "halk sağlığı disiplininin" "önleyici yaklaşım ilkesinin" göz önüne alınması gerektiği, kentlerin insan yaşamı açısından değerlendirildiği ölçütler arasında vatandaşların "güvenliği" nin temel alanlardan biri olduğu, bu güvenlik kavramı bireylerin yalnızca şiddete karşı korunmalarını ve bundan doğan mal ve can güvenliklerini değil, bir bütün olarak sağlıklı ve esen yaşamaları için gerekli güvenliği tanımladığı, bu yaklaşımın Dünya Sağlık Örgütü Anayasasında tanımlanan sağlığın bütünselliği ile de uyumlu olduğu, üyesi bulunduğumuz Dünya Sağlık Örgütü'nün "sağlığın belirleyicileri" arasında kentleşme kavramını da sıraladığı, kentleşmenin vatandaşların biyolojik-fiziksel, akılsal ve toplumsal sağlıklarını güven içinde yaşayıp geliştirebilecekleri olanaklar sunması ve bu kavramlarla çatışmaması ve kentlinin, yaşadığı kentin erişebildiği tüm alanlarında sağlığının bütünselliği zarar görmeden yaşayabilmesi gerektiği, sağlığın bütünselliği göz önüne alındığında, vatandaşlarının sağlıklı, güvenli ve esen bir yaşam sürmesinden yükümlü olan yerel yönetimlerin bu sorumluluklarının yasalarla sınırlanamayacağı ve sınırlandırılmaması gerektiği, Projeye göre boru hattı üzerindeki koruma yastıkları üst kotunun doğal deniz taban kotunun 40 cm altında olması gerekmekte olduğu, 40 cm'lik kısmın zamanla kendiliğinden dolmasının öngörüldüğü, ancak bölgedeki zemin yapısı nedeniyle boru hattının üst kotunun doğal deniz taban kotunun 40cm altına indirilmesi zor olduğundan projede değişiklik yapılarak boru hattının daha yukarı kottan geçirilmesine idarece onay verildiği, davacının olay sonrası çekilen radyolojik görüntülerinde alın bölgesinde çizgisel bir kırık saptandığının belirtildiği, dosyada, davacının ilerleyen dönemlerde esenlendirme hizmeti almasına neden olan işlev yitiminin söz konusu kafa travmasından kaynaklanmadığını düşündürecek yada kanıtlayacak hiçbir bilgi ve belge yer almadığı, kamuya açık alanlarda yer alan tesislerin kamu yararına hizmet üretse de imalat sonrası çalışırken de insan ve çevre sağlığı açısından gerekli koruyucu ve önleyici önlemleri almasının zorunlu olduğu, tespit ve değerlendirmelerinde bulunularak dava konusu hasarın oluşması davalı idarenin imalatından kaynaklanmış ise davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu, davacının işgücü kaybından oluşan maddi zararın saptanması amacıyla bilirkişi raporuna yapılan itirazlar da dikkate alınmak sureti ile son dönem Danıştay içtihatlarında aranan ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Tablosu (ulusal mortalite tablosu) tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde dikkate alınmak ve davacının %79 maluliyet oranı olduğu düşünüldüğünde, dönemsel olarak bakıcı gideri hesabı da yaptırılmak sureti ile 16.04.2016 tarihinde Mahkeme kaydına giren ek rapor alındığı; söz konusu raporda; davacının olay sonrası istirahat süresi(%100 malül) ve kalan bakiye ömrü süresince %79 kalıcı maluliyet durumuna göre hakettiği net tazminatın 343.187,76.TL, ambulans ve refakatçi giderinin 51.970,59.TL, bakıcı giderinin olay tarihi olan 17.08.2014 ile dava açılış tarihi olan 12.10.2015 arasında brüt asgari ücret tarifesi üzerinden 16.722,15 TL olduğu ve karşılanmayan bakıcı giderinin 2016, 2017 ve 2018 yılları için 50.143,10 TL olmak üzere maddi tazminat tutarının toplam 462.023,61 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından, 05.04.2018 tarihinde Mahkememiz kaydına giren dilekçe ile dava dilekçesinde belirtilen miktarın ek bilirkişi raporunda hesaplanan söz konusu tutara yükseltilmesi istemiyle ıslah talebinde bulunulduğu, bu durumda, tazminata konu zararın meydana gelmesinde davacının da %25 oranında kusurlu bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, bilirkişi tarafından hesaplanan efor(işgücü kaybı) tazminatı, ambulans gideri ve bakıcı giderinden oluşan toplam 462.023,61 TL maddi tazminat miktarının, takdiren 1/4(%25) oranında indirilerek, davacıya toplam 346.517,70 TL maddi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan, davacının oluştuğunu ileri sürdüğü zararlarının tazmini istemiyle yaptığı ve 14.07.2015 tarihinde davalı idare kayıtlarına girdiği anlaşılan başvuru dilekçesinde 500.000,00-TL'lik maddi tazminat isteminde bulunduğu gözetildiğinde idarenin maddi tazminat miktarı için anılan tarihte temerrüde düştüğü ve talebin tümü için idareye başvuru tarihi esas alınarak faize hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; davacının manevi zarararının karşılanması amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, kusurun niteliği, oranı ve davacının sosyal durumu dikkate alınarak, takdiren 35.000,00 TL manevi tazminatın davalı tarafından başvuru tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 346.517,70 TL maddi tazminatın; 14.07.2015 başvuru tarihinden itibaren; işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat ve faiz isteminin reddine, davacıya hesaplanmayan 2019 ve sonraki yıllar için hayatta olduğunun belgelenmesi kaydı ile ilgili her takvim yılı başında brüt asgari ücret üzerinden idarenin kusur oranı(%75) dikkate alınmak sureti ile belirlenecek bakıcı ücreti tutarının yıllık peşin olarak yapılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 03/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.