4. Hukuk Dairesi 2015/11282 E. , 2017/4895 K. "" MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 27/06/2011 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor…
**4. Hukuk Dairesi 2015/11282 E. , 2017/4895 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 27/06/2011 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, muris eşi ... ile 2002 yılında evlendiğini, muris eşinin üzerine kayıtlı olan taşınmazın alımı sırasında ziynet eşyalarını vererek katkıda bulunduğunu, taşınmazın alımı için yapmış olduğu harcamaları geri alamadığını belirterek sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince alacak isteminde bulunmuştur.Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davalıların dava konusu taşınmazın alımı esnasında verilen ziynet eşyalarının bedelini davacıya iade ettiklerini ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/2 esas, 2012/67 sayılı dosyası incelendiğinde, davalılar tarafından davacı aleyhine muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davası açıldığı, davalılarca murisin sağlığındayken dava konusu taşınmazı davacıya satış olarak göstermek suretiyle muvazaa yapıldığının iddia edildiği, mahkemece muvazaa yapıldığı benimsenerek davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyizde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” düzenlemesi mevcuttur.