(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/5496 E. , 2012/25006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/5496 E. , 2012/25006 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait iş yerinde 26.03.2009 - 20.09.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı iş veren tarafından haksız feshedildiğini, fazla mesai yaptığını ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmanını devam ettiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının iş akdinin devamsızlık haklı nedenine dayalı olarak feshedildiğini, hak kazandığı yılık izinlerinin kullandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma iddiasını tanık beyanları ile ispatlandığı, kanaatine varılarak davanını kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak 4857 sayılı İş Kanunu'ndan kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları baştan itibaren belirli alacaklar oldukları, bu nedenle bu alacak ve tazminat talepleri yönünden HMK' nun 107 ve 109. maddelerine göre kısmi dava ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, her ne kadar davacı 27.10.2011 tarihinde fazlaya dair haklarını açıklayarak taleplerini arttırmış ve aynı dilekçede fazlaya dair haklarını saklı tutmuş ise de , davacının dava ve ıslah dilekçesinde belirtiği miktarlar yönünden talepleri ile bağlı bulunduğu gerekçesi ile fazlaya dair haklarını saklı tutulması yönündeki talebinin reddi yönünde hüküm kurulmuştur Karar süresi içerisinde davacı ve davalı taraflarca temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının, tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu olan kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücretlerine ilişkin alacak miktarının “taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belli” olup olmadığı, varılacak sonuca göre de bu alacaklara ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesine göre kısmi dava açılmasının mümkün bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarih 2012/9-838 E 2012/715 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kısmi davanın hukuki niteliğinden bahsetmekte yarar bulunmaktadır. Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir(Yargıtay HGK 02.04.2003 gün ve 2003/4-260 Esas 271 K.sayılı ilamı;... H./... M./... M.; Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s. 320; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası, s.286). 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda açıkça kısmi dava düzenlenmediği halde, söz konusu Kanunun yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı. Kısmi dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 109. maddesinde ise, ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; İkinci fıkrasında ise; talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu durumda; davadaki talep konusunun miktarı taraflar arasında “tartışmasız” ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde “belirli” ise o talep konusunun sadece bir kısmı dava edilemeyecektir. Örneğin satım sözleşmesinde alıcının ödemesi gereken bedel, sözleşmede tereddüde yer bırakmayacak biçimde, açıkça yazılı ise kısmi dava caiz değildir.( ... H./... M./... M, age s.328; Kuru/Arslan/Yılmaz, age s.286). Somut olayda, tüm bu açıklamalar dikkate alındığında dava konusu fazla mesai, ulusal bayram genel tatili ücret alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatları istemleri için de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109/2. maddesi anlamında talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle dava konusu alacaklar yönünden kısmi davası açılabilmesi mümkün olduğu gözetilmeksizin, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.