Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6636 E. , 2024/5726 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6636 Karar No : 2024/5726 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... ilinde bulunan ... Jandar…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6636 E. , 2024/5726 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6636 Karar No : 2024/5726 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... ilinde bulunan ... Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte iken askerlik hizmetinin tesiri ve etkisiyle hepatit hastalığına yakalandığı iddiasıyla tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı 17/08/2012 tarihli başvurunun reddine ilişkin 11/01/2013 tarihli işlemin iptali ile 150.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın terhis tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararıyla; olayın gelişimi ile tazminat hukukuna ilişkin yapılan açıklamaların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacının hepatit B rahatsızlığının askerlik vazifesinin yürütülmesi sırasında gerçekleştirilen askeri iş ve eylemlerin yerine getirilmesi esnasında ve davalı idareye kusur atfedilecek bir nedenle ortaya çıktığını gösterir bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle davalı idarece yürütülen hizmetle davacının tazminini istediği zarar arasında uygun ve kesin bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı, davalı idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecek hukuki koşulların olayda oluşmadığı, davalı idarenin kusursuz sorumluluğa dayalı tazmin yükümlülüğü de bulunmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddine, tazminat istemli başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden de davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, askere sevk edilirken tüm tıbbi tetkik ve muayeneler neticesinde sağlıklı olduğunun anlaşıldığı ve askerlik hizmetinin başlangıcından itibaren ilk 8 ay boyunca da sağlıklı olduğu, askerdeyken usta birliğine katılır katılmaz mutfakta aşçı olarak görevlendirildiği, usta birliğine katıldıktan sonra hiç izin kullanmadığı ve karakol dışına dahi çıkmadığı, dolayısıyla mezkur hastalığın askerlik hizmetinin ifası sırasında ve idarenin zamanında gerekli hijyen ve sağlık tedbirlerini almaması sonucu meydana geldiği, dava dosyasına sunulan raporlar neticesinde askerlikte hepatit B hastalığına yakalandığının ortaya konulduğu, nasıl bulaştığı konusunda dosyada yer alan rapor ve mütalaalarda net bir değerlendirme yapılmamasına rağmen durumun aleyhine yorumlandığı, davalı idare tarafından kullandığı iddia edilen izinlere dair dosyaya hiçbir somut delil sunulamadığı, davalı idarece dosyaya sunulan bilgi alma tutanağında yer alan S.M'nin 10 yıl öncesine dair hatırladıklarından ibaret olan ancak hiçbir somut bilgi belgeyle desteklenemeyen beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının askerlik görevini yaptığı dönem içerisinde ... İl Jandarma Komutanlığına bağlı herhangi bir birlikte hepatit B hastalığının görülmediği, davacının askeri birliklerde toplu yaşamanın gerektirdiği durumlardan, beslenme ve diğer sağlık şartlarına ilişkin oluşmuş koşullardan dolayı hastalığa yakalanıldığı iddiasının doğruluğunu destekleyecek bir bulguya ne yapılan denetim ve kontrollerde ne de o dönemde askerlik hizmetini ifa eden erler ve karakolda görevli rütbelilerin sağlık tarama testlerinde rastlanılmadığı, davacının hiç izin kullanmadığı iddiasının doğru olmadığı, 07/05/2011 tarihinden itibaren 7 gün dağıtım izni kullandığı, davacının hastalığının askerlik koşullarından kaynaklandığı savının somut olgulardan uzak ve hukuka aykırı olduğu, davacının belli bir sıra ve süre ile hafta sonu izni, Milli bayramlarda, Ramazan ve Kurban bayramlarında çarşı iznine çıkartıldığı, Karakolun konuşlu bulunduğu yerden ayrılıp Merkez İlçe J.K.lığında bulunan özlük dosyasından sivil kimlik belgesini alıp banka işlemlerini halletmek veya kişisel ihtiyaçları için marketlerden sigara almak, postaneden kontör almak, telefon açmak, berbere giderek tıraş olmak ve benzeri nedenlerle günlük izine çıktığı ve ayrıca da aşçı olması nedeniyle, erzak almak ve alışveriş yapmak için devamlı karakoldan dışarı çıktığı, hatta devriye görevlerine dahi çıktığı düşünüldüğünde, davacının kışla dışındaki başka bir hastadan enfekte olduğunun açık olduğu, ayrıca bilgi alma tutanağınun doğruluğunun değil, aksinin davacı yanca ispat edilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının, ... ilinde bulunan ... Jandarma Karakol Komutanlığında görevli olduğu sırada adına düzenlenen 16/08/2011 tarihli Portör Muayene Tetkik Formunda HBs Ag Negatif (-) tespit edilerek aşçılık görevine başladığı, 07/09/2011 ve 07/10/2011 tarihlerinde yapılan ve laboratuvar tetkiki bulunmayan aylık portör muayenelerinde durumunun uygun görülmesiyle görevine devam ettiği, ardından farklı bir rahatsızlığı (kasık fıtığı) nedeniyle müracaat ettiği ... Asker Hastanesinde yapılan tetkikler neticesinde 19/10/2011 tarihli laboratuar sonuç raporunda HBs Ag Pozitif tespit edilmesiyle başlayan tedavi sürecinde; 16/11/2011 tarihinde ... Askeri Hastanesinden 3 ay, 09/02/2012 tarihinde ... Askeri Hastanesinden 3 ay, 13/06/2012 tarihinde ... Askeri Hastanesinden 1 ay hava değişimi alarak tedavisinin devam ettiği, neticeten ... Askeri Hastanesinin 16/07/2012 tarih ve 9421 sayılı raporu ile “52/B/2 barışta askerliğe elverişli değildir. Seferde görev yapar.” kararı verildiğinden, 16/07/2012 tarihinde terhis edildiği, bunun üzerine anılan hastalığın kendisine bulaşmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemiyle 17/08/2012 tarihli dilekçeyle davalı idareye yaptığı başvurunun 11/01/2013 tarihli cevabi yazıyla reddi işleminin iptali ile 150.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere 200.000,00 TL tazminatın terhis tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılanan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulması, maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. Diğer bir ifadeyle, idarece hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların, taraflarca ibraz edilen bilgi ve belgelerin yanı sıra idari yargı yerince re'sen araştırma ilkesi uyarınca temin edilen bilgi ve belgeler ile de ortaya konulması zorunlu bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A- Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Ön Karar Başvurusunun Reddi İşleminin İptali İsteminin İncelenmeksizin Reddine Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, idare mahkemesi kararının ön karar başvurusunun reddi işleminin iptali isteminin incelenmeksizin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B- Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: B.1-) Davalı idarenin sorumluluğu yönünden uyuşmazlığın incelenmesi; İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlemden veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının hepatit rahatsızlığının askerlik vazifesinin yürütülmesi sırasında gerçekleştirilen askeri iş ve eylemlerin yerine getirilmesi esnasında ve davalı idareye kusur atfedilecek bir nedenle ortaya çıktığını gösterir bilgi ve belge bulunmadığı, bu yönüyle de davalı idarece yürütülen hizmetle davacının tazminini istediği zarar arasında uygun ve kesin bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı gerekçesine yer verildiği görülmektedir. Buna karşılık, İdare Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı .... Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan 15/11/2019 tarih ve A.T.No:...., Karar No:... sayılı raporda, davacının askerliğe katıldığı tarih ile yapılan testlerin tarihleri kıyaslandığında, hepatit B hastalığının askerlik süresinde davacıya bulaştığının kabulü gerektiğinin, hastalığın kan yoluyla, cinsel ilişki yoluyla ve kullanılan ortak kişisel bakım eşyalarıyla bulaşabileceği tıbben bilinmekle mevcut verilerle bulaşma yolunun bilinemediğinin mütalaa olunduğunun belirtildiği, dolayısıyla davacıya anılan hastalığın hangi yolla bulaştığı net olarak belirlenemese de, askerliğin getirdiği toplu halde yaşama ve birlikte eğitimler yapılıyor olma durumu kapsamında kişisel ürünler ya da kan yoluyla anılan hastalığın davacıya bulaşmış olabileceği, ayrıca askerlik vazifesini gerçekleştirmek için teslim olan her asker yükümlüsü gibi davacı açısından davalı idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunup personelin sağlıklı bir çevrede ve hastalanmadan askerlik hizmetini sunmasından sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının bu hastalığa çarşı izni ve benzeri sebeplerle yakalanmış olabileceği davalı idarece ileri sürülmüş ise de, hastalığın kuluçka süresinin de dikkate alınması suretiyle bir değerlendirme yapılmasına imkan verecek olan davacının izin durumunu gösterir belgelerin imha edildiğinin belirtilmesiyle bu konunun hukuken kabul edilebilir bir düzeyde denetlenebilmesi imkanının bizatihi davalı idare tarafından ortadan kaldırıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, davalı idarenin mesleki risk ilkesi uyarınca davacının askerlik vazifesini ifa ederken yakalandığı sabit olan hepatit B hastalığından sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Öte yandan, yine İdare Mahkemesi tarafından ara kararı ile ... Üniversitesi... Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğine hepatit B hastalığının kuluçka süresinin sorulması üzerine, anılan Başhekimlikçe dosyaya ibraz edilen... tarih ve E... sayılı yazıda, hepatit B hastalığının inkübasyon (kuluçka) döneminin 45-180 gün arasında değiştiğinin (ortalama 60-90 gün olduğunun) ifade edildiği, 24/02/2011 tarihinde acemi er olarak askerlik hizmetine başlayan ve 16/08/2011, 07/09/2011 ve 07/10/2011 tarihlerinde yapılan sağlık muayenelerinde hepatit B testi negatif çıkan davacının, anılan hastalığa yakalandığının askerliğe başladıktan 8 ay sonra 19/10/2011 tarihinde tespit edildiği anlaşıldığından, anılan Başhekimlik yazısı ile de davacının askerlik vazifesini ifa ederken hepatit B hastalığına yakalandığının ortaya konulduğu görülmüştür. Ayrıca, davacının aynı olay nedeniyle vazife malulü sayılmak için yaptığı başvurunun reddi işleminin iptali istemiyle açtığı davada, gerçekleşen hastalığın "askerlik görevinin neden ve etkisiyle" olduğu gerekçesiyle verilen iptal kararı Danıştay Onikinci Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2023/3198, K:2023/5975 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda, davacının yakalandığı hepatit B hastalığında davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından, öncelikle davacının kalıcı bir iş gücü kaybı olup olmadığının tespit edilmesi ve kalıcı bir iş gücü kaybı varsa aktüerya hesap bilirkişisi vasıtasıyla davacının efor dahil maddi zararlarının hesaplanması ile kalıcı bir iş gücü kaybı olup olmadığına bakılmaksızın olay nedeniyle davacının duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak uygun bir miktarda manevi tazminatın takdir edilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. B.2-) Tazminat miktarının hesaplanması yönünden uyuşmazlığın incelenmesi; B.2.a-) Maddi tazminat yönünden; İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ve çalışma gücü kaybından doğan zararları ifade etmekte olup, davacının gelir kaybı ile güç (efor) kaybından doğan zararlarının ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. B.2.a-1) Davacının gelir kaybından doğan zararının incelenmesi: Bakılan davada, davacıya ilişkin SGK kayıtlarının incelenmesinden; davacının askerliğe alınmadan önce ... Tarım Ürünleri Tekstil Madencilik Taş. Yak. Gıda Ltd. Şti.'de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine tabi sigortalı bir çalışmasının bulunduğu ve bu işten aylık 796,50 TL ücret aldığı, askerlikten terhis olduğu 16/07/2012 tarihi sonrasında ise 01/04/2013 tarihine kadar davacının sigortalı herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, 01/04/2013 tarihinden itibaren belirli kesintiler bulunmakla birlikte muhtelif iş yerlerinde yine 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine tabi olarak 05/11/2018 tarihine kadar çalıştığı, 05/11/2018 tarihinden 01/04/2020 tarihine kadar herhangi bir sigortalı çalışmasının bulunmadığı, 01/04/2020 tarihinden itibaren ve halihazırda Kahramanmaraş Valiliği Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü nezdinde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalıştığı görülmektedir. Bu durumda Bölge İdare Mahkemesince, davacının askerlik öncesindeki sigortalı çalışmasının karşılığı almış olduğu ücretin, o tarihteki asgari ücrete oranın belirlenmesi ve askerlikten sonra elde ettiği gelirlerin ilgili tarihlerine göre güncellenmesi suretiyle gelir kaybı olup olmadığının tespit edilmesi, bunun yanında 16/07/2012-01/04/2013 ile 05/11/2018-01/04/2020 tarihleri arasında davacının sigortalı bir çalışması bulunmadığı için bu dönemlerde çalışmamasının hepatit B hastalığı ile bir alakası olup olmadığının araştırılması, varsa bu dönemlere ilişkin de gelir kaybı hesabının yapılarak varsa davacının zararının ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. B.2.a-2) Davacının güç (efor) kaybının incelenmesi: Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Dava konusu olay neticesinde, davacının kalıcı iş gücü kaybı olup olmadığının tespiti için bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sağlık raporu alınması, davacının iş gücü kaybı olduğunun tespiti halinde ise hangi oranda iş gücü kaybı olduğu belirlenmişse, davacının o oranda günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır. Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ dahil) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının kalıcı bir iş gücü kaybı olduğunun tespiti halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. B.2.b-) Manevi tazminat yönünden; Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir. Bu durumda, manevi tazminatın davacının yaşadığı hastalık nedeniyle duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetilerek, manevi tazminat miktarının tayininde dava konusu olay neticesinde davacının kalıcı bir iş gücü kaybının olması halinde bu durumun daha ağır bir elem ve üzüntüye sebebiyet vereceğinin de dikkate alınması suretiyle Bölge İdare Mahkemesince manevi tazminat miktarı takdir edilmelidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;... İdare Mahkemesi kararının ön karar başvurusunun reddi işleminin iptali isteminin incelenmeksizin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine yönelik kısmına yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 03/12/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, Bölge İdare Mahkemesince verilen temyize konu karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla bozma yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.