5. Ceza Dairesi 2012/9257 E. , 2013/9989 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle, ödeme belgelerindeki sa…
**5. Ceza Dairesi 2012/9257 E. , 2013/9989 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle, ödeme belgelerindeki sahte imzalar nedeniyle sanık hakkında sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içinde mahallinde yasal işlem yapılması mümkün görülmüştür. PTT Teftiş Kurulu Kontrolör raporu içeriği, tanıkların bir kısmının beyanları, sanığın havale bedellerini kimlik tespiti yapmadan ödüyordum şeklindeki savunması, suça konu havalelerin büyük çoğunluğunun göndericisi merkezine iade edilmeyen asker maaşı havalelerinden oluşması, merkez müdür vekilinin birkaç yıldır sistemde bekleyen havale bedellerinden her gün birkaç adedinin sanık tarafından kimlik tespiti yapılmadan ödendiğine ilişkin tespitleri, iş yoğunluğundan şikayetçi olan sanığın havale sahiplerinin yakınlarına ödeme yapıyordum şeklindeki savunmasının inandırıcılıktan yoksun olması ve eylemin daire dışı araştırma ile bir kısım tanık beyanlarına başvurulmak suretiyle tespitinin mümkün bulunması hususları nazara alındığında, sanığın sübut bulan zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde suç vasfında hataya düşülerek görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Hükümden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü karşısında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğunun nazara alınmaması, Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK'nın 53/3. madesi gereğince kendi altsoyu üzerindeki haklar yönünden 53/1-c maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, TCK'nın 51/3. madde ve fıkrası gereğince cezası ertelenen sanık hakkında belirlenen denetim süresinin mahkum olunan ceza miktarından az belirlenemeyeceğinin gözetilmemesi, Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücreti ödemesine hükmedilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.