T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2025/63 KARAR NO : 2025/1002 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2024 NUMARASI : 2023/38 Esas…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2025/63 KARAR NO : 2025/1002 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2024 NUMARASI : 2023/38 Esas - 2024/468 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; davacı firma aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2019/13019 Esas sayılı dosyasına ilişkin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinin ipoteğe konu gayrimenkullerin satılması ile sonlandırıldığını, ipoteğe konu gayrimenkullerin borcu karşılamadığı için aynı takipte alınan rehin açığı belgesi ile Ankara İcra Müdürlüğünün 2020/899 esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, ancak İpotek veren 3.kişinin sorumluluğu satış bedeli ile sınırlı olduğunu, alacak satış bedeli ile karşılanmadığı takdirde açıkta kalan tutar asıl borçlunun kişisel borcu olup ipotek veren 3.kişiden bu tutarın istenemeyeceğini, aksi durumun süresiz şikâyet konusu olduğu gibi iptale tabi olduğundan, davacı aleyhine takip başlatılmasının mümkün olmadığı gibi bu şekilde başlatılan takipte borçlu olamayacağını, İİK'nun 152. maddesinde; ipotekli taşınmaz satılıp da tutarı takip olunan alacağa yetmezse, alacaklıya bütün veya geri kalan alacağı için bir belge verilir. Bu rehin açığı belgesi ile borçlu aleyhine takip yapılabileceğini, rehin açığı belgesi, borçtan şahsen (kefil veya müşterek borçlu olarak) sorumlu olmayan ipotek veren aleyhine düzenlenemeyeceğini, ve bu belge ile üçüncü şahıs ipotek veren aleyhine takip yapılamayacağını, borçtan şahsen sorumluluğu olmayan, sadece ipotek veren sıfatına haiz bulunan üçüncü kişinin bu borçtan sorumluluğu, taşınmazının ihale bedeli ile sınırlı olduğundan, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla taşınmazın satılması halinde sorumluluğu kalmayacağını bu nedenle onun hakkında İİK.nun 152. maddesi gereğince kesin rehin açığı belgesi düzenlenemeyeceğini, bu sebeple kanuna ve yerleşik yargıtay kararlarına aykırı olarak başlatılan takipte davacının borçlu olarak kabulü mümkün bulunmadığını, ... İnşaat Limited Şirketi İle davalı ... (...) arasında imzalanan 14.12.2017 sözleşmenin ikinci tatili başlıklı 21.03.2019 tarihli sözleşmenin 3.maddesi a bendinde aynen "yüklenici ... İnşaat Limited Şirketi tamamlanmış iş seviyesine göre fazla tahsil ettiği bedelin teminatı olarak maliki ... olan Akçaabat İlçesi Yaylacık mahallesinde kain 3+1 dairelerden dört tanesini işveren lehine her biri için 500.000 TL değerinde 1. Derece İpotek Tesis edecektir." şartının kararlaştırıldığını ve bu sözleşmeye istinaden davacı ... bahse konu daireleri ... Grup Ltd.Şti gurubun borcuna teminat olarak ipotek ettiğini, Sözleşme içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı ... Yapı Limited Şirketi sadece ipotek borçlusu olup asıl borçla hiçbir bağlantısı olmadığını, davalı ... Ghazi Tahir Shaath (... ) 28. İcra Müdürlüğünün 2019/13019 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatarak Akçaabat Yaylacık Mahallesi 700 Ada 5 Parsel B Blok 4,16,19 ve 20 Nolu bağımsız bölümler üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesini talep ettiğini, asıl borçlu eklenmeden sadece ipotek borçlusu aleyhine işlem başlatılmasının usulsüz olduğunu, ipoteğe konu gayrimenkullerin takip borcunu karşılamadığından ipotek borçlusu üzerine rehin açığı belgesi alınarak davacı aleyhine ilamlı takip başlatıldığını, sözleşmelerden açıkça anlaşılacağı üzere davacının asıl borcun muhatabı olmadığı gibi kefili dahi olmadığını, bahse konu takipteki alacağını alamadığından bahisle davalının Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/102 Esas Sayılı dosyası ile müvekkil adına tasarrufun iptali davası açmış olup kanuna aykırı bir takiple davacıdan haksız olarak takip tutarını tahsil edilmeye çalışıldığını ileri sürerek, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2020/899 Esas sayılı dosyasına konu rehin açığı beleşine istinaden davacının borcunun bulunmadığının tespitine ve takibin iptaline % 20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; dava dışı Sön-Mez İnşaat Nakliyat Turizm Temizlik Hizmetleri Mobilya ve Tekstil San Ltd. Şirketi ile Müvekkil ... arasında 14,12,2017 tarihinde müvekkile ait arsa üzerine anahtar teslimi eser sözleşmesi imzalandığını, daha sonra sözleşmenin tarafı Sön-Mez Ltd Şti sözleşme şartları gereği davacı ... Yapı Ticaret Ltd şirketi tarafından davalı müvekkil lehine 22,03,2019 tarih 3118 yevmiye ile Akçaabat Tapu Müdürlüğünce ipotek resmi senedi düzenlendiğini, sözleşmeye göre müşterek borçlu ve müteselsil olarak 2.000.000 TL bedelli ipotek tesis olunduğunu, daha sonra ipoteğin paraya çevrilmesi için Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2019/13019 E sayılı dosyasında takip başlatılmış ve ipoteği konu gayrimenkuller satılarak paraya çevrildiğini, 2.000.000 TL ipotek limitinden satış bedelleri düşüldükten sonra bakiye alacak olan 1,856,000 TL için 19.07.2022 tarihinde, bu dosyanın rehin açığı belgesi düzenlenerek hitam olduğunu, alınan rehin açığı belgesi ile Ankara 28 İcra Müdürlüğü 2020/899 E sayılı dosyadan başlatılan takibin kesinleştiğini, daha sonra bu dosyadan alınan geçici aciz belgesi ile tasarrufun iptali davası açıldığını, her ne kadar ipotek tesis edilen gayrimenkulün daire olduğu söylense de kat irtifakı kurulmuş boş arsa olduğunu, zaten daire olsaydı borcu limit dahilinde karşılar nitelikte olacağını, bu durum davacının ipotek tesis tarihinde dahi kötüniyetli davrandığının delili olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla gayrimenkulün satılması ile sona ereceği, ancak, borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak da sorumlu olması durumunda ipotek veren aleyhinde de asıl borçlu gibi İİK. mad. 150/f ve 152'de yer verilen rehin açığı belgesi düzenlenebileceği ve bu belge ile ipotek veren aleyhinde de takip yapılabileceğini, TMK. mad. 851 ve 881'de ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde ise borcun ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmış olduğunu, TMK. mad. 875'de belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşamayacağının belirgin olduğunu, yapılan takipte alacak miktarı kesin rehin açığı belgesinde belirtilen miktardan fazla olamayacağını, bu durumun davalının kabulünde olduğunu, takibin de bu miktar (1.856,000 TL) üzerinden yapıldığını, kötüniyetli veya hukuka aykırı hiçbir hususun bulunmadığını, davacı yan sadece Resmi Senette davacının ipotek tesisinde müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı hususunu göz ardı ettiğini veya resmi senedi incelenmeden iddia da bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Taraflar arasında; davacı şirketin taşınmazları üzerinde davalı lehine ipotek tesis ettirdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; eldeki menfi tespit davasına konu icra takibinde rehin açığı belgesi ile davacı aleyhine takip yapılıp yapılamayacağı ve ipoteğin paraya çevrilmesinden sonra davacıdan talep edebilecek bir alacağın bulunup bulunmadığı, varsa icra takip tarihi itibariyle miktarı hususlarında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan hesap uzmanı bilirkişi raporunun, usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli olduğu görülmüştür. Davacı ipotekli taşınmaz maliki şirket, tesis edilen ipoteğin asıl borçlu ... İnş. Nakliyat Turz. Hiz. Mob. Ve Tekst. San Ltd. Şti nin alacaklı ile akdettiği eser sözleşmesi gereği üstlendiği borcu zamanında ve tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle tesis edildiğini, davacının şahsen borçlu ve borçtan sorumlu olmayıp üçüncü kişi olduğunu, asıl borçlu lehine, davacı taşınmaz maliki tarafından 2.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere üst sınır ipoteğinin tesis edildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yönündeki icra takibi sonucunda ipotekli taşınmazların satıldığını ve bunun sonucunda sorumluluğunun sona erdiğini belirterek Rehin açığı belgesi ve buna dayanak alınan icra takibi sebebiyle borçsuzluğun tespitini talep etmiştir. Davalı taraf ise, İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla gayrimenkulün satılması ile üst sınır ipoteğinin sona ereceğini, ancak, ipotekli taşınmaz malikinin borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak da sorumlu olması durumunda ipotek veren aleyhinde de asıl borçlu gibi İİK. mad. 150/f ve 152'de yer verilen rehin açığı belgesi düzenlenebileceği ve bu belge ile ipotek veren aleyhinde de takip yapılabileceğini, resmi senette davacı ipotekli taşınmaz malikinin, ipotek tesisinde müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu nedenle kesin rehin açığı belgesinde belirlenen tutardan davacının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İpotek resmi senedinde; "... İle ...’ın arasındaki 14/12/2017 tarihli ‘ anahtar teslimi betonarme karkas inşaat yapım işi eser sözleşmesi” ve buna bağlı ek sözleşmelerden doğan ve doğacak olan hak ve alacaklarına teminat teşkil etmesi için 2.000.000,00TL bedel mukabilinde müşterek borçlu ve müteselsilen ... lehine ... Parsel Blok/Giriş :B/ 20 nolu Bağ.Bölümler üzerine 1 .derecede olmak üzere FAİZSİZ faiz oranı ve 22/04/2019 süre ile ipotek tesis ettiklerini ve ipotek alacaklısı ...'a ... vekaleten bu ipoteği ... lehine aynı bedel ve şartlarla kabul ettiği…" belirtilmiştir. 14.12.2017 tarihli ‘ anahtar teslimi betonarme karkas inşaat yapım işi eser sözleşmesi ve buna bağılı Ek Sözleşmeler alacaklı ... ile borçlu (eser sözleşmesinde bina yapımını üstlenen edim borçlusu) ... İnşaat Nak. Tur.Tem. Mob ve Teks.San Tic.Ltd. Şti arasında akdedilmiştir. Bu sözleşmelerde davacı ipotekli taşınmaz maliki ... Yapı Tic.Ltd.Şti. nin imzası bulunmadığı gibi, ipotekli taşınmaz malikinin bu sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğuna ilişkin bir irade beyanı da sözleşmelerde yer almamıştır. Bu çerçevede resmi senette yer alan bu hususun gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; TBK 583 f.1c.2'ye göre, müteselsil kefil olma iradesi kefilin el yazısıyla ortaya koyulmalıdır. Resmi şekil el yazısı gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Resmi şeklin el yazısı gerekliliğini ortadan kaldıracağı kabil edilse bile, kefalet sözleşmesi bakımından resmi şekli gerçekleştirecek olan makam tapu memuru olmayıp noterlerdir. Tapu memuru ancak yasa tarafından yetkili kılındığı sözleşmeler bakımından resmi şekli gerçekleştirebilir. Kefalet sözleşmesinin bu sözleşmelerden biri olduğu söylenemez. Bu durumda, ipotek sözleşmesinde yer alan kefalete ilişkin beyanın geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca; ipotekli taşınmaz malikinin ipotek resmi senedi ile verdiği üst hat ipoteğinin borçlu tarafından değil, bir başkası tarafından verildiği, bu nedenle öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen icra takibinin hem asıl borçluya, hem de ipotek tesis edene birlikte yöneltilmesi gerekecektir. Ancak, alacaklı tarafından asıl borçluya icra takibi yöneltilmemiş, borçlu hakkında ayrı bir icra takibi de yapılmamıştır. Asıl borçlu takip edilmeden, doğrudan asıl borçla ilişkisi bulunmayan ipotek veren davacıya karşı takip yoluna başvurulması da mümkün değildir. İpotek akit tablosuna göre asıl borçlu lehine, 3. kişi tarafından 2.000.000,00 TL için üst sınır ipoteği tesis edilmiştir. İpotek lehtarı davalı alacaklının yaptığı takip sonucunda taşınmazın toplam 144.000,00TL'ye alacağa mahsuben alacaklıya satılmıştır. İpotek veren davacı 3.ncü kişi ipotekli taşınmaz malikinin sorumluluğu, ayni sorumluluk olup, ipotek konusu taşınmazın değeriyle sınırlıdır. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucu taşınmazın satılması ile sona ermiştir. Bu nedenle 3. Kişi aleyhine rehin açığı belgesine dayanarak takip yapılamayacağı kanaatine varılmıştır. Yukarıda belirtilen gerekçelerle; 3. kişi davacı ipotekli taşınmaz maliki aleyhine rehin açığı belgesine dayanarak takip yapılamayacağından davacının rehin açığı belgesine dayalı Ankara 28.İcra Müdürlüğünün 2020/899 Esas sayılı dosyasıyla girişilen icra takibinde davalıya borçlu bulunmadığı" gerekçesi ile, davanın kabulüne, davanın kabulüne, davacının Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/899 Esas sayılı icra takibine konu rehin açığı belgesine istinaden davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ipotek belgesi ile borç tesis edilemeyeceğini ve kefalet ilişkisi kurulamayacağını ayrıca kefil olma iradesinin kefilin el yazısıyla ortaya koyulması gerektiğini, böyle bir iradenin varlığını kefalet belgesinin dışında kalan ve kefalet belgesinde bir dayanağı bulunmayan olgulara dayanarak ispatlanmasının mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararının müvekkili davacının, davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine dair kararının isabetli olduğunu ancak, kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının kötüniyetle hareket ettiğini, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen 14/12/2017 tarihli anahtar teslimi betonarme karkas inşaat yapım işi eser sözleşmesinde ve buna bağlı ek sözleşmelerden doğan ve doğacak olan hak ve alacaklarına teminat teşkil etmesi için 2.000.000,00 TL bedelli müşterek borçlu ve müteselsilen üst limit ipoteği düzenlendiğini, ipotek resmi senedinde kefil iradesinin el yazısıyla yazılmayacağını, ipotek resmi senedinde düzenlenen hususlar ile kefalet sözleşmesinde düzenlenen hususların ayrı ayrı sözleşmelere konu olduğunu, kefalet sözleşmesinin resmi şekle tabi olmadığını, sadece yazılı şekle tabi olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere noterde düzenlenmesini gerektirir bir şekil şartı bulunmadığını, TTK. 7. maddesi gereğince ticari bir iş için birden fazla kişi borç altına giriyorsa, bu kişilerin müteselsilen sorumlu oldukları karinesinin mevcut olduğunu, TTK. 7. maddesi uyarınca ticari işlerde müteselsil kefil olmanın esas kabul edilmesi gerektiğini, bu hususun ayrıca kefilin el yazısı ile yazmasının aranmaması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı ipotek borçlusu, davalı gerçek kişi ipotek alacaklısı ve aynı zamanda iş sahibidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına, 3-Davalı taraftan alınması gereken 137.024,24 TL istinaf karar harcından peşin alınan 34.256,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 102.768,17 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilgilisi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır