Başvurucu; aleyhinde açılan ceza davası nedeniyle 10/11/2008 tarihinde tutuklanıp 11/3/2014 tarihinde azami tutukluluk süresinin aşılması nedeniyle tahliye edildiğini, 8/7/2014 tarihinde ise hükümle birlikte gerekçesiz olarak yeniden tutuklandığını ve itiraz merciinin de gerekçesiz bir biçimde talebini reddettiğini belirterek Anayasa’nın 13. , 19. , 36. ve 14 maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu; aleyhinde açılan ceza davası nedeniyle 10/11/2008 tarihinde tutuklanıp 11/3/2014 tarihinde azami tutukluluk süresinin aşılması nedeniyle tahliye edildiğini, 8/7/2014 tarihinde ise hükümle birlikte gerekçesiz olarak yeniden tutuklandığını ve itiraz merciinin de gerekçesiz bir biçimde talebini reddettiğini belirterek Anayasa’nın , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 15/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonrasında nitelikli adam öldürme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından yargılandığı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/412 sayılı dosyasında yapılan yargılama safahatında; 10/11/2008 tarihinde tutuklanmış, dosyanın iki kez Yargıtay Ceza Dairesi tarafından bozulması sonrasında Mahkeme tarafından yapılan üçüncü yargılamada 11/3/2014 tarihinde verilen ara kararı ile azami tutukluluk süresinin dolması üzerine tahliye edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/539 Esas sayılı dosyasında 8/7/2014 tarihli son duruşmada “kan gütme saikiyle öldürmeye yardım etme” suçundan başvurucunun 16 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve “verilen ceza miktarı dikkate alınarak hükmen tutuklanmasına” karar verilmiştir. Başvurucunun hükmen tutukluluğa yaptığı 9/7/2014 tarihli itiraz, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 14/7/2014 tarih ve 2014/808 Değişik İş sayılı kararla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 4/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun yargılandığı dava, temyiz aşamasında derdesttir. Başvurucu 15/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” Anılan tarihteki haliyle 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.”