Başvuru, askerliğe elverişli olmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak kendisine askerlik yaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, askerliğe elverişli olmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak kendisine askerlik yaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın maddesinde düzenlenen mülkiyet ve maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 7/4/2014 tarihinde Vezirköprü Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiş; Bakanlık, yazılı görüşünü 14/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 28/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevaplarını içeren dilekçesini 2/2/2015 tarihinde sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu olan yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 21/2/2012 tarihinde askerlik görevini yapmak üzere askere sevk edilmiş, İstanbul Boğaz Komutanlığı Güvenlik Tabur Komutanlığında görevliyken GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince düzenlenen 30/1/2013 tarihli raporla askerliğe elverişli olmadığına karar verilip aynı tarihte terhis edilmiştir. Söz konusu rapor 6/3/2013 tarihinde onaylanarak kesinleşmiş, başvurucu bu raporun 30/4/2013 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, 25/4/2013 tarihinde Vezirköprü PTT Şubesinde kayda giren tazminat talepli dilekçesiyle idareye başvurmuş; başvurunun zımnen reddi üzerine 9/9/2013 tarihinde açtığı dava ile 000 TL maddi, 500 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. AYİM İkinci Dairesi, 25/9/2013 tarihli ve E.2013/1261, K.2013/1111 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar oyçokluğu ile alınmış olup kararın ilgili kısmı şöyledir:“… davacının durumu değerlendirildiğinde; 2012 tarihinde askere sevk edilen davacının İstanbul Boğaz K.lığı Güvenlik Tabur Komutanlığında görevli iken sevk edildiği GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince düzenlenen 2013 tarih ve 1317 sayılı raporu ile “hidronefroz, ürteropelvik bileşke obstürksiyonu ile birlikte (sağ hidronefroz)” tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, bu rapora binaen aynı tarihte (2013) terhis edildiği, söz konusu raporun 2013 tarihinde onaylanarak kesinleştiği, Mahkememizin yerleşik içtihatlarında da benimsendiği üzere davacının lehine yorum yapılarak zarardan raporun onay tarihi itibariyle (2013) haberdar olduğunun kabulü gerektiği, zararın rapor onay tarihinde kesin bir biçimde öğrenilmiş olması sebebi ile sonradan bu kesinliği teyid eder mahiyetteki yeni bir takım işlemlerin yapılmış ve/veya muhatabına bildirilmiş olmasının başvuru süresini ve dolayısıyla da dava açma süresini etkilemeyeceği, bu nedenle fiili terhis tarihinden itibaren veya lehe kabulle raporun onay tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içinde doğrudan dava açılması veya ihtiyari müracaatta bulunulması üzerine ihtiyari müracaat tarihine kadar geçen dava süresi de dikkate alınarak dava açma süresi içerisinde iş bu davanın açılması gerekirken, davacı vekilinin 2013 tarihinde Vezirköprü PTT Şubesinde kayda giren tazminat talepli dilekçesi ile davalı idareye müracaat bulunulduğu, davalı idarece bu müracaata herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 60 günlük idari dava açma süresi geçtikten sonra 2013 tarihinde dava açtığı, böylelikle işbu davanın 1602 sayılı AYİM Kanununun 42 ve Maddelerinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi içinde yapılmadığı anlaşılmış ve süreaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” Karşıoy gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“Bu değerlendirme kapsamında işlemden doğan tam yargı davasına konu olan olayda, davacının askerliğe elverişli olmadığına ilişkin kesinleşen sağlık kurulu raporunun davacıya tebliğinden önce 2013 tarihli dilekçeyle ihtiyari idari müracaatta bulunduğundan zararı bu tarihte öğrendiği kabul edilerek 60 günlük dava açma süresinin başlatılması gerektiği, davacının müracaatına cevap verilmediğinden 60 günlük cevap verme süresinin (müracaatın idareye ulaştığı 2013 veya 2013 tarihinden başlatılması durumunda) 2013 veya 2013 tarihinde zımni olarak reddedildiğinin kabul edilmesi gerektiği, anılan tarihlerden itibaren 60 günlük dava açma süresinin çalışmaya ara verme süresi (2013-2013) içinde sona erdiği, 1602 sayılı Yasanın 86'ncı maddesine göre de; ara vermenin sona erdiği 06 Eylülden itibaren yedi gün sürenin uzatılmış sayıldığı ve sürenin son günü tatil gününe rastlarsa sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı, bu durumda 06 Eylül 2013 tarihinden itibaren sürenin 7 gün uzamış olduğu, davanın da bu süre içerisinde 2013 tarihinde (pazartesi) açılmış olması sebebiyle davada süre aşımı bulunmadığı ve bu nedenle davanın esastan görülmesi düşüncesinde olduğumdan, davanın süre aşımı yönünden reddine karar veren sayın çoğunluk görüşüne katılamadım.” Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 26/2/2014 tarihli ve E.2014/343, K.2014/257 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar başvurucuya 21/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “İhtiyari müracaat” başlıklı maddesinin (a) bendi şöyledir: “Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.” 1602 sayılı Kanun’un “Dava açma süresi” başlıklı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: “Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.” 1602 sayılı Kanun’un “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı maddesi şöyledir: “İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”