İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2025 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarihli 2022/... Esas ve 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "Çözüm Danışmanlık" isimli firma adı altında işyerlerine danışmanlık hizmeti verdiğini, bu kapsamda…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/643 - 2025/1736 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/643 KARAR NO : 2025/1736 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/01/2023 NUMARASI : 2022/... Esas 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... HİZMETLERİ İNŞAAT TAAHHÜT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali ( Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2025 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarihli 2022/... Esas ve 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "Çözüm Danışmanlık" isimli firma adı altında işyerlerine danışmanlık hizmeti verdiğini, bu kapsamda davalı ile müvekkili arasında 29.09.2020 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya sağlanan indirimler ve danışmanlık hizmeti nedeni ile davalının yararlandığı miktarın % 10'u oranında müvekkiline ödeme yapması gerektiğini, ancak Nisan-Mayıs- Haziran-Temmuz- Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin danışmanlık ücretlerinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkili tarafından bu aylara ilişkin fatura kesilerek davalıya gönderildiğini ancak faturaların ödenmemesi sebebi ile Mersin 5. İcra Müd 2021/... E sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkilinin SGK ' dan teşvik alması amacı ile 29.09.2020 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, anlaşmanın tamamen hizmete dayalı olduğunu, iş olmadığı zamanlarda davacıya herhangi bir ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, müvekkil danışmanlık hizmeti alır iken davacının sözleşmeye uymaması nedeni ile müvekkilinin SGK' ya 207.780,59 TL para cezası ödemek zorunda kaldığını, talebin bu nedenle haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Yapılan incelemede alacaklı ... tarafından Mersin 5. İcra müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 8 ADET fatura alacağı olduğu, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu, borçlunun itiraz dilekçesinde alacaklıya herhangi bir borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiği, akabinde eldeki davanın açıldığı, mahkememizce celp edilen belgeler doğrultusunda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği ve bu hususta gerekli 400,00- TL delil avansını yatırmak üzere davacı vekiline 22.09.2022 tarihli duruşmada 2 hafta kesin süre verildiği, ancak verilen kesin süreye rağmen davacı vekilinin delil avansını yatırmadığı, söz konusu avansın 2 haftalık kesin süreden sonra 25.10.2022 tarihinde yatırıldığı, bu nedenle davacı tarafın iş bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, bu hali ile davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiği, sunulan belgeler, incelendiğinde ise davacının takip konusu faturalardan kaynaklı alacaklı olup olmadığının anlaşılamadığı, tek başına fatura düzenlenmesinin alacağın varlığına yeterli kanıt oluşturmayacağı, faturaya konu hizmetlerin davalıya verildiğinin ispat edilmesi gerektiği, ancak bu hususun ispatlanamadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin danışmanlık hizmeti verdiği ve fatura kestiğinin sabit olduğunu, davalı şirket SGK teşviklerinden faydalandığını ve bu da hizmetin verildiğini de ispatladığını, ilk derece mahkemesince eksik avans yatırıldığı gerekçesiyle davanın red edilmesinin hatalı olduğunu söz konusu avansın 2 haftalık kesin süreden sonra 25.10.2022 tarihinde yatırıldığı iddia ederek verilen kararın hatalı olduğunu davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarihli 2022/... Esas ve 2023/... Karar sayılı sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, fatura alacaklarına dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine dair karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 94. maddesinde, “Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir" düzenlemesi var iken 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile "Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder” cümlesi maddeye eklenmiştir. Bu cümle maddeye daha sonra eklenmiş ise de değişiklik öncesi halinde dahi kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için belirtilen hususların hakim tarafından yerine getirilmiş olması gerekir. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde ara kararı gereğini yapmayan veya gereken giderleri vermeyen taraf, sadece ara kararına konu edilen iş veya işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde ara kararında belirtilen işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir. Kesin süre gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle doğrudan davanın reddine karar verilemez. Kesin süreye uyulmamasının doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, taraflara bir iş veya işlemin yapılması konusunda kesin süre verilebilmesi ve kesin süre gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle yapılması istenilen iş veya işlemin tarafların yükümlülüğünde olan belirli bir iş veya işleme ilişkin olması, kesin süre verilmesine ilişkin ara kararında yapılması gereken iş ve işlemlerin neler olduğunun açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmesi, gider için kesin süre veriliyorsa ara kararında hangi iş için, nereye ve ne kadar gider yatırılması gerektiğinin de açıkça ve ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin yapılması istenilen iş veya işlemin yerine getirilebilmesine yetecek uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının taraflara açıklanması ve tarafların bu konuda açıkça uyarılmış olması zorunludur. Kesin süre verilen tarafın duruşmaya katılmış olması halinde ayrıca tebliğ yapılması gerekmez ise de duruşmaya katılmamış tarafa verilen kesin sürenin kendisine tebliğ edilmesi gerekir. Kesin sürenin başlangıç tarihi de bu tebliğ tarihine göre belirlenecektir. Kişinin tebliğ yapılarak haberdar edilmediği bir sürenin başlamış olduğu ve işleyerek dolduğundan söz edilemeyeceği için kesin sürenin sonuçları da ortaya çıkmış olmayacaktır. Verilen kesin sürenin şekli olarak yukarıdaki koşullara uygun olması yeterli olmayıp içeriği itibarıyla da ilgili olduğu kurallara uygun olarak verilmesi gerekir. Bu yönüyle somut olaydaki önemi bakımından delil avansı ve gider avansına ilişkin kurallar üzerinde de durulması gerekir. 6100 sayılı HMK’nın 120. maddesinde gider avansı, 324. maddesinde ise delil avansı düzenlenmiş olup, bu iki kavram birbirinden farklıdır. Gider avansı davanın başında davacının dava açarken Gider Avansı Tarifesi’ne göre yatırdığı, belirlenebilir bir miktarı ifade ederken, delil avansı dava aşamasında bir delile dayanan ve bu delilin toplanmasını isteyen tarafın yatırdığı miktarı ifade eder. 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinin "g" bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, anılan Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında ise, bu koşulun mevcut olup olmadığını, mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında bu şartın noksanlığı tespit edilirse, davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrasında; harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda, davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir. "Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır....", ikinci fıkrasında ise; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak, delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının belirtildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45/4. maddesinin de aynı doğrultuda hükümler içerdiği görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince 22/09/2022 tarihli celsede " ...davacının tacir araştırması için Uray vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılmasına, İşkur mersin il müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının teşvik belgelerinin ve davalı tarafından teşvik ile alakalı indirimlerin geçersiz sayılması nedeniyle ödenen idari para cezasına ilişkin dosyanın gönderilmesinin istenilmesine, davacı vekiline müvekkili tarafından davalıya gönderilen mail kayıtlarını sunmak üzere 2 hafta süre verilmesine, eksiklikler giderildiğinde, dosyanın mahkememizce resen seçilen 1 mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek; tarafların tüm iddia ve savunmaları, dava dosyası içeriği, icra takip dosyası, tarafların defter ve belgeleri incelenmek suretiyle; icra takip tarihi itibariyle, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve ferileri hakkında bilirkişi raporu alınmasına, bilirkişiye 750,00 TL ücret takdirine, dosyada 402 TL avans bulunduğu anlaşılmakla raporun tebliğ giderleri ve bilirkişi ücreti nazara alınarak 400 TL delil avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına ve makbuzun dosyaya ibraz edilmesine, iki haftalık kesin süre içerisinde delil avansı yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesi taleplerinden vazgeçilmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut delil durumu itibariyle değerlendirilerek karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına (ihtarat yapıldı.) Bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine..." şeklinde ihtarat yapıldığı, davacı vekili tarafından 25/10/2022 tarihinde bilirkişi incelemesi için masraf yatırıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece 22/09/2022 tarihli celsenin 4 nolu ara kararı incelendiğinde eksiklikler giderildikten sonra mali müşavir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek eksik olan 400,00 TL bilirkişi ücreti ve masrafın yatırması için davacı vekiline kesin süre verildiği, ancak sırası gelmediği halde kesin süre verilerek ara oluşturulduğu, söyle ki; ara kararda eksiklikler giderildikten sonra bilirkişi incelemesi yapılacağı kararlaştırıldığından, ancak mahkemece henüz eksik hususlar tamamlanmadığından ve bu nedenle bilirkişi incelemesine sıra gelmediğinden mahkemece kesin süre verilmesi usulüne uygun olmadığı gibi, davacı vekili tarafından celse talikine sebep olmayacak şekilde eksik bilirkişi ücretinin yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece süresi içinde delil avansı yatırıldığı kabul edilerek, varsa toplanmayan delillerin toplanması ve ara karar gereği bilirkişi incelemesi yapılması ve oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarihli 2022/... Esas ve 2023/... Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)-Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarihli 2022/... Esas ve 2023/... Karar sayılı kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 179,90.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde istinaf eden davacıya İADESİNE, 5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olmak üzere 17/09/2025 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır