Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5234 E. , 2024/295 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5234 Karar No : 2024/295 DAVACI : … DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVANIN_ÖZETİ : İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu 20/08/2021 tarih ve 13441 sayılı Genel Yazısı'nın aşısız veya hastalığı geçirmemiş kişilerin özel araç hariç uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirl…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5234 E. , 2024/295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5234 Karar No : 2024/295 DAVACI : … DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVANIN_ÖZETİ : İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu 20/08/2021 tarih ve 13441 sayılı Genel Yazısı'nın aşısız veya hastalığı geçirmemiş kişilerin özel araç hariç uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirlerarası seyahatler için de negatif sonuçlu PCR testi zorunluluğu getirilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına aykırı olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, Genelge'nin örtülü olarak zorunlu aşı yaptırmayı amaçladığı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda da koronavirüsle mücadeleye ilişkin bir hükme yer verilmediği, Genelgenin (idari işlemin) hukuki belirlilik, hukuki kesinlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gibi yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, koronavirüs hastalığının ortaya çıkmasını engellemek üzere geliştirilmiş bir ilaç bulunmadığı, hasta kişilerin Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı rehbere göre tedavi edildiği, halihazırda kesin tedavisi bilinmeyen, semptomatik ve deneysel tedavi ile sonuç alınmaya çalışılan hastalığın salgın niteliğinin engellenmesi amacıyla önleyici tedbirler alındığı, hastalığın yayılmasında “süper-yayılma olayları”nın etkisinin büyük olduğu, hastalığın yayılımının önlenmesi açısından hastalık bulgusuna sahip kişilerin tespitinin büyük önem arz ettiği, hastalığın tespitini kesin olarak mümkün kılan yöntemin moleküler testler olduğu, ülkemizde bu tanının PCR testi ile konulduğu, salgını büyük ölçüde kontrol altına alan Güney Kore’nin bu yöntemi kullandığı, salgınla ilgili olarak öngörülen tedbirlerin, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından salgının seyri dikkate alınarak geliştirilen önerilerin Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde görüşülerek kararlaştırılmasından sonra hayata geçirildiği, Anayasa’nın 123. maddesi uyarınca idarenin kuruluş ve görevleri itibariyle bir bütün olduğu, tek tek bireylerin değil ama toplumun genel sağlığını ilgilendiren ve kolluk hizmetleri kapsamında yer alan bir hususun düzenlenmesine ilişkin yetkinin Bakanlıklarına ait olmadığının değerlendirilmesinin olanaksız olduğu, PCR zorunluluğunun Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde görüşülerek karara bağlandığı, Genelge ile düzenlenenin ise bu hususun takibi olduğu, Genelge’nin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka uygun olduğu, Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinin 2. fıkrasına göre daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden birinin varlığı durumunda kişinin rızası dışında müdahalede bulunulmasının hukuka aykırı olmadığı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27. maddesi ile Umumi Hıfzıssıhha Kurullarına önlem alma yetkisi verildiği, yine bu Kanun’un 72. maddesi uyarınca salgının yayılmasının önlenmesi bakımından önlem alınabileceği, uygulanmakta olan tedbirlerin asıl çıkış noktasının semptom göstermemiş veya henüz semptom göstermemiş kişiler aracılığıyla salgının yayılmasının önlenmesi olduğu, halk sağlığının korunmasının amaçlandığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesi, 5. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6. maddesi, 5. fıkrasında, "Dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması halinde, otuz gün içinde posta ücretinin tamamlanması daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Posta ücreti süresi içinde tamamlanmazsa dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay içinde, noksanı tamamlanmak suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur." hükmü yer almaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; bakılan dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması nedeniyle eksilen posta ücretinin tamamlanması için Dairemizin 24/06/2022 ve 12/10/2022 tarihli yazıları ile iki defa bildirimde bulunulmasına ve aksi hâlde dosyanın işlemden kaldırılacağının davacıya duyurulmasına rağmen bildirimlerin gereğinin davacı tarafından yerine getirilmediği, bunun üzerine Dairemizin 14/06/2023 tarihli kararı ile dosyanın işlemden kaldırılmasına, tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde noksanlığın tamamlanmasının, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacıya bildirilmesine karar verildiği, anılan kararın davacıya 18/09/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davacı tarafından üç ay içinde eksilen posta ücretinin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, bakılan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesi, 5. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesi, 5. fıkrası hükmü uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2. Aşağıda ayrıntısı gösterilen … TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta işlemlerinde kullanılan … TL resmî posta parası ile işbu kararın tebliği için kullanılacak … TL resmi posta parası toplamı olan … TL'nin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, tebligat ücretine yetmemekle birlikte davacı tarafından yatırılan posta avansından kalan … TL'nin ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 21/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.