Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketin ortak ve ... Başkan Yardımcısı olduğunu, ortaklar arasında ihtilaf bulunduğunu, Yönetim Kurulunun iki üyeli olması nedeniyle toplanamadığını, diğer ... üyesinin şirketi zarara uğratacak işlemler yaptığını, diğer hissedar ortak ve Şirket Yönetim Kuruluna, Genel Kurul yapılması yönünde ihtarname gönderildiğini, ortaklardan ...'nın da ... 13. ATM'den Genel Kurula izin talep ettiğini, belirterek TTK 410/2 gereğince davacıya Genel
davacı vekilinin tedbir talebinin reddine dair ara karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ...'nin %51 oranında, davalının ise %49 oranında ortağı olduğunu ve taraflar arasında şirket yönetimine ilişkin bir takım uyuşmazlıklar meydana geldiğini, müvekkilince keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 10.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle genel kurulu toplantıya çağrılması talebinde bulunulduğunu, talebin karşılıksız kalması üzerine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde şirketin genel kurula çağrılması talepli dava açıldığını, mahkemece şirketin TTK'nın 412. maddesi uyarınca olağanüstü genel kurula çağrı için kayyım atandığını, atanan kayyımın toplantı gündemi oluşturularak ortakları toplantıya çağırdığını,ancak davalı yöneticinin toplantıya katılmadığını gibi yönetim kurulu karar defterini de uhdesinde tutarak karar alınmasını ve tasdikini engellediğini, ikinci toplantının davacının katılımıyla yapıldığını, ancak karar defterinin davalı ortakça alı konması nedeniyle alınan kararların deftere işlenerek ilan edilemediğini, kayyımın tanık olarak dinlenmesi halinde bu hususun açıklığa kavuşacağını, yaşanan olaylar nedeniyle davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının eylemleriyle şirket genel kurulunun fonksiyonunu yetirdiğini ve bu durumun azil için haklı neden olduğunu, buna rağmen savcılık makamına yanıltıcı beyanlarda bulunarak genel kuruldan haberinin olmadığını ve defterin şirket merkezinde olduğunu beyan ettiğini ileri sürerek, davalı ... Ltd. Şti.'nin yetkili müdürü ...'ın TTK 630/2 uyarınca haklı nedenlerin varlığı sebebiyle şirket yetkili müdürlüğünden azledilmesine ve genel kurul toplantısını gerçekleştirmesi amacıyla şirkete kayyım atanmasına, yargılamanın sonuçlanmasına kadar şirket müdürünün temsil ve yönetim yetkisinin TTK'nın 235/1 uyarınca kaldırılarak şirkete tedbiren kayyım atanmasına, davalının yetkilerinin atanacak kayyıma devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince, tedbir isteminin reddine karar verildiği tarih itibariyle henüz cevap delikçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesinin, davacının ihtiyati tedbir talebini değerlendirildiği 27.11.2020 tarihli ara kararıyla; "... Somut olayda davacı vekili, açmış olduğu yönetici azli davasında davalı yerine dava dışı şirkete yönetici kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talep etmiş ise de; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup davalının yönetici olarak şirketi yönetmesinin davacı yönünden hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı konusunda mahkememizde kanaat oluşmadığı, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı, ticaret şirketleri kar elde etme amacıyla bir araya gelmiş kişilerden oluşmuş tüzel varlıklar olup şirketin yönetim kurulunun oluşumu, işleyişi, görevden alınması öncelikle şirketin kendi iç yapısı içinde genel kurulda halledilmesi gereken konulardır. Yargı organları ancak yasanın öngördüğü hallerle sınırlı olarak (organ boşluğu gibi) şirket yönetimine kayyım atayabilecek olup davacının, davanın sonunda elde edilebileceği bir hakkı davanın başında ihtiyati tedbir yoluyla elde etmesinin mümkün olmaması da gözönüne alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkeme gerekçesinin aksine davalının haksız ve hukuka aykırı hareketleri sebebiyle gecikmesinde sakınca bulunan ve ciddi bir zararın doğacağı bir hal ortaya çıktığını, davalının 24.12.2019 tarihinde Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1037 Esas ve 2020/181 kararıyla yapılan genel kurula katılmadığı gibi yönetim kurulu karar defterini de toplantıya getirmeyerek, toplantıda alınan kararların icrasını engellediğini, davalının daha sonra yapılan 2. genel kurul toplantısında da aynı şekilde hareket etmesi nedeniyle, şirketin en önemli organı sayılan genel kurulun işlevsiz hale geldiğini, olay nedeniyle davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının savcılıkça alınan beyanında, toplantıdan haberdar olmadığını ve karar defterinin şirkette olduğunu beyan ettiğini, genel kurulun işlevsiz bırakılmasının dahi tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yeterli olduğunu, şirketin yetkili temsilcisinin, kasten ve kötü niyetle şirketin organlarının çalışmasını engellediğini, davalının tek başına bütün yetkilere sahip olması ve genel kuruldan kaçınması nedeniyle genel kurul denetiminden kaçacak şekilde tasarrufta bulunulacağına ilişkin kanaat oluşturduğunu, bir çok mahkeme kararında da şirketin organlarının işlevsiz bırakılmasının haklı neden olarak görüldüğünü, kısaca davalının haksız şekilde genel kurulun toplanmasını engellemesinin azli için haklı neden olduğunu, haklı nedenin varlığı ve davalının genel kurula tabi olmadan yapabileceği tasarruflar dikkate alındığında ihtiyati tedbir talebinin zorunlu olduğunu, bu tür davalarda tedbiren kayyım atanmasının yüksek mahkemece kabul edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin talebin reddine dair ara kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.