Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/1440 E. , 2024/9357 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1440 Karar No : 2024/9357 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının iptaline karar veri
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/1440 E. , 2024/9357 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1440 Karar No : 2024/9357 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadığı, soruşturma raporunun kendisine tebliğ edilmediği, soruşturma konusu eylemlerinin 2014 ve 2015 yıllarında ilişkin olduğu, disiplin soruşturmasının zamanaşımına uğradığı, daha önce meslekten çıkarıldığı için yeniden meslekten çıkarılmasının mümkün olmadığı, Twitter hesabı ele geçirilerek tasvip edilmeyen paylaşımlarda bulunularak mağdur edildiği, konuyla ilgili Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın sonucu beklenilmeden ve sosyal medyadan söz konusu paylaşımlarda bulunduğu sabit olmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, 2014 yılı HSK seçimlerindeki muhalif tutumu nedeniyle cezalandırıldığı, eylemlerinin yargısal takdir hakkı kapsamında kaldığı, davalı idarece ayrımcılık yasağına aykırı işlem tesis edildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının savunmasının alınmadığı iddiasının doğru olmadığı, usulüne uygun olarak savunma hakkı tanındığı, davacının eyleminin nasıl ve ne şekilde sübuta erdiğinin ve işlemin hangi gerekçeyle tesis edildiğinin hakkında düzenlenen soruşturma raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı, davacının zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları için zamanaşımı süresinin bulunmadığı, ayrıca dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında görevi kötüye kullanmak ve gizliliğin ihlali suçlarından Yargıtay ...Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) E: ... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, davacının HSK Genel Kurulunun ... tarih ve K: ... sayılı kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına dair işlemin göreve son verme işlemi olduğu ve dava konusu meslekten çıkarma cezasından ayrı bir hukuki sürece tabi olduğu, her iki sürecin hukuki dayanaklarının ve sebeplerinin farklı olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ve soruşturmayı yürüten müfettişin tarafsız hareket etmediğine ilişkin somut iddia, bilgi ve belge bulunmadığı, davacının kendisine isnat edilen eylemleri, yargısal takdir kapsamında veya hataen değil, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve menfaatleri uğruna, FETÖ/PDY terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle, eylemlerinin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hâkimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, davacı hakkında kesinleşmiş meslekten çıkarma kararları ve mahkumiyet kararı bulunduğu, dava konusu meslekten çıkarma kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütü ile ilgili soruşturmanın gizliliğini ihlal etmesi nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69' uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği, ceza davasında da aynı suçtan dolayı hüküm giydiği belirlenmiştir. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/06/2024 tarihinde, davacı ve vekilinin gelmediği, davalı idare vekilleri Av. ... ile Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, davacı vekilinin UYAP üzerinden verdiği 04/06/2024 tarihli dilekçesi ile bildirdiği mazereti kabul edilmeyerek, açık duruşmaya başlandı, gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Zonguldak hakimi olarak görev yapmakta iken ...tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı hakkında aynı yer hakimi olarak görev yaptığı dönemde, "...A)... Devletin mevcut hiyerarşik yapısı haricinde oluşturdukları ayrı bir yapıyla ve yasa dışı bir örgütlenme içerisinde; Türkiye Cumhuriyetinin sosyal, ekonomik, askeri ve idari mekanizmasına yön veren kadroları ele geçirip etkisiz hale getirerek, Türk Devleti'nin varlığını tehlikeye düşürmek maksadıyla, Devleti yıkmak veya ele geçirmek amaçları için toplum üzerinde baskı, korkutma ve yıldırma yöntemlerini kullanarak faaliyetlerde bulunan ve buna yönelik olarak, suç işlemek amacıyla kurulan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması silahlı terör örgütünün içerisinde yer alarak, Zonguldak Adliyesinde Hâkim olarak görev yaptığı süreçte, önüne gelme ihtimali bulunan bir davayla ilgili olarak ihsası rey niteliğinde bulunan tarafsızlık ve bağımsızlığına gölge düşürecek nitelikte, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturma ile alakalı olarak, sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulunduğu ve bahsi geçen hâkim tarafından 14.08.2015 tarihinde twitter isimli, 15.08.2015 tarihinde de facebook isimli sosyal paylaşım sitelerinde yapılan açıklama ve beyanların açıkça “ihsası rey” niteliğinde olduğu ve nihayetinde hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek, terör örgütünün propagandası olabilecek ifade ve eylemlerde bulunduğu, B) ....En kıdemli hâkim olması sıfatıyla 17.08.2015 tarihinde Zonguldak Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonu Başkan Vekili’nin izne ayrılması nedeniyle Komisyon Başkanlığı görevini yerine getiren, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması içerisinde yer alarak, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kuran ...’in, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması hakkında yürütülen, kısıtlama kararı bulunan soruşturma dosyasında şüpheliler müdafiince yapılan itirazı incelemek üzere aynı yapı ve örgüt içerisinde yer alarak, fikir ve eylem birliği içerisinde kendisi ile birlikte hareket eden Hâkim H.S.'yi Nöbetçi Zonguldak Sulh Ceza Hâkimi olarak görevlendirerek soruşturma dosyasında bulunan kısıtlama kararının ilgili hâkim tarafından kaldırılmasını sağladığı ve nihayetinde, her iki hâkimin aynı fikir ve eylem birliği içerisinde, bahsi geçen FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili olarak yürütülen Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına ait soruşturma dosyasında yapılan arama sonucunda bulunan deliller üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamasına ve delillerin henüz toplanmamasına rağmen kısıtlama kararını usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak kaldırarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün lehine ve yararına eylemde bulundukları..." iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. HSK müfettişlerince düzenlenen 12/05/2017 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararı ile; " ... FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan davacının yukarıda yer verilen eylemlerinin soruşturmaya konu eylemleri nedeniyle, görevlerini yerine getirirken herhangi bir kişinin elemanı olmadıkları, bir devlet görevlisi oldukları hususunu gözardı ettikleri, yargı bağımsızlığını kendi ve mensubu bulundukları örgütün menfaatleri için bir ayrıcalık veya imtiyaz olarak gördükleri, hâkimden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınma yerine görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini açıkça ortaya koydukları soruşturma dosyası kapsamından anlaşılmakla, ilgililerin eylemlerinin "Suç" niteliğini değerlendirme görev ve yetkisinin adli mercilere ait olduğu ancak fiiller suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü..." gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar davacı tarafından yeniden inceleme talebinde bulunulmadığından 23/11/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, görevi kötüye kullanmak ve gizliliğin ihlali suçlarından Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) E: ... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. Öte yandan, ... tarih ve ...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ...tarih ve ...sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 22/09/2020 tarih ve E:2017/436, K:2020/3792 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarihli ve E:2021/2070, K:2022/2345 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin reddine, anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir. Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararı Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. " hükmüne yer verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller" ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Davacı hakkında HSK müfettişlerince düzenlenen 12/05/2017 tarihli soruşturma raporunda; "... (A) NUMARALI SORUŞTURMA MADDESİ ... İlgili tarafından sosyal paylaşım siteleri aracılısı ile yapılan yorumların; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına A.A. isimli şahıs tarafından gönderilen e-posta ihbarında paralel yapı olarak bilinen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının Saltukova sorumlusunun Saltukova'da din öğretmeni olan H.C. isimli bir şahıs olduğu iddiası üzerine Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sırasma kayden "Hükümete Karşı Suç","213 Sayılı Yasaya Muhalefet" ve "2860 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçlarına ilişkin yürütülmekte olan soruşturmada, Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğinin ...tarih, ... Değişik İş, Çaycuma Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih, ... Değişik İş, Kdz.Ereğli Sulh Ceza Hâkimliğinin ...arih, ... Değişik İş sayılı kararları ile arama kararları, Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih, ... Değişik İş sayılı kararı ile soruşturma dosyası hakkında kısıtlama kararı verilmesi sonrasında soruşturma devam ederken, 14.08.2015 tarihinde “twitter” isimli sosyal paylaşım sitesinde; 1- EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKININ ENGELLENMESİ TCK Md 112-ye göre Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla; 2-Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine engel olunması 3-EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKININ ENGELLENMESİ engel olunması hâlinde, fail hakkında 2 YILDAN 5 YILA KADAR HAPİS cezasına hükmolunur. TCKMd.112 4-Bir-iki sivil elemanla yapılabilecek bir denetimin 50 kişi ile, hem de uzun namlulu silahlar eşliğinde yapılması, 5-AÇIKÇA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA, NEFRET ve AYRIMCILIK SUÇUNU OLUŞTURUR, TCK md.122,257 6-BEĞENELİM, BEĞENMEYELİM, bu ülkede yaşayan herkes Anayasanın 10.cu maddesinde belirtilen " EŞİT MUAMELE GÖRME, AYRIMCILIĞA TABİ TUTULMAMA 7-HAKKINA SAHİPTİR. ANAYASANIN TANIDIĞI BU GÜVENCE VE TEMİNATLAR, İDARECİLERİN KEYİF VE LUTFUNA BAĞLI OLARAK KISITLANAMAZ, ENGELLENEMEZ. 8-Kamu görevlisi, babasının keyfine göre vatandaşa muamelede bulunamaz. AKSİ HALDE TCK MD. 122 ve 257 DEKİ 3 YILA KADAR HAPİSLE CEZALANDIRILIR 9-Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez. Yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. (AY md. 137) 10-MAHKEME KARARLARINI UYGULAMAMAK, BU YÖNDE TALİMAT VERMEK, AY MD. 137 MANASINDA ANAYASAL SUÇ OLUP, TCK MD.309 UYARINCA 11-AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILIR. 12-Bugün bana bir şey olmaz diyenler, SADECE SAVCI ZEKERİ YA ÖZ VE ...UN DÜN İLE BUGÜNKÜ HALLERİNİ KIYASLAMALARI YETER... ” şeklinde, 15.08.2015 tarihli www.facebook.com isimli sosyal paylaşım sitesinde ise; “EĞİTİM VE ÖĞRETİM HAKKININ ENGELLENMESİ DEĞERLİ DOSTLAR, Sizlere geçen hafta keşifte tanık olduğum, alkışlanacak bir insanlık-vatandaşlık örneğini yazmak istiyordum, ancak son günlerde yaşanan onca sıkıntı, şehit haberleri, kaos yetmezmiş gibi, uzun namlulu silahlarla minik yavruların gittiği bir kreşin Zonguldak’ta basılması, iki sivil ile yapılabilecek denetimin 50 kişi ile yapılması haberlerini görünce İNSAF ARTIK diyerek, en önemli temel insan hakkı olan eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi konusunu ele almayı uygun gördüm. Anayasamızın 2.maddesine göre; "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Madde 42 de de, Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” TÜRK CEZA KANUNUNUN 112. maddesinde de; "Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla; Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve Öğretim faaliyetlerine, Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına, Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına, engel olunması hâlinde, fail hakkında İki yıldan beş yıla kadar cezasına hükmolunur." der. (Değişik madde: 02/03/2014-6529 S.K/12. md) Tüm bu açık düzenlemelere rağmen, ve tartışma konusu olay, Anayasa Mahkemesince hükme bağlandığı halde, ısrarla kişilerin eğitim ve öğretim hakkının zorla ellerinden alınmaya çalışıldığı, teşebbüs hürriyetinin kısıtlandığı, engellendiği, yönetmeliklerle, Anayasa Mahkemesi kararı ve yukarıda belirtilen kanun hükümlerinin dolanılmaya çalışıldığını üzülerek müşahede etmekteyiz. Tüm bu yapılanların, bir topluluğu duyulan öfkeden dolayı, kasıtlı olarak, belli çevrelerin tahrikleriyle yapıldığını, neredeyse bilmeyen kalmadı. (Oysa varsa bir suç veya suçlu, Anayasa md.38 de düzenlenen, "suç ve cezaların şahsiliği ilkesi " uyarınca, ancak o kişi suçlanıp takibata uğrayabilir, tümünü suçlu addetmek tüm ceza kanunlarında suç sayılmıştır. Aksi durum, sadece Nazi Almanyası ile ve faşist İtalya’da, Stalin Rusya’sında, İsrail'in Filistilinlere karşı günümüzdeki uygulamalarında görülmüş ve görülmektedir.) TCK md. 115’te, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu düzenlenmiş olup "Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” Md. 122 de de (Değişik madde: 02/03/2014-6529 S.K/15. md) "Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, c) Bir kişinin işe alınmasını, d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." diyerek nefret ve ayırımcılık suçu düzenlenmiştir. sayın yetkililer; Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik bir hukuk devletidir. Mahkeme kararlarını tanıyıp tanımama, babanızın keyfine bırakılmış bir husus değildir. Bu yönde yapılacak davranışlar, işi savsaklama, sürüncemede bırakma en hafifi ile TCK 257 maddesindeki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur. Kasıt ve ısrar durumunda eziyet- işkence suçu, hatta, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını içeren TCK 309 maddesindeki Anayasal düzeni örgütlü olarak ortadan kaldırma nu oluşturur. Bu millet, kendisine hizmet etmeniz için size vergi veriyor, makam araçları tahsis ediyor, eziyet etmeniz için değil. Şu an, "Belli güç odakları arkamda, bana bir şey olmaz" diye sakın TC Anayasası ve imzalamakla iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa insan hakları sözleşmesindeki hakları çiğnemeye kalkmayın, unutmayın ki, yargı ağırdır, topaldır ancak er geç hedefine ulaşır... Eylemlerinize bahane olarak, milli güvenlik siyaset belgesini ise sakın kılmayın. Zira bu belge adı üzerinde siyaset belgesi, kanun, tüzük veya bir yönetmelik değil. Temel hak ve hürriyetler yasa ile dahi sınırlanamazken siyaset belgeleri ile hiç sınırlandırılamaz. Bu belgenin yasalar yanında hiç bir özelliği yok Yasalara, temel hak ve hürriyetlere aykırı olarak düzenlenemez. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilemez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. AYmd.137 Hiç kimse hâkim ve savcılara emir ve talimat veremez, hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. AY. md.138 Dolayısıyla, hukuk kurallarına, insan haklarına aykırı işlere vize veren, işlem yapan hâkim ve savcıları da " aman bana baskı yaptılar, yok tayinimi çıkarırlardı" savunması kurtaramıyacaktır. Bugün yaşanan zulümlerde, dik duramıyan, cübbesinin hakkını veremiyen hâkim ve savcıların payı maalesef çok büyük. Savcı Zekeriya Öz de dün çok muktedirdi, işaret ettiğinin rütbesine bakılmaksızın der-dest ediliyordu. Dönemin Başbakanının zırhlı aracını ona tahsis ettiğini, eski HSYK birinci daire başkam ...’un bir dönem yargının en tepesinde, Türkiye'deki tüm başsavcılar ile ağır ceza başkanlarının önünde düğme ilikledikleri, istediği ilin başsavcısı ile reisini değiştirebilecek güçte iken şimdi bir ilimizde mütevazi bir hâkim olarak kürsüde görev yaptığını ne çabuk unuttunuz?? ÖZETLE: Yargı bu ülkede elbet bir gün bağımsız olacak ve yasaları çiğneyen, halkı sınıflara ayırıp nefret ve ayrımcılık suçu işleyen, en temel insan haklarını gasp edenlerden, bir kısım çirkin çıkarlar için ülkede kaos oluşturan, şehit cenazelerinin gelmesine vize verenlerden, nemalanmaya çalışanlardan, hukuksuz işlere imza atan herkesten mutlaka hesap soracaktır... NOT :1-İşin eti trajik yanı ne biliyor musunuz?? 'Başörtülü bacım, başörtülü bacım' diye diye iktidara gelen bir yapının, bugün insanlara bunu reva görmesidir... 2-Bu yazımdan bazı saflar 'aha, bu da paralel’ diye hemen atlıyabilir. Benim öyle olmadığımı, sadece kim olursa olsun ‘Zalime, sen zalimsin’ demekten ve hakkı haykırmaktan çekinmeyen, güçlünün yanında değil, haklının yanında duran bir hâkim olduğumu AKP'nin A Takımındaki En etkili isimler bilir, merak etmeyin, yolsuzluklar sonrası türetilen paralel safsatası ve paranoyasına da inanmıyorum. Saygılarımla...” şeklinde olduğu, 2- HTS ve Analiz Raporu; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca düzenlenen HTS Analiz Raporuna göre; ...’in Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütü kapsamında KOM Daire Başkanlığı Merkez ve Taşra birimlerince yapılan soruşturmalarda adı geçen şahıslarla telefon irtibatlarının olduğunun, ...’in kullandığı... numaralı telefon hattı ile Y.Ö. adına kayıtlı, kamuoyunda ve basında “...” olarak bilinen, FETÖ/PDY terör örgütünün emniyet imamı olan O.H.Ö. tarafından kullanılan ...numaralı telefon hattı ile irtibat halinde olduğu, O.H.Ö.'nün FETÖ/PDY’ye ilişkin yürütülen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında şüpheli konumunda bulunduğu ... (B) NUMARALI SORUŞTURMA MADDESİ ... Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fetö Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması kapsamında; "Hükümete Karşı Suç","213 Sayılı Yasaya Muhalefet" ve "2860 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçlarına ilişkin olarak yürütülen ... sayılı soruşturma dosyasında kolluk kuvvetlerine yazılan “Gizli” ibareli soruşturmaya ilişkin müzekkereler ile Zonguldak/Merkez'de faliyet gösteren Özel Fatih Koleji, Anafen Dersanesi, Fem Dersanesi isimli işyerinde ve eklentilerinde 07.08.2015 tarihinde, Zonguldak Karadeniz Ereğli'sinde faliyet gösteren Anafen Dershanesi, FEM Dershanesi, FEM Dershanesi 2. Şubesi, FEM Akademi KPSS Kursu, Özel Fatih Koleji ve Özel Fatih Fen Lisesi ile Fatih Gonca Kreş ve Anakolu isimli işyerinde ve eklentilerinde 07.08.2015 tarihinde; Zonguldak/Çaycuma ilçesinde faaliyet gösteren FEM ve Anafen Dershanesi isimli işyerinde ve eklentilerinde 07.08.2015 tarihinde yapılan arama ve el koyma faaliyetleri neticesinde, soruşturma dosyasını yürüten ve uhdesinde bulunduran Zonguldak Cumhuriyet Başsavcı Vekili A.Y. (...) tarafından 07.08.2015 tarihinde Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğine talepte bulunularak soruşturmanın niteliği ve mahiyeti itibarı ile müdafîinin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceğinden ve dosyadaki muhtemel şüpheli sayısı ile birbirleriyle irtibatları dikkate alındığında suç delillerinin gizlenebileceği veya kaçırılabileceği noktasından hareketle 5271 sayılı CMK’nun 153/2 maddesi gereğince soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesine ilişkin talep sonrasında Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği Hâkim Y.Ç. 42064) tarafından talep yönünde verilen ... tarih ve... D. İş sayılı karar ile bahsi geçen soruşturma dosyasında şüpheli ve miidafilerinin CMK’nun 153/2. maddesi gereğince soruşturma dosyası içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alınma yetkisinin kısıtlanmasına dair karar verildiği, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen... sayılı soruşturmanın niteliği ve özelliği, terör örgütüne ilişkin bulunması, yine dosya kapsamındaki şüpheli sayısı ve birbirleriyle bağlantıları ile birlikte soruşturmada uygulanan koruma tedbiri niteliğindeki arama ve el koyma faaliyetleri sonucunda elde edilen delillerle ilgili inceleme ve araştırmanın yeni başlaması ve henüz tamamlanmaması gözetildiğinde, yürütülen soruşturmanın gizli yapılması gerekmesi ve bu noktada şüpheliyle müdafilerine yönelik kısıtlama kararı verilmesi gerektiren duruma ve bu doğrultuda Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen karara, yine yürütülen soruşturma kapsamında herhangi bir değişiklik olmamasına karşın Zonguldak Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonu Başkanı Vekili olan Y.K. (...)’nın izne ayrılması nedeniyle 17.08.2015 tarihinde en kıdemli hâkim olarak Komisyon Başkanlığına vekâleten bakan ... tarafından aynı tarihte nöbetçi Zonguldak Sulh Ceza Hâkimi olarak görevlendirilen H.S. (...)’m yürütülen soruşturmada şüpheliler müdafileri tarafından yapılan kısıtlama kararına itiraz üzerine 17.08.2015 tarihinde bahsi geçen soruşturmada vermiş olduğu... D, İş sayılı karar ile dosyada bulunan kısıtlama kararını “Mahkemenin verdiği arama kararıyla söz konusu yerlerde arama yapıldığı, böyle-ce delilleri karartma veya gizleme ihtimalinin ortadan kalktığı” gerekçeleriyle kaldırarak itirazı kabul ettiği ve bahsi geçen kararın hemen akabinde bir gün sonra kısıtlama kararına itirazda bulunan şüpheli müdafileri tarafından 18.08.2015 tarihinde Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak soruşturma dosyasının suretinin ve UYAP kayıtlarının taraflarına verilmesinin talep edildiği, bununla birlikte aynı tarihte Zonguldak Cumhuriyet Savcısı E.Y. (...) tarafından Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edilerek bahsi geçen soruşturmada verilen kısıtlama kararının kaldırılmasına ilişkin kararın, soruşturma dosyasında daha önceden verilen kısıtlama kararına dayanak olan şartlarda bir değişiklik olmadığından bahisle kaldırılması ve tekrar soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi talebinde bulunulduğu ve nihayetinde 19.08.2015 tarihinde Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği Hâkim A.E (...) tarafından ... D. İş sayılı karar ile talep yönünde soruşturma dosyasında Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz kabul edilerek tekrardan CMK’nun 153/2. maddesi gereğince kısıtlama kararı verildiği ..."şeklindeki tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmüştür. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan davacının, kendisine isnat edilen eylemleri ile FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda eylem ve işbirliği içerisinde hareket ettiği ve bu yönüyle eylemlerinin kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.