(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/3241 E. , 2006/4949 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.10.2003 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelene…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/3241 E. , 2006/4949 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.10.2003 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, vakıf şerhinin silinmesi istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı ... İdaresi temyiz etmiştir. Davacı, 2160 parsel sayılı taşınmazda 4/12 pay sahibidir. Mülkiyet 31.1.1985 tarihinde kazanılmış, Sultan Murat Vakfı şerhi taşınmazın kaydına 24.1.1995 tarihinde işlenmiştir. Görülüyor ki; mülkiyetin kazanıldığı tarih ile kayıtlara vakıf şerhi düşüldüğü tarih arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçmemiştir. Kayıtlara idari yoldan düşülen şerhin yasaya aykırılığı ileri sürülerek idari yargı yerinde iptali sağlanmadığı sürece Genel Mahkemede şerhin yasaya aykırı yöntemlerle işlendiği değerlendirilmesi yapılamaz. Hal böyle olunca yanlar arasındaki çekişmenin giderilmesinde vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenecek olan vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının bulunup bulunmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğini vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin saptanması önem kazanmaktadır. Böyle bir araştırmanın bilirkişi incelemesini zorunlu kıldığı gerçektir. Oysa bu kanıyla yapılan araştırma ve inceleme ve mevcut bilirkişi raporu yeterli değildir. Bir malın vakıf malı olduğunun ispatı onu iddia edene düşer Bu iddia, tapu kaydı, evkaf idareleri; şeriye mahkemeleri ve mütevellilerce tutulup daha sonra tapu idarelerine aktarılan defter kayıtları, vakıf defterine işlenen vakıfnameler ile kanıtlanabileceği gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde belirtilen belgelerden olduğu uygulamada kabul edilen deftere işlenmemiş vakıfnameler, muteber mütevvelli ve temessük senetleri, evkaf idarelerince tutulan sair defterler ile de kanıtlanabilir.