Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı bir iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı bir iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Bölüm tarafından 2021/3215 numaralı başvuru, incelenen başvuruyla birleştirilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: 7/12/2015 tarihinde İstanbul'un Fatih ilçesindeki Şehzade Camisi yanında bulunan Yıl Saraçhane Parkında meydana gelen patlama üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) konuya ilişkin olarak soruşturma işlemlerine başlamıştır. Bu kapsamda olay yeri incelemesi yapılarak patlamaya ilişkin numuneler muhafaza altına alınmış ve olay yeri civarındaki güvenlik kameralarının kayıtları temin edilmiştir. Kolluk görevlileri Şehzadebaşı Camisi yanındaki Yıl Saraçhane Parkı'nda bulunan 3 ve 6 numaralı kameralara ait görüntüleri inceleyerek 8/12/2015 tarihli tutanağı düzenlemiştir. Anılan tutanakta; üç erkek şahıs ile birlikte 18 yaşlarında, çizgili kazaklı, saçları arkadan bağlı bir kadının patlama alanını dikkatli bir şekilde takip ettiği, saat 03 sıralarında patlama olduktan sonra alandan uzaklaştığı tespitlerine yer verilmiştir. İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 9/12/2015 tarihli yazısı ile PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik olarak sürdürülen çalışmalarda soruşturmaya konu ses bombalı saldırıyı gerçekleştiren şahısların dört kişi olduğu, bunlardan ikisinin Ruken kod adlı Ruken Gündüz ve Barış kod adlı B.Ç. olabileceği şeklinde güvenilir kaynaklardan bilgiler temin edildiği ileri sürülmüştür. Başvurucu, tespit edilen adresinde 10/12/2015 tarihinde yapılan arama sırasında yakalanmıştır. Arama işlemi sonrasında düzenlenen aynı tarihli Yakalama ve Ev Arama Tutanağı'nda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı bilgisine yer verilmiştir. Olay yeri güvenlik kameralarının izlenmesi sonrasında düzenlenen ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 11/12/2015 tarihli fezlekesinin ekinde yer alan tutanakta saldırıya dâhil olan ve tutanakta "Y" harfi ile kodlanan kadının başvurucu olabileceğine ilişkin tespitlere yer verilmiştir. Anılan tutanakta ilgili fotoğraflar ile birlikte yer alan tespitler şöyledir:"21:41:46 Metrajında, 30-35 yaşlarında, koyu renkli kumaş pantolon ve kareli gömlek giyen, hafif kilolu, kısa saçlı, bir erkek şahsın kamera görüntüsüne girdiği ve güvenlik kulübesi yakınlarında oyalandığı bu esnada cep telefonu ile konuştuğu görülmüş şahıs saat:21:50:55 metrajında bahse konu şahıs olduğu değerlendirilen kareli gömlekli hafif kilolu, kısa saçlı, bir erkek şahsın bombanın patladığı yerde yaklaşık 35 saniye bekledikten sonra olay yerinden uzaklaştığı görülmüş olup bahse konu ekran alıntıları aşağıya aktarılmıştır.Cam 6 21:51:29 metrajında ve kareli gömlek giyen, hafif kilolu, kısa saçlı, bir erkek şahıs olarak değerlendirilen şahsın güvenlik görevlileri gelene kadar yaklaşık 34 saniye beklediği,Cam 6 21:52:29 metrajında kareli gömlek giyen, hafif kilolu, kısa saçlı bir erkek şahıs olarak değerlendirilen şahsın uzaklaştığı görülmüştür.22:02:32 metrajında üç erkek şahıs ve Y Bayan şahıs etraflarına bakarak şüpheli bir şekilde yürüdükleri görülmüş olup şahıslara ait ekran alıntıları aşağıya aktarılmıştır.Cam 3 isimli güvenlik kamerasının 22:02:49 metrajında Y İSİMLİ BAYAN ŞAHSIN YANINDAKİ DİĞER 3 ERKEK ŞAHSA EL İŞARETİ İLE BOMBANIN KONULDUĞU YERİ İŞARET ETTİĞİ ANLAŞILMAKTADIR.CAM 6 22:03:12 Y Bayan ŞAHSIN ELİNDE NEVİ BELİRSİZ CİSİMLE YANINDA BULUNAN 3 ERKEK ŞAHSA BİRŞEYLER ANLATMA ÇALIŞTIĞI GÖRÜLMEKTEDİR.Cam 3 isimli kameranın 22:03:24 metrajında Y İSİMLİ BAYAN ŞAHIS ile 3 erkek şahsın şüpheli hareketlerle etrafı gözetlediği görülmüş,Cam 3 isimli kameranın 22:03:25 metrajında Y BAYAN ŞAHSIN kamera metrajından çıktığı görülmüş olup bahse konu ekran alıntısı aşağıya aktarılmıştır.Cam 3 isimli kameranın 22:03:44 metrajında Y BAYAN ŞAHSIN elinde bulunan nevi belirsiz cisimle tekrar kamera açısına girdiği anda patlamanın gerçekleştiği ve Y BAYAN ŞAHSIN elinde bulunan nevi belirsiz cisme bastığı görülmüş olup bahse konu görüntüler aşağıya aktarılmıştır.Cam 6 isimli kameranın 22:03:42 metrajında Y BAYAN ŞAHSIN Kamera açısına girdiği an elinde bulunan nevi belirsiz cisme bastığı anda PATLAMANIN MEYDANA GELDİĞİ GÖRÜLMÜŞ OLUP BAHSE KONU PATLAMA ANINA İLİŞKİN GÖRÜNTÜNÜN EKRAN ALINTISI AŞAĞIYA AKTARILMIŞTIR.Cam 3 isimli güvenlik 22:03:51 metrajında bahse konu bombanın patlamasından sonra Y BAYAN ŞAHIS ve 3 erkek şahıs olay yerinden uzaklaşmış,Cam 3 isimli güvenlik kamerasının 22:07:40 metrajında bahse konu bombanın patlamasından sonra olay yerinden ayrılan Y BAYAN ŞAHIS ve 3 erkek şahsın yaklaşık 4 dakika sonra tekrar olay yerine yakın bölgeye geldikleri görülmüş (Şahısların Bombanın etkisiyle verilen zarar ziyanı görmek amaçlı gelmiş oldukları değerlendirilmektedir)." 10/12/2015 tarihli kolluk ifadesinde susma hakkını kullanan başvurucu; Başsavcılıkta verdiği 11/12/2015 tarihli ifadede özetle PKK terör örgütü veya bu örgütün alt yapılanmalarına üye olmadığını, meydana gelen patlamayla ilgisinin bulunmadığını, olay günü saat 00 sıralarında evinin yakınındaki Haseki Hastanesine yürüyerek gittiğini, annesinin kendisinden 10-15 dakika önce Hastanenin Acil Servisine tedavi olmak için geldiğini ve kamera kayıtlarındaki kadının kendisi olmadığını beyan etmiştir. Başsavcılık, başvurucu ve diğer şüpheli B.Ç.yi silahlı terör örgütüne üye olma, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından tutuklanmaları istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, sorgusunda Başsavcılık ifadesi ile benzer yönde savunma yapmıştır. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından tutuklanmasına, başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütü üyeliği ve B.Ç.ye isnat edilen tüm suçlar yönünden tutuklama taleplerinin reddine karar vermiştir. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünün hazırladığı 20/2/2016 tarihli inceleme raporu soruşturma dosyasına sunulmuştur. Anılan raporun ilgili kısmı şöyledir:"Yukarıda maddeler halinde sıralanan ve inceleme bölümünde özellikleri belirtilen; teneke parçalarının dış kap olarak, bant parçalarının basınç etkisini arttırmak ve kamufle etmek, 'POTASYUM KLORAT+SODUM BENZOAT' karışımının ana patlayıcı madde olarak kullanıldığı, alüminyum folyo parçalarının ateşleme işlemi yapıldıktan sonra başlatıcının kopmasını ve dış kap içerisindeki patlayıcı madde ile irtibatının devamlılığını sağlamak amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendirilerek, 1 adet başlatıcısı tespit edilemeyen parça ve basınç etkili bomba patladığı tespit edilmiştir.Bu itibarla; yukarıda incelemesi yapılan 1 adet başlatıcısı tespit edilemeyen parça ve basınç etkili bombanın patlaması halinde canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliğe sahip olduğundan dolayı hukuki niteleme mahkemeye ait olmak üzere gereği takdirlerinize arz olunur." Soruşturma sonucunda Başsavcılık; başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından cezalandırılması talebiyle 25/4/2016 tarihli iddianame düzenlemiştir. Diğer şüpheli B.Ç. hakkında ise isnat edilen tüm suçlar yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamenin ilgili kısmı şöyledir:"07/12/2015 tarihinde İstanbul İli Fatih İlçesi Şehzade cami yanında ses bombası patlatıldığı, mobese ve güvenlik kamera kayıtları üzerinde yapılan incelemede patlama olayının bir bayan üç erkek şahsın yaptıkları organizasyon neticesinde gerçekleştirdiklerinin anlaşıldığı,İltisaklı kurumla birlikte yapılan çalışmalardan elde edilen istihbari bilgilerde, patlamayı Ruken kod ve Barış kod isimli PKK/KCK alt yapılanması olan YDG-H üyesi şahısların gerçekleştirdiğinin belirlendiği, istihbari bilgilerde geçen Ruken kod isimli terör örgütü üyesinin şüpheli Ruken GÜNDÜZ olduğunun tespit edildiği, ancak Barış kod isimli terör örgütü üyesinin tespit edilemediği, (Barış kod adlı terör örgütü üyesi olduğu şüphesi ile soruşturma yürütülen şüpheli [B.Ç.] hakkında ek [kyok] kararı verildiği),Şüpheli Ruken GÜNDÜZ'ün olay tarihinde patlama olayının meydana geldiği yer yakınlarında elinde bulunan belirsiz bir cisme bastığı, patlamanın bu şekilde gerçekleştiğinin mobese kameralarına yansıdığı,Ayrıca şüpheli Ruken'in PKK/KCK terör örgütü alt yapılanması olan YDG-H üyesi olduğuna, bu örgüt adına çeşitli eylem ve faaliyetlerde aktif olarak rol aldığına dair istihbari bilgilerin bulunduğu,Böylelikle şüpheli Ruken GÜNDÜZ'ün PKK/KCK terör örgütü alt yapılanması YDG-H üyesi olduğu, şüphelinin üyesi olduğu örgüt adına 07/12/2015 tarihinde kimliği belirlenemeyen şahıslarla birlikte ilimiz Fatih ilçesi Şehzade cami yanına ses bombası bıraktığı, akabinde bu bombayı uzaktan kumanda ile patlattığı, bu şekilde Ruken'in üzerine atılı suçları işlediği anlaşılmıştır." İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2016/138 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Başvurucu, müdafiinin hazır bulunduğu 28/2/2017 tarihli ilk celsede alınan savunmasında özetle olay günü nişanlısı T.S. ile bir kafede buluştuğunu, akşam saatlerinde Fatih semtine bumbar almak için gittiğini ancak bulamadığını, tam hatırlamamakla birlikte saat 30 civarında bombanın patladığı parka girdiğini, bu sırada şiddetli bir patlama olduğunu, eve gitmek için aradığı nişanlısı ile Yusufpaşa'da buluştuğunu, sonrasında yürüyerek eve gittiğini, eve geldiğinde annesinin hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini, nişanlısı ile birlikte Haseki Hastanesinin Acil Servisine gittiğini, annesinin işlemlerinin bitmesi nedeniyle hastanede fazla kalmadan yaya olarak eve döndüklerini beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca kamera görüntülerindeki kadının kendisi olduğunu ancak terör örgütü ve bombalı saldırı ile bir irtibatının olmadığını, elindeki cismin cep telefonu olduğunu, bombayı patlatan kişinin kendisi olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu duruşmadaki beyanının önceki ifadesi ile çeliştiğinin hatırlatılması üzerine Başsavcılık ifadesinde suçun üzerine kalacağı korkusuyla görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını söylediğini beyan etmiştir. Mahkeme, söz konusu celsede;i. Başvurucunun nişanlısı ve annesinin müdafi tarafından hazır edilmesi hâlinde bir sonraki celse dinlenilmesine, ii. Başvurucunun annesinin 2015 yılı Aralık ayında tedavi görüp görmediği, tedavi görmüş ise tedaviye ilişkin detayların bildirilmesi için Haseki Hastanesine müzekkere yazılmasına,iii. Başvurucu ve annesinin olay tarihinde Haseki Hastanesinde olup olmadıklarının tespiti yönünden hastane kamera kayıtları temin edilmesi için Fatih Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,iv. Başvurucunun elindeki aletin cep telefonu mu yoksa uzaktan bomba patlatan kumanda aleti mi olduğunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,v. Dava dosyasına bombanın uzaktan kumanda ile mi patlatıldığı yoksa saatli bomba mı olduğu hususunda önceki raporu tanzim eden bomba uzmanından ek rapor aldırılmasına,vi. İlgili kurumdan başvurucunun 1/12/2015-10/12/2015 tarihleri arasındaki HTS kayıtlarının ve baz istasyonu bilgilerinin gönderilmesinin istenmesine ve duruşmanın 12/7/2016 tarihine ertelenmesine karar vermiştir. Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve Haseki Hastanesindeki kameraların iki ay süreyle kayıt yaptığı, bu sürenin aşılması durumunda eski kayıtların otomatik olarak silindiği, bu nedenle istenen kayıtlara ulaşılamadığına ilişkin 11/7/2016 tarihli tutanak Mahkemeye celse arasında iletilmiştir. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 4/7/2016 tarihli ek inceleme raporu 11/7/2016 tarihli üst yazı ekinde Mahkemeye ulaştırılmıştır. Anılan ek inceleme raporunun ilgili kısmı şöyledir:"Piroteknik malzemelerde başlatıcı olarak maytap fitili, saniyeli fitil, elektronik düzenekler kullanılabilmektedir. Saniyeli fitil ve elektronik düzenekler kullanıldığında patlama sonrasında bulgu elde edilebilirken, maytap fitili kullanıldığında herhangi bir bulgu elde edilememektedir. Ayrıca ilimiz genelinde meydana gelen benzer etkisiz hale getirilmiş olaylarda başlatıcı olarak maytap fitili kullanılmaktadır. Bahse konu olayda da başlatıcı olarak muhtemelen maytap fitili kullanılmış olduğu değerlendirilmektedir." Yargılamanın 12/7/2016 tarihli ikinci celsesinde başvurucunun annesi G. ve nişanlısı T.S. tanık olarak dinlenmiştir. Tanık G.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir: "Sanık benim kızım olur, tarihini şu anda hatırlamıyorum o gün ben hastalanmıştım, gece saat 22:00-22:30 sıralarında oğlum, [F.G.] tarafından Haseki Eğitim Hastanesine acil'e götürüldüm, sonra orada tedavilerim yapıldı, saat gece 24:00'a doğru benim işlerim bitti daha sonra hastaneye kızım Ruken ile nişanlısı [T.S.] gece geç saatlerde hastaneye gelerek beni eve yaya olarak götürdüler, orada iğne yapmışlardı, ben yürümek istedim, arabaya da binmedim, yaya olarak beni hastaneye çok uzak olmayan evime götürdüler o gece kızımla nişanlısı bizim evde kaldılar, oğlum [F.G.] de benimle beraber eve gitti, [F.G.] 18 yaşlarındadır, Şehzadebaşı Camii [yakınlarındaki] bombalı eylemden kızım hiç bahsetmedi, kızımın üzerinde birşeyler vardı ancak bana üzüldüğünü söylüyordu bana ne olduğunu anlatmadı, benim kızım işte çalışıyordu terörle bağlantısı olduğunu bilmiyorum böyle şeylerle alakası yoktur" Söz konusu celsede dinlenen diğer tanık T.S.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanık benim nişanlım olur, olayla ilgili bir bilgim yoktur, olay günü ben saat 16:30-17:00 sıralarında işten çıktım, Süleymaniyede [k]uru fasülyecide çalışyordum Ruken ile hergün buluşurduk saat 18:00 civarında Ruken ile Çapa da buluştuk aramızda küçük bir tartışma oldu, tahminen yarım saat, kırkbeş dakika sonra Ruken kalkıp gitti, ben de eve gittim, saat 22:30-23:00 [sıralarında] tam da saatini hatırlamıyorum Ruken bana whatsapp'tan mesaj attı kötüyüm gel beni al dedi, Aksaray civarlarında olduğunu söyledi, Aksaray Medikal park hastanesinin olduğu bölgeye bir müddet sonra yaya olarak intikal ettim, Ruken'in morali bozuktu tedirgindi, ayak üstü yemek yedik, Ruken birşey anlatmadı, ben tartışmamızdan dolayı üzüntülü olduğun[u] düşünmüştüm, Ruken ile birlikte Rukenlerin evine gittik, saat 24:00'a doğru gittik, annesi evde değildi, ablası Haseki Hastanesine kaldırdıklarını [söyleyince] ben de cep telefonunda annesini aradım birkaç dakika sonra da biz Ruken ile birlikte hastaneye gittik, Ruken lerin evi hastaneye 2 km [kadardır], yakın olduğu için taksiye binmedik, önce annesini hastanede bulamadık, hasta beklenen yere gittik, kardeşi [F.yi] bulduk, annesinin içeride [olduğunu] söyledi acile gittik, zaten hastaydı, nöbetçi eczane vardı, önce taburcu ettik sonra ilaçlarını aldık, Ruken bomba patlatılmasından bahsetmedi, 2-3 yıldır Ruken ile tanışıyorum böyle birşey duymadım." Mahkeme tanıkların dinlendiği ikinci celse sonunda bomba imha uzmanları tarafından düzenlenen iki raporun İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek davaya konu bombanın ateşleme mekanizmasının (saatli, fitil ateşlemeli vb.) tespitine ilişkin rapor düzenlenmesinin istenmesine ve duruşmanın 4/10/2016 tarihine ertelenmesine karar verilmiştir. Yargılamanın 4/10/2016 tarihli üçüncü celsesinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sorulan hususun kurumun ihtisas alanı dışında kalması nedeniyle rapor tanzim edilemediği yönündeki cevap yazısı okunmuştur. Duruşma Tutanağı'nda başvurucunun Kürtçe olarak beyanda bulunmak istemesi ve Kürtçe bilen tercüman bulunmaması nedeniyle beyanının alınamadığı hususuna yer verilmiştir. Anılan celsede başvurucu müdafii yaptığı savunmasında özetle örgüt üyeliğinin koşullarının oluşmadığını, bu husustaki tek delilin istihbari nitelikte olduğunu, kamera kayıtlarına göre bombayı olay yerine bırakan kişinin 35 yaşlarındaki bir erkek şahıs olduğunu, başvurucunun kamera kayıtlarına yansıyan gülümsemek şeklindeki tepkisinin olayın şokundan kaynaklandığını, suça konu bombaya ilişkin yapılan incelemelerde bombanın içten fitilli olduğunun anlaşıldığını, uzaktan patlatılan bir bomba olmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlanması için Başsavcılığa tevdiine, Kürtçe bilen tercüman görevlendirilmesi için müzekkere yazılmasına ve duruşmanın 25/10/2016 tarihine ertelenmesine karar vermiştir. Yargılamanın 25/10/2016 tarihli son celsesinde iddia makamınca esas hakkında mütalaa sunulmuştur. Söz konusu mütalaada başvurucunun isnat edilen tüm suçlardan beraatine ve tahliyesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas hakkında mütalaanın ilgili kısmı şöyledir:"Her ne kadar sanık hakkında terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış ise de somut deliller ile desteklenmeyen istihbari rapor dışında sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine, her ne kadar sanık hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya elde değiştirme, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından kamu davası açılmış ise de iddianamede sanığın elinde bulunan belirsiz bir cisme bastığı ve patlamanın bu şekilde gerçekleştiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamında mevcut polis kriminal raporunda bahse konu patlayıcı maddenin başlatıcı olarak muhtemelen maytap fitili kullanmış olduğu belirtildiği her ne kadar sanığın olay saatinde olay yerinde bulunduğu sabit ise de dosya kapsamındaki mevcut delil mevcut görüntüler dikkate alındığında sanığın olay yerine patlayıcı maddeyi koyduğuna ve bu patlayıcı maddeyi patlattığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve şüphe sanık lehine yorumlanır ilkesi de dikkate alınarak sanığın üzerine atılı suçlardan beraatine ve tutuklu bulunan sanığın tahliyesine karar verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur" Anılan celsede başvurucu, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasında beraatine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu müdafii de kriminal raporun lehlerine geldiğini ve önceki savunmalarını tekrarladıklarını beyan etmiştir. Söz konusu celsede hüküm açıklanmıştır. Mahkeme; başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan 6 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ve 760 TL adli para cezasıyla, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ayrıca genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna ilişkin hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"07/12/2015 günü Şehzadebaşı Yıl Parkı içerisinde patlama meydana gelmiş, park içerisinde kayıt yapan kameraların patlamanın olduğu alanı gösterdiğinin tespit edilmesi üzerine kayıtlar incelenmiştir.İncelenen kayıt içeriklerine göre bir erkek şahsın 43 sıralarında kamera görüntüsüne girdiği, güvenlik kulübesi yakınlarında oyalandığı, telefonla konuştuğu, 01 sıralarında patlamanın olduğu alana bir şey bıraktıktan sonra olay yerinde uzaklaştığı, daha sonra olay yerini görür noktada 3 erkek şahıs ile bir bayan şahsın patlamanın olduğu alanı dikkatli şekilde takip ettiği, 03 sıralarında patlama olduktan sonra bu alandan uzaklaştıkları hususu tutanağa bağlanmıştır.PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik sürdürülen çalışmalarda iltisaklı kurumlardan alınan bilgilerde ses bombalı saldırıyı gerçekleştiren şahısların 4 kişi olup bunlardan ikisinin Ruken ve Barış (K) isimli şahıslar olabileceği yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine yapılan çalışmalarda Ruken (K) isimli kişinin Ruken Gündüz olabileceği şeklinde istihbari bilgiler elde edildiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün 09/12/2015 tarihli üst yazısı ile belirtilmiştir.Olay yerinden elde edilen ve muhafaza altına alınan parçalar üzerinde yapılan inceleme sonucunda İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün [2016] tarihli ek raporunda bir adet başlatıcısı tespit edilemeyen parça ve basınç etkili bomba patladığının tespit edildiği, piroteknik malzemelerde başlatıcı olarak maytap fitili, saniyeli fitil, elektronik düzenekler kullanılabildiği, saniyeli fitil ve elektronik düzenekler kullanıldığında patlama sonrasında bulgu elde edilebilirken maytap fitili kullanıldığında herhangi bir bulgu elde edilemediği, il genelinde meydana gelen benzer etkisiz hale getirilmiş olaylarda başlatıcı olarak maytap fitili kullanıldığı, bahse konu olayda başlatıcı olarak muhtemelen maytap fitili kullanılmış olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir. [...]Mevcut dosya kapsamına göre, Şehzadebaşı Yıl Parkında 07/12/2015 tarihinde ses bombalı patlama meydana gelmiştir. Olay yerini gören kamera kayıtlarının incelenmesinde bir kadın şahıs ile 3 [erkek] şahsın patlamanın olduğu yere doğru geldikleri, bu kişilerin birlikte hareket ettikleri, patlamanın meydana gelmesi ile bu kişilerin davranışlarının eş zamanlı olduğu, kadın olan kişinin görüntülerde eylemi ile patlamanın meydana geldiği, patlama anında bu kişilerin olağan yaşam akışına göre beklenen tedirginlik veya panik hali sergilemedikleri gibi aksine rahat tavırlarda bulundukları, patlamadan sonra birlikte ayrıldıkları; görüntülerdeki kadın şahsın sanık olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı gibi sanığın daha sonraki savunmasında da bu kişinin kendisi olduğunu kabul ettiği, ancak yanındaki diğer kişileri tanımadığını beyan ettiği; bununla birlikte görüntülerden bu kişilerin birlikte gelip birlikte hareket ettiklerinin net bir şekilde anlaşılması karşısında sanığın bu beyanının doğru olmadığı; patlamayı gerçekleştirebilecek kişilerin tespitine yönelik olarak yapılan çalışmalarda YDG-H içerisinde faaliyet gösteren Ruken ve Barış isimli kişiler olabileceğine dair bilgiler elde edilmesi üzerine Ruken (K) isimli kişinin sanık olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, bu yönde istihbari bilgiler elde edildiği; sanığın aşamalarda alınan savunmalarında çelişkili ve birbirinden farklı beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde patlamayı sanığın gerçekleştirdiği bununla birlikte her ne kadar sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile cezalandırılması istemi ile dava açılmış ise de sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerine dair dosyaya yansıyan somut bilgi ve belge bulunmaması karşısında örgüt üyeliğinden bahsedilemeyeceği; ancak, yapılan çalışmalar ve elde edilen istihbari bilgilere göre YDG-H içerisinde faaliyet gösterdiği anlaşılan sanığın bu eylemini örgüt adına gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki hakkında bu yönde istihbari bilgi bulunan sanığın ses bombası patlatma gibi bir eylemi bireysel olarak işlediği yönünde bir düşüncenin de eylem ve oluşa uygun düşmeyeceği, zaten görüntülerden net bir şekilde anlaşıldığı üzere sanığın da bireysel, tek başına hareket etmeyip, kimlikleri tespit edilemeyen diğer kişilerle birlikte hareket ettiği; böylelikle sanığın Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek, Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması ve Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması suçlarını işlediği sonuç ve kanaatine varılmakla, sanığın cezalandırılmasına yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." Başvurucu müdafii ve Cumhuriyet savcısının genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yaptıkları itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 30/1/2017 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu müdafii ve Cumhuriyet savcısı mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Daire) 9/3/2017 tarihinde istinaf başvurularının esastan reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Anılan karar, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu yönünden kesin, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçu yönünden ise temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilmiştir. Daire kararında yer alan karşıoy gerekçesinde özetle eylemin örgüt adına işlendiği hususundaki kabulün tek başına kolluk tarafından sunulan istihbari rapora dayandığı, bu raporun somut delillerle desteklenmediğini, aynı raporda ismi geçen B.Ç. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin bu hususu doğruladığı, doğruluğu ispatlanmayan istihbari rapora istinaden mahkûmiyet kararı verildiği ileri sürülmüştür. Aynı karşıoy gerekçesinde ayrıca elindeki cismin cep telefonu olduğu yönündeki savunma karşısında bu cismin telefon mu yoksa bomba ateşlemeye yarayan düzenek mi olduğunun belirlenememesi, görüntülerde bomba koyan kişinin bir başkası olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve dosyaya gelen uzmanlık raporunda bombanın ateşlenmesinde muhtemelen maytap fitili kullanıldığının belirtilmesi karşısında dosyadaki mevcut delillerin mahkûmiyete yeterli olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu bu karara karşı 30/3/2017 tarihinde temyiz kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 1/3/2018 tarihinde temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar vermiştir. Oyçokluğuyla alınan kararın karşıoy gerekçesinde özetle ifade ve savunmalarındaki farklılıkların sanığın aleyhine ve geniş yorumlanmak suretiyle mahkûmiyet hükmüne esas tutulmasının yasal olmadığı, mevcut delillerin de sanığın mahkûmiyeti için yeterli olmadığı, bu nedenle kamera görüntülerinde sanığın elinde görünen cismin ne olduğunun görüntülerin laboratuvar ortamında iyileştirilmek suretiyle bilirkişi raporu marifetiyle kesin tespit yaptırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği kanaatine yer verilmiştir. Başvurucu, temyiz talebinin reddi sonrasında 9/8/2018 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrası gereği, madde metninde belirtilen suçlar bakımından bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz edilebilmesi mümkün hâle gelmiştir. Başvurucu, anılan Kanun değişikliği sonrasında Dairenin 9/3/2017 tarihli istinaf talebinin esastan reddi kararına terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme yönünden 7/11/2019 tarihinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 23/9/2020 tarihinde temyiz isteminin reddi ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Başvurucu, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz talebinin reddi sonrasında 7/1/2021 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması " kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;...c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi " kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır. (2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.'' 5237 sayılı Kanun'un "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı maddesinin(6) numaralı fıkrası şöyledir:"Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır." 5237 sayılı Kanun'un "Silahlı örgüt" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır." 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun "Terör suçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz."