Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucuya böbrek rahatsızlığı nedeniyle altı kez enjeksiyon yapılmasına ilişkin reçete düzenlenmiş olup bu enjeksiyonların tamamı Melek Hatun Aile Sağlığı Merkezinde (Aile Hekimliği) yapılmıştır. Başvurucunun 6/8/2012 tarihli son enjeksiyon işleminden hemen sonra sol bacağında uyuşma ve ağrı şikâyeti meydana gelmiştir. Şikâyetlerinin devam etmesi üzerine 6/9/2012 tarihinde Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat eden başvurucunun muayene ve tetkikleri sonucunda sol bacağında enjeksiyon işlemine bağlı siyatik siniri hasarı oluştuğu belirlenmiştir. Tedavi sürecinin sonunda düzenlenen anılan hastanenin 5/11/2015 tarihli raporu uyarınca başvurucunun düşük ayak sendromuna bağlı olarak %20 engelli hâle geldiği tespit edilmiştir. Başvurucu 10/6/2015 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde; Aile Hekimliğinde çalışan hemşirenin hatalı enjeksiyonu sonucunda sol bacağında kalıcı hareket kısıtlılığı oluştuğunu belirterek 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. Mahkeme, dosyayı bilirkişi incelemesi için Adli Tıp Kurumuna (ATK) göndermiştir. ATK İhtisas Kurulunun 27/2/2017 tarihli raporunda; bu tür işlemlerden sonra klinik şikâyetlere neden olan bulgularda tam düzelme olmayabileceği, enjeksiyonun yanlış yere yapıldığını gösteren tıbbi belge bulunmadığı ancak enjeksiyon doğru yere yapılmış olsa dahi sinir hasarı oluşabileceği belirtilerek ortaya çıkan hareket kısıtlılığının herhangi bir tıbbi kusur veya ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu bu rapora yönelik itiraz dilekçesinde; anılan raporda Mahkemenin talep yazısında engel oranının belirlenmesi de dâhil olmak üzere tespitini istediği pek çok konuda hiçbir açıklama bulunmadığını ayrıca enjeksiyon öncesinde aydınlatma yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme, başvurucunun çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle uğradığı gelir kaybının belirlenmesi amacıyla dosyayı aktüerya bilirkişisine tevdi etmiş, bilirkişinin incelemesi sonucunda başvurucunun 989 TL maddi zararı bulunduğu belirlenmiştir. Mahkeme 24/12/2018 tarihinde maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile başvurucuya 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar vermiştir. Gerekçede; ATK raporu uyarıca enjeksiyon işleminin kusurlu olduğu ortaya konulamamış ise de uygulanan tedavi ve sonuç arasında illiyet bağının aşikâr olduğu ve idarenin kusurlu olduğunun karine olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucudaki %20 maluliyet oranının zaman içerisinde arttığı, neredeyse ayağını kullanamaz hâle gelmesinin sonucu olarak uğradığı kazanç kaybının belirlenmesi amacıyla aktüerya incelemesi yaptırıldığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda aktüerya bilirkişisi tarafından tespit edilen zarar miktarı talep edilen tazminat tutarından fazla olmasına rağmen başvurucunun ıslah talebinde bulunmaması nedeniyle taleple bağlı kalındığı vurgulanmıştır. Ayrıca zararın niteliği, başvurucunun sağlık hizmeti sonucunda engelli hâle gelmesi nedeniyle duyduğu acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntılarının kısmen de olsa dindirilmesi için takdiren 000 TL manevi tazminata hükmedildiği açıklanmıştır. Başvurucu ve davalı idare tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde; aktüerya bilirkişisi tarafından belirlenen maddi zarar miktarı yönünden ıslah talebinde bulunmak için süre verilmediğini, engellilik oranında artış olup olmadığının belirlenmesi ile zararının bu orana göre hesaplanması için yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 19/3/2020 tarihinde Mahkemenin kararının kaldırılmasına, başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine; başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir. Gerekçede; ATK raporunda başvurucuya enjeksiyon yapılırken verilen sağlık hizmetinin hatalı olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmadığından idarenin maddi tazminata yönelik sorumluluğu bulunmadığı dolayısıyla ıslah için süre verilmediği iddiası yönünden değerlendirme yapılmasının gerekli olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca poliklinik kayıtlarının düzenli şekilde tutulmasının idarenin sorumluluğunda olduğu, somut olayda başvurucu hakkında uygulanan tedavilere ilişkin kayıtların eksik olmasının bir sonucu olarak başvurucuda oluşan rahatsızlığın nedenine hiçbir zaman ulaşılamayacağından manevi tazminata hükmedilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Başvurucu nihai kararı 17/4/2020 tarihinde tebliğ aldıktan sonra 13/5/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurucunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.