Başvuru, yargılama sırasında tayin edilen bilirkişilerin önceden tarafların bilgisine sunulmayıp resen seçilerek usul hükümlerine aykırı davranılması, tarafsızlığından şüphe duyulmayacak bilirkişilerin seçilmemesi, mahkemece delillerin yanlış değerlendirerek usul ve yasaya aykırı karar verilmesi, Yüksek Mahkeme üyelerinin çalışma ve oluşum şeklinin yasaya uygun olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; davanın ilk açıldığı mahkemenin kapatılarak dosyanın başka mahkemeye devredilmesi, Yükse
Başvuru; yargılama sırasında tayin edilen bilirkişilerin önceden tarafların bilgisine sunulmayıp resen seçilerek usul hükümlerine aykırı davranılması, tarafsızlığından şüphe duyulmayacak bilirkişilerin seçilmemesi, mahkemece delillerin yanlış değerlendirerek usul ve yasaya aykırı karar verilmesi, Yüksek Mahkeme üyelerinin çalışma ve oluşum şeklinin yasaya uygun olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; davanın ilk açıldığı mahkemenin kapatılarak dosyanın başka mahkemeye devredilmesi, Yüksek Mahkemede davaya hangi hâkimin bakacağının bilinmemesi nedenleriyle kanuni hâkim güvencesinin; taraflar arasında sözleşme olmamasına rağmen fahiş bir ödeme yükümlülüğü getirilmesi nedeniyle sözleşme özgürlüğü ve mülkiyet hakkının; Mahkeme ve Yargıtay kararlarında ileri sürülen iddia ve olgulara cevap verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının; davanın taraflarına farklı hükümler uygulanması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/4/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun eski vekili, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2005/361 sayılı dosyasında, haklı nedenlerle vekillik görevinden istifa ettiğini belirterek takip ettiği dava ve icra dosyaları için 000 TL vekâlet ücreti alacağı talep etmiştir. Başvurucu, karşı dava yoluyla eski vekilinin, görevi sona erdiğinde avans hesaplarını kapatmadığını ve dosyaları iade etmediğini ileri sürerek uğradığı zararlar karşılığı 000 TL tazminat talep etmiştir. Yargılama devam ederken Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararı ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin faaliyeti dondurulmuş; dosya, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/335 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Mahkeme 30/3/2011 tarihli ve E.2009/335, K.2011/66 sayılı kararla 000 TL vekalet ücreti alacağının davalı karşı davacıdan tahsiline karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:“…Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan tüm deliller ile dosya kapsamına uygun ayrıntılı, taraf vekillerinin tüm itirazları da değerlendirilmek suretiyle tanzim olunan 22/11/2010 tarihli ek bilirkişi raporu aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak sebeplerle kısmen Mahkememizce verilen hükme esas alınmıştır. Toplanan tüm delillerle de davacının davalıların müşterek murisi olan Ercan Arıklı'nın vekili olduğu, Ercan Arıklı'nın 3/6/2003 tarihinde vefatı üzerine mirasçılarından İsrafil Gündüz Arıklı tarafından 12/06/2003 tarihli vekaletname ile, Tuncer Arıklı tarafından verilen 6/6/2003 tarihli vekaletname ile davacının vekili tayin edildiği sabittir. Taraflar arasındaki ihtilaflı olaylar kronolojik olarak değerlendirildiğinde; davalılardan Tuncer Arıklı'nın 21/11/2005 tarihli azilnamesi, 23/11/2005 havale tarihli dilekçelerle davacının vekili olarak takip ettiği Şişli Asliye Huk. Mahkemesinin 2005/363 E., İst. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/676 E., İst. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/189 E., İst. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1003 E. sayılı dosyalarına ibraz edilmiştir. 25/11/2005 tarihinde İsrafil Gündüz Arıklı tarafından davacıya faks mesajı çekilmiş, davacı tarafından Kadıköy Noterliğinin 28/11/2005 tarih 20569 ve 20570 yevmiye nosu ile keşide edilen ihtarnameler İsrafil Gündüz Arıklı'ya 28/11/2005 tarihinde bizzat, Tuncer Arıklıya 28/11/2005 tarihinde mahalle muhtarlığına tebliğ edilmiştir. Davalılardan Tuncer Arıklı tarafından 25/10/2005 tarihli, İsrafil Gündüz Arıklı tarafından 29/11/2005 tarihli vekaletnameler ile Av. İbrahim Salihoğlu vekil tayin edilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf azlin ve istifanın haklı-haksız olup olmadığının değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taraf takip ettiği dosyalarda muvafakatı alınmaksızın yeni bir vekil görevlendirildiğinin bildirilmesi ile vekillik görevinin Av.K.' nun maddesi gereğince haklı nedenle istifa ettiğini, davalı- karşı davacı ise de; davacı avukatın takip ettiği davalarda müvekkillerinin zararına sebebiyet verdiğinden bahisle haklı nedenle azledildiğini iddia etmektedir. Davalı Tuncer Arıklı tarafından 4/7/2005 tarihli faks mesajıyla davacı avukata gönderilen talimatla, yazılı talimatı olmadan vekil olarak ahzu kabz yetkisini kullanmamasının bildirildiği, davalı İsrafil Gündüz Arıklının 25/11/2005 tarihli faks mesajında '' ....bundan böyle davalarımızda Tuncer Arıklı ve vekili Av. İbrahim Salihoğlu'nun savunmalarına uygun savunma yapmanızı hassasiyetle rica ederim'' şeklindeki mesajı üzerine davacı avukatın muvafakatı olmaksızın yeni bir vekilin görevlendirilmesinin bildirilmesi ile vekillik görevinin 1136 S.K' nın maddesi gereğince sona erdiğinden davalılara 28/11/2005 tarihli ihtarnamelerin keşide edildiği sabittir.Davalı Tuncer Arıklı tarafından keşide edilen Beyoğlu Noterliğinin 21/11/2005 tarih ve 30145 yevmiye nolu azilnamesi, davacıya 21/02/2006 tarihinde tebliğ edilmiş olduğundan, davacı avukatın istifa ettiği 28/11/2005 tarihi itibarıyla davacıya tebliğ edilen herhangi bir azilname söz konusu olmadığından taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin davacı avukatın istifası sebebiyle sona erdiği sabit olduğundan, azlin haklı ya da haksız olmasının tartışılmasının sonuca etkili olmadığı anlaşılmaktadır. Bu aşamada değerlendirilmesi gereken davacı avukatın istifasının haklı olup olmadığının tespitidir. Davacı avukat davalı İsrafil Gündüz Arıklı'nın 25/11/2005 tarihli faks mesajı ile diğer davalı Tuncer Arıklı tarafından ikinci bir avukatın kendisinin yanında görevlendirildiği hususunu öğrendiği, diğer davalı İsrafil Gündüz Arıklı' nın davacı avukata davalı İsrafil'in yeni görevlendirdiği avukata tabi olarak çalışması konusunda talimat vermiş olması sebebiyle davacının vekil sıfatıyla takip ettiği dosyalar için başka bir avukatın görevlendirilmesinden önce davacı avukatın yazılı muvafakatının alınmaması ve davalı İsrafil Gündüz Arıklı tarafından davacı avukata yeni görevlendirilen avukata tabi olarak çalışması hususunda telkin- talimat vermiş olması sebebiyle davacı avukatın Av. K.'nun 172 /1-2 maddesi gereğince haklı nedenle istifa ettiği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı avukatın 28/11/2005 tarihinde haklı nedenle istifa etmiş olması sebebiyle, iş sahibi yeni vekil tayinine muvafakat etmeyen avukata vekalet ücretinin tamamını ödemekle yükümlü olduğundan davacı tarafın dava dilekçesi ve ihtarnamesine esas dosyalar itibarıyla yapılan değerlendirmede; Davacı avukatın haklı istifası nedeniyle Av. K. nu 164/4 ve 168/ son maddeleri gereğince istifa tarihi olan 28/11/2005 tarihi itibarıyla yürürlükte olan hükümleri ile tarifeye ilişkin tebliğin maddesi gereğince avukatın emeği, çabası, işin niteliği, davanın süresi ,her dosya için ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle ve nispi vekalet ücreti takdirinde oranların ortalaması alınmak suretiyle ve 14/06/2010 tarihli bilirkişi kurul raporu ile aynı bilirkişiler tarafından tanzim olunan 22/11/2010 tarihli ek bilirkişi raporu değerlendirilerek davacı avukatın maktu, nispi, karşı vekalet ücreti ve K.' nın maddesi gözetilerek tahsil edilmiş kabul edilebilecek nitelikte olmak üzere hak kazandığı vekalet ücreti alacakları aşağıda belirlenmiştir.…” Tarafların temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/9/2012 tarihli ve E.2011/17131, K.2012/20955 sayılı ilamıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 25/2/2013 tarihli ve E.2012/29759, K.2013/4282 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 26/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiş 25/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun mülga maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:“Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgarî ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgarî ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde onbeşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.” 1136 sayılı Kanun’un yürürlükte olan maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum Baro Yönetim Kuruluna bildirilir. (Değişik: 13/1/2004-5043) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” 1136 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“İş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatının yazılı muvafakatı ile başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir.İş sahibi, ilk avukatın muvafakatını kendisine tevdi veya tebliğ edilecek bir yazı ile en az bir haftalık süre vererek talep eder. Avukat bu süre içinde cevap vermemişse muvafakat etmiş sayılır.İlk avukatın muvafakat etmemesi halinde, vekâlet akdi kendiliğinden sona erer. İş sahibi, muvafakat etmeyen avukata ücretin tamamını ödemekle yükümlüdür.İlk avukatın muvafakatı ile işin başka avukatlar tarafından da takibi halinde iş sahibi, ilk avukatın ücretinden kısıntı yapamaz. Bu halde avukatların müvekkile karşı sorumluluğu konusunda 171 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır.” 1136 sayılı Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır.Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:“Daireler heyet hâlinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder. Görüşmeye katılan başkan ve üyelerin adları mahallerine gönderilecek karar örneklerine de yazılır. Karar çoğunluk ile verilmişse karşı oy yazısı, kararların asıl ve örneklerinde gösterilir.” 29/8/1983 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği’nin maddesi şöyledir:“Daireler bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanan işi görüşür ve çoğunluk ile karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder. Görüşmeye katılan başkan ve üyelerin adları mahallerine gönderilecek karar örneklerine de yazılır. Karar çoğunluk ile verilmişse karşı oy yazısı, kararların asıl ve örneklerinde gösterilir.” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:“Ehlivukuf, iki taraf ittifak edemedikleri halde tahkikat hâkimi tarafından intihap olunur.”