Başvuru, mesleğe kabul esnasında girdiği sınavdaki sorulardan bir kısmının iptal edilmesi sonucu gümrük müşaviri olarak mesleğe kabulü yapılan başvurucunun, daha sonra hesaplama farklılığı nedeniyle başarısız sayılmasına karar verilmesi ve yargısal sürecin uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; mesleğe kabul esnasında girdiği sınavdaki sorulardan bir kısmının iptal edilmesi sonucu gümrük müşaviri olarak mesleğe kabulü yapılan başvurucunun, daha sonra hesaplama farklılığı nedeniyle başarısız sayılmasına karar verilmesi ve yargısal sürecin uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 2014/17284 numaralı başvuru 31/10/2014 tarihinde, 2015/15076 numaralı başvuru 8/9/2015 tarihinde yapılmıştır. Yapılan incelemede başvurucu tarafından yapılan 2015/15076 numaralı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2014/17284 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. 2014/17284 Numaralı Başvuruya Konu Olaylar Başvurucu, Gümrük Müsteşarlığı (İdare) tarafından Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) aracılığıyla 24/11/2002 tarihinde yapılan Gümrük Müşavirliği Ön Eleme Sınavı sonucu başarılı sayılarak Mesleki Yeterlilik Sınavına girmeye hak kazanmış, 18/1/2003 tarihinde yapılan Mesleki Yeterlilik Sınavında 68 puan alarak başarısız sayılmıştır. Başvurucu tarafından başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesine (Mahkeme) dava açılmıştır. Mahkemenin 31/10/2003 tarihli kararıyla başvurucunun sınav kağıdı sadece maddi hata yönünden incelenerek davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi (Daire), sınav sorularının yasal mevzuata uygun düzenlenip düzenlenmediği hususunda bilirkişi raporu alınmak suretiyle karar verilmesi gerekçesine istinaden 4/7/2005 tarihinde Mahkeme kararını bozmuştur. İdarenin karar düzeltme istemi, Dairenin 9/6/2006 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyarak bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporuna göre hatalı soruların bulunduğu ve bu sorular için (+2) puan verilerek yeniden yapılan hesaplamaya göre başvurucunun 76 puan alarak başarılı sayılması gerektiği gerekçesiyle 28/12/2007 tarihinde dava konusu başarısız sayılma işleminin iptaline karar verilmiştir. İptal kararı üzerine başvurucu, gümrük müşavirliği izin belgesi ve bilge kullanıcı kodu almaya hak kazanmış ve müşavirlik görevini yapmaya başlamıştır. İdarenin kararı temyizi üzerine Daire 11/11/2008 tarihli kararıyla hatalı bulunarak iptal edilen sorulara (+2) puan verilmesi yerine bu soruların değerlendirme dışı bırakılıp ve geri kalan doğru soruların 100 puan üzerinden değerlendirilerek her bir sorunun puan karşılığı bulunmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği, bu yöntemle yapılan hesaplamaya göre başvurucunun puanının 70’in altında kaldığı gerekçeleriyle iptal kararı bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Dairece reddedilmiştir. Mahkemenin 5/11/2009 tarihli kararıyla bozmaya uymayıp ısrar edilmiş ise de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (Kurul) 16/12/2010 tarihli kararıyla Daire kararı doğrultusunda hatalı bulunarak iptal edilen sorular değerlendirme dışı tutularak kalan sorular üzerinden puanın hesaplanması gerektiği gerekçesine istinaden ısrar kararı oyçokluğuyla bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Kurulun 24/5/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kurulun bozma ilamı üzerine Mahkemenin 16/1/2013 tarihli kararıyla dava reddedilmiştir. Karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 30/10/2013 tarihli ilamıyla kararı onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 11/6/2014 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 10/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. 2015/15076 Numaralı Başvuruya Konu Olaylar Danıştay Onuncu Dairesinin yukarıda belirtilen bozma ilamına (§ 16) istinaden başvurucunun gümrük müşavirliği izin belgesi iptal edilmiş ve bilge kullanıcı koduna bloke konulmuştur. Bunun üzerine başvurucu izin belgesinin iptali ve kullanıcı koduna bloke uygulanması işlemlerinin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesine (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 28/10/2011 tarihli kararıyla her ne kadar Ankara İdare Mahkemesi iptal kararı bozulmuşsa da Mahkemenin bozma ilamına uymayarak ısrar ettiği dikkate alındığında ortada uygulanması gereken olumsuz bir yargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle izin belgesinin iptali ve kullanıcı koduna bloke uygulanması işlemlerini iptal etmiştir. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 11/4/2012 tarihli kararıyla Anayasa’nın maddesi uyarınca idarenin yargı kararlarına uymak ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek zorunda olduğu, kararın otuz gün içinde uygulanması gerektiği, ısrar kararının bozulduğu, buna göre Mahkeme kararının uygulanması amacıyla tesis edilen izin belgesinin iptali ve bloke uygulanması işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle İdare Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından reddedilmiştir. Bozma kararına uyan İdare Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli kararıyla bozma ilamındaki gerekçelerle dava reddedilmiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz talebi de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 3/11/2014 tarihli kararıyla onanmış; karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 29/5/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 11/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/9/2015 tarihinde 2015/15076 numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bariz bir şekilde keyfî olmadıkça belirli bir kanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına karar vermenin kendi görevi olmadığını kararlarında ifade etmektedir. AİHM, kanıtların elde edilme yöntemi de dâhil olmak üzere yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını ve Sözleşme’deki bir hakkın ihlali söz konusu ise tespit edilen ihlalin niteliğini inceleme konusu yapmaktadır (Jalloh/Almanya [BD], B. No: 54810/00, 11/07/2006, § 95; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, § 125; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya, B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 699).