Başvuru, ateşli silahla öldürme olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ateşli silahla öldürme olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 17/2/2015 ve 24/6/2015 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2016/12422 numaralı başvuru dosyasının 2015/3160 numaralı başvuru dosyasıyla birleştirilmesine, bu dosyanın kapatılmasına ve incelemenin 2015/3160 numaralı başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Mukaddes Akay, Metin Akay, Evin Akay, Ayşe Akay ve Abdulhakim Akay, 7/11/1995 tarihinde cesedi bulunan A.nın sırasıyla eş ve çocuklarıdır. 7/11/1995 tarihinde saat 00 sıralarında Şırnak'ın İdil ilçesinden Cizre ilçesine gitmekte olan güvenlik güçleri, İdil-Cizre arasındaki kara yolunu Deştadara köyü yoluna bağlayan yerde ana yol kenarında yüzüstü duran bir erkek cesedi görüp durumu İdil Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) bildirmişlerdir. Cumhuriyet Başsavcılığı, ölüm olayı hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır. İdil Jandarma Komutanlığı (Jandarma Komutanlığı) görevlilerince aynı gün düzenlenen tutanakta; cesedin gözlerinin siyah bir ceketle bağlandığı, cesette sol kulak üzerinde iki, boyun bölgesinde bir ve sağ bacakta bir olmak üzere toplam beş ateşli silah yarası bulunduğu, cesedin çevresinde 7,62 mm çapında uzun namlulu bir tüfeğe ait dokuz boş kovan bulunduğu ve bu kovanların Cumhuriyet Başsavcılığınca muhafaza altına alındığı belirtilmiştir. Jandarma Komutanlığı görevlilerince olay yerinin basit bir krokisi çizilmiştir. Ölü muayenesi işlemi, olay yerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekimce yapılmıştır. Bu işleme dair tutanakta cesedin sol kulağındaki, boynundaki, göğsündeki ve bacağındaki ateşli silah yaraları tarif edilmiş; ölü muayenesi yapılan kişinin tahminen 4-6 saat kadar önce öldürüldüğü belirtilmiş ve ölümün baş bölgesindeki ateşli silah yarasına bağlı sebeplerle gerçekleştiği açıklanarak kesin ölüm nedeninin tespit edilmesi nedeniyle ölü muayenesi işlemine son verildiği ifade edilmiştir. Tutanağa göre ölü muayenesi işlemi sırasında cesedin fotoğrafları çekilmiştir. Komutanlık görevlilerince ceset yoldan geçen kişilere ve köy halkına gösterilmiş ancak cesedin kime ait olduğu saptanamamıştır. Cesedi gören Cizre Emniyet Amirliğinde görevli polisler, cesedin Cizre'de lokanta işleten A.ya ait olduğunu söylemişlerdir. Bu hususu, A.nın akrabaları olan H. ile S.A. da doğrulamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının istinabe talebi üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre Jandarma Komutanlığına bir müzekkere yazarak 6/11/1995 tarihinde ölenin veya şüpheli kişilerin araçla gece geç saatlerde Düzova köyünden geçip geçmediğinin öğrenilerek sonucun bildirilmesini istemiştir. Bu müzekkereye verilen cevaptan, güvenlik nedeniyle Düzova köyünden geçişlerin akşam 00'den sabah 00'ya kadar engellendiği ve bildirilen tarihte herhangi bir aracın geçmediği öğrenilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine İdil Emniyet Amirliğince yapılan araştırmada, ölenin ilçe halkından herhangi biriyle ticari ilişki içinde bulunmadığı ve ilçe merkezinde, öleni tanıyan bulunmadığı gibi ölenin herhangi bir yakının da ikamet etmediği tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, istinabe yoluyla ölenin babası Ş.A.nın, kardeşi İ.A.nın ve birlikte çalıştığı A.nin ifadesini almıştır.i. Ş.A. ifadesinde, oğlunun her gün saat 00 sıralarında işyerinden çıkıp eve geldiğini, cesedin bulunmasından bir gün önce oğlu eve gelmeyince A.yı telefonla aradıklarını, oğlunun saat 00 sıralarında işyerinden çıktığını A.dan öğrendiklerini, Cizre'de oğlunu aradıklarını ancak bulamadıklarını, oğlunun kimler tarafından öldürüldüğünü bilmediğini söylemiştir. ii. A., A.nın olaydan bir gün önce saat 00 sıralarında işyerinden ayrılarak eve gittiğini, saat 00 sıralarında kendisini telefonla arayan A.nınannesininA.nın eve gelmediğini söylediğini, durumu Emniyet Müdürlüğüne haber verdiklerini, ayrıca Cizre'de A.yı aradıklarını, en son saat 00 sıralarında Cizre Belediye Parkı'nda elinde bir ilaç torbası ile görüldüğünü tespit ettiklerini ve A.nınkimseylehusumet içinde olmadığını beyan etmiştir.iii. İ.A. "durumun Emniyet Müdürlüğüne bildirildiği" kısmı hariç A. ile aynı yönde beyanda bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine, olay yerinden elde edilen sekiz boş kovanı inceleyen Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü (Kriminal Laboratuvar) düzenlediği 28/11/1995 tarihli uzmanlık raporunda, tek bir silahtan atıldığı tespit edilen inceleme konusu kovanların faili meçhul olaylar arşivi sırasına kaydedilerek geçici olarak alıkonulduğunu belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine ölenin Deştadara köyü veya Elcani mezrasıyla herhangi bir ilişkisinin olup olmadığını araştıran Jandarma Komutanlığıgörevlileri,A.nın Sulak köyü Elcani mezrasında tanınmadığını tespit etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, fail/faillerin tespit edilemediği gerekçesiyle 2/4/1996 tarihinde daimî arama kararı vermiştir. Bu kararda dava zamanaşımı süresinin 7/11/2015 tarihinde dolacağı belirtilmiştir. Daimî arama kararının Jandarma Komutanlığına gönderilmesi sonrasında zamanaşımı süresi doluncaya kadar geçen süreçte belli aralıklarla düzenlenen faillerin tespit edilemediğine ve araştırmaların devam ettiğine dair tutanaklar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan incelelemede farklı tarihlerde dört farklı olay yerinden elde edilen kovanları olay yerinden ele edilen kovanlarla karşılaştıran Kriminal Laboratuvar 14/9/1998 tarihli uzmanlık raporuyla kovanlar arasında herhangi bir irtibat kurulamadığını bildirmiştir. Başvurucular 7/6/2005 tarihinde vekilleri aracılığıyla soruşturma evrakının bir fotokopisini almışlardır. 25/3/2009 tarihinde A.nın ölümü ile ilgili olarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe veren başvurucu Mukaddes Akay, eşinin ölmeden önce anlattığına göre Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) mensuplarınca çevreden soruşturulduğunu, öğrendiğine göre eşinin 6/11/1995 tarihinde dört kişi tarafından beyaz renkli bir araçla Cizre Jandarma Komutanlığına götürüldüğünü, bir süre sonra Cizre Jandarma Komutanlığındançıkarken görüldüğünü ancak Cizre Belediye Parkı civarında yeniden aynı araca bindirildiğini, kaybolduğunun aynı akşam kolluk birimlerine bildirildiğini, cesedinin bulunmasından sonra eşinin ortağı olan ve siyasi olaylara karışan A.nın yurt dışına kaçtığını, İdil'e kadar iki askerî arama noktası olduğunu ve kimlik kaydı yaptırmadan eşinin bu arama noktalarından geçemeyeceğini, olay tarihinde Cizre ilçe jandarma komutanının T. olduğunu, eşinin ölümünden T. ve onun emrindeki kişilerin sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2009 tarihinde 2009/430 sayılı soruşturma kapsamında başvurucu Mukaddes Akay'ın beyanını almıştır. Başvurucu Mukaddes Akay ifadesinde, eşinin kimler tarafından götürüldüğüne dair elinde kesin bir delil bulunmadığını, taziyeye gelen insanlardan dilekçede yazılı hususları duyduğunu ve bu nedenle T.den şüphelendiğini söylemiştir. Başvurucular vekili 22/7/2014 tarihinde soruşturma evrakının fotokopisini almıştır. Başvurucular vekili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 25/11/2014 tarihli dilekçede A.nın ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın özensiz ve etkisiz olduğunu belirterek soruşturmadaki bazı eksikliklere dikkat çekmiş ve bazı taleplerde bulunmuştur. Bu talepler şunlardır:i. Ölü muayenesinde çekildiği belirtilen fotoğrafların dosya arasına alınmasıii. Olay yerinde bulunan kovanların Kriminal Laboratuvarca arşivdeki tüm kovanlarla karşılaştırılmasıiii. 1995 yılı Kasım ayında Cizre-İdil arasında kaç kontrol noktası olduğunun ve geçişlerin nasıl kontrol edildiğinin araştırılmasıiv. İ.A. ve A.nin beyanlarının yeniden alınmasıv. Eski soruşturma numarası 2009/430 olan soruşturma dosyasında yer alan A. ile ilgili belgelerin istenmesi ve bu soruşturma dosyasının akıbetinin öğrenilmesi Cumhuriyet Başsavcılığı 26/11/2014 ve 13/1/2015 tarihlerinde Kriminal Laboratuvara bir müzekkere yazıp daha önce incelenen kovanların yeniden incelenerek söz konusu kovanları ateşleyen silahın başka olaylarda da kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesini istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/11/2014 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına bir müzekkere yazarak A.nın ölümüyle ilgili herhangi bir soruşturmanın bulunup bulunmadığını sormuş ve ilgili soruşturma evrakının bir suretini istemiştir. Bu müzekkereye verilen cevaptan Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında A.nın ölümü ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan soruşturma evrakı arasında başvurucu Mukaddes Akay'ın Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçe ile başvurucu Mukaddes Akay'ın beyanlarını içerir tutanağın bulunduğu görülmüştür. Kriminal Laboratuvar 13/1/2015 tarihli raporunda olay yerinden elde edilen kovanlar ile silahı tespit edilemeyen olaylar arşivinde kayıtlı kovanlar arasında irtibat bulunmadığı ve irtibat kurulması hâlinde bilgi verileceği belirtilmiştir. Vekilleri aracılığıyla Kriminal Laboratuvarı raporunun bir örneğini 30/1/2015 tarihinde alan başvurucular, ilk bireysel başvurularını 17/2/2015 tarihinde yapmışlardır. Soruşturma kapsamında daha önce ifadesi alınan A.nin kendisine mektup gönderdiğini iddia eden başvurucular vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 8/4/2015 tarihli dilekçeyle mektupta bahsi geçen kişilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesini ve bu kişilerin dinlenilmesini talep etmiştir. Başvurucu vekilinin dilekçesine eklediği mektupta; A.nin kamu görevlilerinin kötü muamelelerine maruz kaldığı ve Almanya'ya kaçtığı,A.nın ölümünden sonra lokantanın eski müşterisi olup bir siyasi partinin Uludere ilçe teşkilatı başkanı olan Ö.A.nın kaymakam, emniyet müdürü, yüzbaşı ve ilçe emniyet amiriyle birlikte A.den yemek yapmasını istediği ve yüzbaşı olan kişinin A.ye "A. nerede? A.yı öldürdüler. Sana 15 gün mühlet... O şimdi bulutlarda senin için yer arıyor. Yakında seni bulutlarda yüzdüreceğiz..." dediği iddia edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/6/2015 tarihinde Ö.A.nın tanık sıfatıyla ifadesini almıştır. Ö.A. ifadesinde, A.nın kim tarafından öldürüldüğünü bilmediğini, onu ve A.yi tanımadığını, 1996 yılında Albay S. ile iki kez görüştüğünü ancak bu görüşmelerin faili meçhul olaylarla bir ilgisinin olmadığını beyanetmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, kasten öldürme suçu için suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve kim olduğu tespit edilemeyen şüpheli/şüphelilerin lehine olan 1/3/1626 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen 20 yıllık dava zamanaşımı süresinin 7/11/2015 tarihinde dolduğu gerekçesiyle 10/12/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar (KYO kararı) vermiştir. Başvurucular; etkili soruşturma yürütülmediğini, suç failleri ile delillerin doğru bir şekilde tespit edilemediğini ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri ile suç tarihinden uzun yıllar sonra yürürlüğe giren 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca insanlığa karşı işlenen suçların dava zamanaşımı süresine tabi olmadığını belirterek vekilleri aracılığıyla KYO kararına itiraz etmişlerdir. Başvurucuların itirazı Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 26/5/216 tarihinde tebliğ edilmiş ve 24/6/2016 tarihindebaşvurucular ikinci defa bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili hukuk için bkz. Sultani Acar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-