Başvuru, öğretmenlik görevine son verme işlemine karşı açılan davada Danıştay tarafından verilen kararın masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğretmenlik görevine son verme işlemine karşı açılan davada Danıştay tarafından verilen kararın masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/8/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 2/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve başvuruya konu yargılama dosyasından temin edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, kamuya ait bir okulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta iken, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 12/6/2007 tarihli ve E.2002/321, K.2007/256 sayılı kararıyla yasa dışı K.İ.H. örgütü üyesi olmaktan 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmış ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Başvurucunun söz konusu ceza nedeniyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde belirlenen memur olma şartlarından birini kaybettiği gerekçesiyle ve aynı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince 13/3/2008 tarihli Millî Eğitim Bakanı oluruyla görevine son verilmiştir. Başvurucu göreve son verme işleminin iptali istemiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 22/4/2009 tarihli ve E.2008/1325, K.2009/556 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“Dava dosyasının incelenmesinden, Diyarbakır İli Bismil İlçesi Cumhuriyet İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacının Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007 tarih ve E: 2002/321, K: 2007/256 sayılı kararıyla, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan yasadışı K.İ.H. adlı örgütün üyesi olmak suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 220/2 maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, cezanın 2007 tarihinde kesinleştiği, aynı zamanda davacı için 1 yıl 3 ay denetim süresi öngörüldüğü, bunun üzerine 2008 olur tarihli davalı idare işlemiyle 657 sayılı Yasa’nın 98/b maddesi gereğince davacının memurluğa alınma şartlarını kaybettiği nedeniyle görevine son verildiği,göreve son verme işlemi nedeniyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, kesinleşen yargı kararı ile 1 yıldan fazla süreli hapis cezası ile cezalandırılan davacının 657 sayılı Yasa’nın maddesinin A – bendinde yer alan memur olma koşulunu kaybettiği açık olup, aynı Yasa’nın maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” Başvurucu bu kararı temyiz etmiş,temyiz incelemesi sürerken aynı zamanda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini istemiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 24/6/2010 tarihli ek kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun; kesinleşmiş, infaz edilmekte olan ve hukuki yararı bulunması koşuluyla infaz edilmiş olan hükümlere de uygulanabileceği yönündeki 3/2/2009 tarihli ve E.2008/250, K.2009/13 sayılı ilamına istinaden başvurucunun 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Bu karar üzerine Danıştay Onikinci Dairesi 13/4/2012 tarihli ve E.2009/7595, K.2012/2186 sayılı ilamıyla İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. İlam gerekçesi şöyledir:"Bakılan davanın konusunu oluşturan göreve son verme işleminin dayanağının Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararı olması nedeniyle söz konusu kararın hukuki varlığını ve geçerliliğini sürdürmesi önem arz etmektedir. Öte yandan, davacının görevine son verilmesi işleminin hukuka uygunluğunun denetlendiği yargılama sürecinde ortaya çıkan ve uyuşmazlığın esasına etki edebilecek nitelikte bulunan durumların re'sen göz önüne alınacağı tartışmasızdır. Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; davacı hakkında mahkûmiyet kararını veren Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacının durumunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi kapsamında bulunduğu ve bu maddede aranılan koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılarak davacı hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmesi karşısında, hükmün davacı hakkında hukuki sonuç doğurmayacağının da anılan maddede açıkça belirtilmiş olması nedeniyle davacının memuriyetine engel bir mahkûmiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı kalmamıştır.Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle, bahsedilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm tesis edilmemiş ve işlemin tesis edildiği aşamada bu anlamda bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; ceza kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan ve yukarıda özetlenen yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin dayanağının hukuken ortadan kalktığı ve işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varılmıştır.Bu durumda, davacının memuriyetine engel olacak nitelikte bir suçtan mahkûm olduğundan söz edilemeyeceğinden, dava konusu göreve son verme işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında bu aşamada hukuki isabet görülmemiştir.” Davalı idarenin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine aynı Daire 25/6/2013 tarihli ve E.2012/8266, 2013/6243 ilamıyla istemi kabul ederek bozma kararını kaldırmış ve Diyarbakır İdare Mahkemesinin ret kararını onamıştır. Söz konusu onama kararının gerekçesi şöyledir:“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak özel şartları düzenleyen 48/B-2 maddesinde, Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak hükmüne yer verilmiş, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 2 nci maddesinde Türk Milli Eğitiminin Genel Amacı başlığı altında, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; düzenlemesi yer almış, anılan Yasanın öğretmenlik mesleğine ilişkin düzenlemeleri içeren üçüncü kısmında da öğretmenlik mesleğinin özel bir ihtisas mesleği olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden; sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta iken yasadışı "K.İ.H. Örgütüne Üye Olmak" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkumiyetine karar verilen davacı hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince verilen 2010 tarihli kararla da 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanununun maddesi kapsamındahükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza Muhakemesi Kanununun maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği açıktır.Ancak 5271 sayılı Yasada düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği vasıfları taşıyan bireylerce görevin yerine getirilmesi yönünden yapılacak değerlendirmede, ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın suçluluğu sabit görülerek hüküm kurulduğu ve suç işlediği sabit olan davacının bu vasfıyla ihtisas mesleği olduğu özel kanununda belirtilen öğretmenlik için gereken özel vasıfları kaybettiği sonucuna varıldığından görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda İdare Mahkemesince, kesinleşen yargı kararı ile bir yıldan fazla süreli hapis cezası alan davacının 657 sayılı Yasanın 48/A-5 maddesi uyarınca memur olma koşulunu kaybettiği ve anılan Yasanın 98(b) maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın gerekçesinde yeni oluşan hukuki durum nedeniyle isabet bulunmamakta ise de karar yukarıda belirtilen gerekçeyle sonucu itibarıyla yerindedir.” Bu karar 5/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 29/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 657 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.A) Genel şartlar: Türk Vatandaşı olmak, Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, Kamu haklarından mahrum bulunmamak, (Değişik: 23/1/2008-5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak....B) Özel şartlar: Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak.” 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinin 5728 sayılı Kanun’la değişmeden önceki hali şöyledir:“Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere,ağır hapis veyahut 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.” 657 sayılı Kanun’un“Memurluğun sona ermesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; c) …hallerinde memurluğu sona erer.” 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;…” 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (5) numaralı fıkrasının son cümlesi şöyledir:"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder."