3. Hukuk Dairesi 2024/2632 E. , 2025/2207 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/158 E., 2023/17 K. Mahkeme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 04.03.2024 tarihli ilamla Mahkeme kararının onanmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi
**3. Hukuk Dairesi 2024/2632 E. , 2025/2207 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/158 E., 2023/17 K. Mahkeme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 04.03.2024 tarihli ilamla Mahkeme kararının onanmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıya taşınmazlarının satışı konusunda vekaletname verdiğini, davalının taşınmazlarını müvekkilinden habersiz sattığını ve satış bedellerini ödemediğini ileri sürerek; satış bedeli olan 8.000,00 TL'nin davalıdan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 15.12.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 155.302,00 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; alacak davası yönünden davanın yetki yönünden Pendik Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı ile davalının akraba olduğunu, davacıya ait Niğde ilindeki ev inşaatı için dava konusu edilen taşınmazların satıldığını, davalının bu taşınmazları davacının bilgisi dahilinde sattığını, parayı da inşaat için kullandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI 1.Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29.03.2012 tarihli kararıyla; "Getirtilen tapu kaydına ve satış belgesine göre, taşınmazlardan ... Mah. 93 pafta, 1161 ada 5 parsel nolu olanın bizzat davacı tarafından satıldığı, yine İçel Erdemli 1 pafta 213 parselinde bizzat davacı tarafından dava dışı 3.kişiye satılmıştır. Bu şekli ile taraflar arasında vekalet ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.11.2012 tarihli ilamı ile; "Davaya konu taşınmazlar ile Mahkemece kayıtları getirtilen taşınmazlar farklıdır. O halde Mahkemece, davaya konu taşınmazlara ait tapu kayıtları getirtilerek incelenmeli ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29.03.2012 tarihli kararıyla;"Davanın kabulü ile; 155.302,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ilişkin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2017 tarihli kararıyla, temyiz itirazları reddedilerek Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 3.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 19.09.2019 tarihli ve 2018/650 E., 2019/8559 K. sayılı kararıyla; "bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında 15.12.2014 havale tarihli ıslah dilekçesiyle davacı talebini 155.302,00 TL 'ye çıkarmış, Mahkemece ıslah edilen talep dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki, HUMK’nun 83. maddesi ve 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün bulunmayıp Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun son olarak 06.05.2016 Tarih, 2015/1 Esas ve 2016/1 sayılı kararında da bozma sonrası ıslah yapılamayacağı ve 1948 tarihli içtihadı birleştirme kararının değiştirilmesinin gerekmediği belirtilerek ilke olarak bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kesinleşmiştir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, Mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle onama kararı kaldırılmış ve Mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin 22.10.2020 tarihli kararıyla; bozma kararına uyarak "bedel arttırım dilekçesi altında tekrar ıslah yapılmış, bozma sonrası ıslah olması nedeniyle kabul görmeyeceğinden karar tekrar bozulmuş olup fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydı ile ilk açılan davadaki değer kabul edilerek ıslah edilen miktarın başka bir davada talep edilmesi uygun görülerek bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulü ile, 8.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar vermiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Dairenin 17.11.2021 tarihli ilamıyla; "28.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesi ile Yargıtayın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek, yukarıda açıklandığı üzere usulü kazanılmış hakkın istisnası niteliğindeki yasa değişikliği uyarınca karar verilmesi gerektiğinden, Mahkemece davacı tarafın bozma sonrası ıslahına değer verilip tekrar değerlendirilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya ayakırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuş; davacı vekili 17.01.2022 tarihli dilekçesiyle kanun değişikliğinden müvekkili aleyhine sonuç çıkartmanın savunma hakkının ihlali olduğu gerekçesiyle karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 6. Dairenin 30.03.2022 tarihli ve 2022/1506 E., 2022/2981 K. sayılı kararı ile ; karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. 7. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; birinci bozmada eski karardaki ilamı, ikinci karardaki son rapordaki rakamı esas almamız gerektiğinden ve başka bir alternatifimiz kalmadığından ıslah doğrultusundaki talep miktarı kabul edilerek hüküm kurulduğu" gerekçesiyle bedel arttırım talebinin kabulü ile 155.302,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. TEMYİZ Dairece verilen 04.03.2024 tarihli ilamla; temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili; temyiz taleplerinin değerlendirilmediğini, bozma sonrası Mahkemece hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, Mahkemenin kesinleşen bir hükmü bulunmadığını, bozma kapsamı dışında kalıp kesinleşen bir hüküm bulunmadığını, ıslahta talep edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin taleple bağlılık kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesine dayanan alacak istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Dairece verilen 04.03.2024 tarihli ilamda da belirtildiği üzere bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.