Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esası incelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esası incelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafından tehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınması kararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017). Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl ilan edilmiş ve olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Bu çerçevede 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 667 sayılı KHK'nın maddesinde terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevinden çıkarılması öngörülmüştür. 667 sayılı KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır. B. Somut Başvuruya İlişkin Olay ve Olgular Başvurucu, olay tarihinde A.A. Türkiye Anonim Şirketi (Şirket) isimli işverene bağlı şekilde hizmet sözleşmesiyle büro müdürü olarak çalışmaktadır. Şirket bünyesinde oluşturulan soruşturma komisyonu (Komisyon) 26/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım çalışanın Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile irtibatlı olduğunu belirterek sözleşmelerinin feshine karar vermiştir. Bu kapsamda düzenlenen fesih bildirimi başvurucuya 28/7/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/8/2016 tarihinde iş akdinin geçerli bir nedene dayanmadan feshedildiğini belirterek Şirket aleyhine Ankara İş Mahkemesinde (Mahkeme) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesi uyarınca işe iade davası açmıştır. Başvurucu 4857 sayılı Kanun’da belirtilen geçerli fesih sebeplerinin bulunmadığını ileri sürmüş ve aynı Kanun'un maddesi uyarınca bu durumun tespiti ile işe iadesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme 667 sayılı KHK'nın maddesi hükmüne dayanarak 19/4/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, davalı Şirketin faaliyet alanı nazara alındığında çalışanları ile arasındaki güven ilişkisinin son derece önemli olduğu belirtilerek başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatı bulunduğuna ilişkin şüphenin fesih için yeterli bir sebep oluşturduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, Yargıtayın da güçlü şüpheye dayalı feshin haklı ve geçerli bir neden olarak kabul edilebileceği yönünde kararları bulunduğunu vurgulamış, buna karşın başvurucuya ilişkin şüphenin dayanakları yönünden özel bir değerlendirme yapmamıştır. Başvurucu, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu; Mahkemenin kararına dayanak Komisyon kararında ByLock kullanımı, Bank Asya hesaplarındaki transfer kayıtları, FETÖ/PDY ile bağlantılı sivil toplum örgütü üyelikleri, istihbari bilgiler, sosyal medya paylaşımları, kişinin daha önce çalıştığı kurumlar dayanak gösterilerek fesih kararı alındığını belirtmiştir. Başvurucu, bu kararda yer alan ifadelerin soyut ve muğlak olduğunu zira dayanak gösterilen olguların kendisinde olmadığını, hakkında herhangi bir ceza soruşturması da bulunmadığını ifade etmiştir. Ayrıca başvurucu, dilekçede Şirketin feshin geçerli sebeple yapıldığını ispatlayamadığını vurgulamıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Daire) 12/12/2017 tarihli kararında; başvurucunun iş akdinin feshinin FETÖ/PDY ile ilişkisi ve KHK gerekçe gösterilerek yapıldığı belirtilerek anılan sebeplerin haklı değilse de geçerli bir fesih nedeni oluşturduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesince verilen kararı hukuka uygun bulmuş ve istinaf talebini reddetmiştir. Başvurucunun benzer iddialar içeren temyiz talebi de Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 18/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-