Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye iade edilmesi karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye iade edilmesi karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/10/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca ülkesine iadesi kararının yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonlarca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 28/10/2016 tarihinde başvurudaki bilgi ve belgelerden başvurucuya yönelik derhâl tedbir kararı verilmesini gerektiren ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılamadığı değerlendirilerek İçtüzük'ün maddesi uyarınca tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: 1983 yılı doğumlu olan başvurucu, Azerbaycan vatandaşıdır. Başvurucu, dolandırıcılık suçundan Azerbaycan makamlarınca çıkarılan kırmızı bültene istinaden iadesi amacıyla uluslararası düzeyde aranmaktayken İstanbul’da yakalanmış; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/10/2015 tarihli ve 2015/455 Sorgu sayılı kararıyla iadesi amacıyla başvurucunun geçici olarak tutuklanmasına karar verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 6/11/2015 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinden (Ağır Ceza Mahkemesi) başvurucunun ülkesine iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince 8/12/2015 tarihinde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesindeki koşulların başvurucu yönünden oluştuğu, Türk kanunlarına göre de suç olan eyleminin düşünce suçu, siyasi veya askerî suç niteliğinde olmadığı, Türkiye’nin yargılama yetkisine girmediği, zamanaşımı ve affa uğramadığı değerlendirilerek başvurucunun Azerbaycan’a geri verilmesi talebinin kabul edilebilir olduğuna ve başvurucu hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilmesine karar verilmiştir. Anılan karar Yargıtay Ceza Dairesince 3/10/2016 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Yargıtay ilamının başvurucunun vekili tarafından 22/10/2016 tarihinde görülerek haberdar olunduğu UYAP'tan anlaşılmıştır. Başvurucu27/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5237 sayılı Kanun’un -23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi ile yürürlükten kaldırılan- “Geri verme” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilir. Ancak, geri verme talebine esas teşkil eden fiil;a) Türk kanunlarına göre suç değilse, b) Düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde ise, c) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmişse,d) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç ise, e) Zamanaşımına veya affa uğramış ise,Geri verme talebi kabul edilmez. (2) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. (3) Kişinin, talep eden devlete geri verilmesi hâlinde ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebepleri varsa, talep kabul edilmez. (4) Kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi, geri verme talebi hakkında bu madde ve Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verir. Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. (5) Mahkeme geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verirse, bu kararın yerine getirilip getirilmemesi Bakanlar Kurulunun takdirine bağlıdır. (6) Geri verilmesi istenen kişi hakkında koruma tedbirlerine başvurulmasına, Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verilebilir. (7) Geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi hâlinde, ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre tutuklama kararı verilebilir veya diğer koruma tedbirlerine başvurulabilir. (8) Geri verme hâlinde, kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir” 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu’nun “Türkiye’den yabancı devlete iade” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Yabancı ülkede işlenen bir suç nedeniyle hakkında adlî merciler tarafından ceza soruşturması veya kovuşturması başlatılan ya da mahkûmiyet kararı verilen bir yabancı, talep üzerine, soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılabilmesi ya da hükmedilen cezanın infazı amacıyla talep eden devlete iade edilebilir.(2) Talep eden devlet hukuku ile Türk hukukuna göre, soruşturma veya kovuşturma aşamasında üst sınırı bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlardan dolayı iade talebi kabul edilebilir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bakımından iade talebinin kabul edilebilmesi için hükmolunan cezanın en az dört ay hürriyeti bağlayıcı ceza olması gerekir. İadesi istenen kişinin birden fazla suçu bulunması hâlinde, bunlardan bazılarının cezası belirtilen sürelerin altında olsa dahi birlikte iadeye konu edilebilir. (3) Aynı kişi hakkında birden fazla devlet tarafından iade talebinde bulunulması hâlinde, suçların ağırlığı ve işlendiği yer, taleplerin geliş sırası, kişinin vatandaşlığı ve yeniden iade edilme ihtimali gibi şartlar dikkate alınarak, iade taleplerinden hangisinin öncelikli olarak işleme alınacağı Merkezî Makam tarafından belirlenir.(4) İade hâlinde, kişi ancak iade kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya kişinin mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir.” 6706 sayılı Kanun’un “İadenin kabul edilemeyeceği hâller” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Aşağıda sayılan hâllerde iade talebi kabul edilmez:a) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, iadesi talep edilen kişinin Türk vatandaşı olması.b) İadesi talep edilen kişinin ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz bırakılacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması.c) İade talebine esas teşkil eden fiilin;1) Düşünce suçu, siyasî suç veya siyasî suçla bağlantılı bir suç niteliğinde olması,2) Sırf askerî suç niteliğinde olması,3) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmesi,4) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması,5) Zamanaşımı veya affa uğramış olması.ç) İadesi talep edilen kişi hakkında, talebe konu fiil nedeniyle daha önce Türkiye’de beraat veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması.d) İade talebinin, ölüm cezası veya insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olması.(2) Birinci fıkranın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamındaki iade talebinin dayanağını teşkil eden fiilin bütün unsurları, özellikle işleniş şekli, suçun işlenişinde kullanılan araçların veya ortaya çıkan sonuçların ağırlığı dikkate alınarak fiil siyasî suç olarak kabul edilmeyebilir. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar, siyasî suç olarak kabul edilmez. (3) Birinci fıkranın (d) bendinde, cezanın niteliğine ilişkin bir ret sebebinin varlığı hâlinde, talep eden devlet tarafından, öngörülen cezanın infaz edilmeyeceğine dair yeterli teminat verilmesi hâlinde, iade talebi kabul edilebilir.(4) İadesi talep edilen kişinin, talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olması, uzun zamandan beri Türkiye’de bulunuyor olması veya evli bulunması gibi kişisel hâlleri nedeniyle, iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması durumunda iade talebi kabul edilmeyebilir.”B. Uluslararası Hukuk Uluslararası Mevzuat İlgili uluslararası mevzuat için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 36, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Kötü muamele yasağına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için bkz. A.A. ve A.A., § AİHM suçluların iadesi işlemlerine ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama süreçlerinin adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında kaldığını belirtmiştir. Bu kapsamda AİHM yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden sınır dışı edilmeleri ile ilgili işlem ve yargılama süreçlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında bir medeni hak ve yükümlülük veya bir suç isnadının esasının karara bağlanması ile ilgili olmadığını kabul ederek adil yargılanma hakkının belirtilen yargılama süreçleri bakımından uygulanabilir olmadığına hükmetmiştir (Mamatkulov ve Askarov/Türkiye [BD], B. No: 46827/99 ve 46951/99, 4/2/2005, §§ 81-83).