Başvuru, açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık durumuna dikkat çekmek için toplanan gruba karşı aşırı güç kullanılması, yakalama sonrasında fiziksel ve sözlü şiddet uygulanması ve bu olaya yönelik şikâyetin etkili soruşturulmaması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık durumuna dikkat çekmek için toplanan gruba karşı aşırı güç kullanılması, yakalama sonrasında fiziksel ve sözlü şiddet uygulanması ve bu olaya yönelik şikâyetin etkili soruşturulmaması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukattır. PKK/KCK silahlı terör örgütünün başı olan A.Ö.nün tutulduğu ceza infaz kurumundaki şartların iyileştirilmesi için açlık grevine başlayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkâri Milletvekili G. ve bazı hükümlülerin sağlık durumlarına dikkat çekmek amacıyla Bakırköy Kapalı Kadın Ceza İnfaz Kurumu (Ceza İnfaz Kurumu) önünde eylem yapılması planlanmıştır. Bu eyleme katılan grupta yer alan başvurucu 9/5/2019 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 11/5/2019 tarihinde adli kolluk biriminde şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde savunmasını Cumhuriyet savcısı huzurunda yapacağını beyan etmiştir. Tutuklanması talebiyle sevk edildiği İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 13/5/2019 tarihinde başvurucunun adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasına karar vermiştir. Başvurucu, Hâkimlikteki sorgusunda gözaltına alınırken ve gözaltındayken kolluk görevlilerinin fiziksel ve sözlü şiddetine uğradığını ifade etmiştir. Başvurucu 25/10/2019 tarihli dilekçeyle, 9/5/2019 tarihinde yaşanan olaylar kapsamında kendisine karşı fiziksel ve sözlü şiddet niteliğinde eylemlerde bulunan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu; anılan dilekçede açlık grevindeki bazı müvekkillerinin ailelerinin ceza infaz kurumunun önünde yapacakları basın açıklamasına avukatları olarak eşlik ettiğini, bu sırada kadınlara karşı orantısız güç kullanan kolluk görevlilerini uyarması nedeniyle darbedilerek gözaltına alındığını, gözaltı aracına götürülürken ve gözaltı aracındayken kolluk görevlilerinin kendisini yoğun şekilde darbettiklerini ve hakaret ettiklerini ileri sürmüştür. Başvurucu, yürüttüğü avukatlık mesleğiyle ilgili olarak kötü muameleye uğradığına vurgu yapmıştır. Buna ek olarak suç duyurusunda; yaşandığını ileri sürdüğü olaylara tanık olan ve açık kimlik bilgilerini bildirdiği kişilerin dinlenmesini, olayla ilgili olarak basın yayın organlarında yer verilen görüntülerin yer aldığı CD'nin ve polis kamera kayıtlarının temin edilip incelenmesini, fiziksel ve sözlü şiddet niteliğinde eylemlerde bulunan kolluk görevlilerinin tespitini ve teşhisini talep etmiştir. Anılan şikâyet dilekçesindeki iddialarla ilgili olarak soruşturmaya başlayan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) hitaben yazdığı 14/11/2019 tarihli yazıyla, soruşturmaya konu olayla ilgili olarak bilgi verilmesini ve düzenlenen evrakın gönderilmesini istemiştir. Emniyet Müdürlüğünün yazı cevabında gönderdiği evrak içinde diğerlerine ek olarak 9/5/2019 tarihli Olay ve Yakalama Tutanağı, 12/5/2019 tarihli Görüntü İnceleme ve Tespit Tutanağı ile başvurucu hakkında düzenlenen genel adli muayene raporları da yer almıştır. Başvurucunun imzadan imtina ettiği 9/5/2019 tarihli Olay ve Yakalama Tutanağı'na göre kolluk birimleri, A.Ö.nün ceza infaz kurumundaki tutulma şartlarının iyileştirilmesi için açlık grevi yapan kişilere destek vermek ve hayatını kaybedenleri anmak amacıyla ceza infaz kurumu önünde oturma eylemi yapılabileceğini, bu eylemi HDP'nin organize edeceğini, eyleme PKK/KCK silahlı terör örgütüne müzahir kişilerin de katılabileceğini değerlendirmiştir. Anılan tutanakta, ceza infaz kurumu yakınında toplanan gruba Bakırköy Kaymakamlığının yazısı tebliğ edilerek teşebbüs ettikleri eylemin izinsiz ve kanuna aykırı olduğunun bildirildiği ve dağılmaları yönünde megafon aracılığıyla üç kez ikazda bulunulduğu ifade edilmiştir. Ayrıca dağılmamakta ısrar eden gruba kolluk görevlileri tarafından müdahale edildiği, başvurucunun gözaltına alındığı açıklanmış; polis aracına binmemek için direnç gösteren kişilere kademeli ve ölçülü şekilde zor kullanılarak gözaltına alma işleminin tamamlandığı belirtilmiştir. Adli kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 12/5/2019 tarihli Görüntü İnceleme ve Tespit Tutanağı'nda başvurucunun eylem yapan grup içinde görüldüğü ve grupla hareket ettiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte 9/5/2019 tarihli genel adli muayene raporunda, başvurucunun sağ el bileğinde 3x3 cm'lik kızarıklık, sol omuzda hafif kızarıklık tespit edildiği ve sağ omuzda ağrı tarif edildiği belirtilmiştir. 13/5/2019 tarihli genel adli muayene raporunda ise başvurucunun vücudunda darp ve cebir izine rastlanmadığı açıklanmıştır. Başsavcılık, başkaca herhangi bir işlem yapmadan 2/1/2020 tarihinde şüpheli kolluk görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinde teşebbüs edilen eylemin izinsiz ve kanuna aykırı olduğunun üç kez bildirildiğine vurgu yapan Başsavcılık, kolluk görevlileri tarafından kullanılan gücün orantılı olduğunu kabul etmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Yapılan inceleme neticesinde ise 2019 tarihli Olay ve Yakalama Tutanağı'nda belirtildiği üzere, kolluk görevlilerince, açlık grevinde olan HDP Hakkâri Milletvekili [G.ye] destek olmak amacıyla oturma eylemi yapılacağının öğrenilmesi üzerine, tedbir alındığı; söz konusu gruba destek olmak amacıyla kimi HDP'li milletvekillerinin de grupta yer aldığı; grubun yürüyüşe başlaması üzerine, kolluk görevlilerinin grubun önünü kesip, yapılan eylemin izinsiz ve kanunsuz olduğu, Kaymakamlık Makamınca eylem yapmanın yasaklanmış olduğunun bildirildiği ve megafon aracılığıyla üç defa dağılmalarının istendiği; grubun dağılmaması üzerine, gruba orantılı ölçüde müdahalede bulunularak eylemin sonlandırıldığı anlaşılmıştır.İfade edilmelidir ki müştekinin ve müvekkillerinin, izinsiz olarak toplanmaları nedeniyle, kolluk görevlilerince, grubun, ihtara rağmen dağılmamaları üzerine, orantılı ölçüde zor kullanılarak eylemin sonlandırıldığı anlaşılmış olup, bu kapsamda, zor kullanma yetkisinin dışında ya da bu yetkinin tanıdığı sınırı aşar biçimde fizikî müdahalede bulunulduğu yolunda delil bulunmamaktadır. Keza müştekiye, hakarette bulunulmuş olduğu yolunda da delil bulunmamaktadır." Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz, Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. İtirazın reddi kararı 1/4/2020 tarihinde başvurucunun vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. COVID-19 salgını nedeniyle 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun uyarınca 13/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar bireysel başvuru süresinin durduğu dikkate alındığında başvurunun süresinde olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun silahlı terör örgütüne yardım etme, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme suçlarını işlediği iddiasıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) dava açılmıştır. Bu davanın 11/7/2023 tarihli celsesinde başvurucunun anılan suçlardan beraatine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde özetle başvurucunun slogan atmadığının, fiziksel müdahalede bulunmadığının ve gözaltı aracına binerken direnç göstermediğinin tespit edildiği kamera görüntülerine dayanılmıştır. Beraat kararı istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir. Beraat kararının başvurucu hakkındaki ilgili kısmı şöyledir: "... Eylem Arzu KAYAOĞLU'nun gösterici grupla birlikte güvenlik güçlerinin bulunduğu yere sessizce geldiği, herhangi bir slogan atmadığı, gözaltılar sırasında herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadan 'napıyorsunuz' şeklinde tepki gösterdiği, direnç göstermeden gözaltı arabasına bindirildiği...Bilindiği üzere 2911 sayılı Kanun'un 32/ maddesinde tanımlanan suçun oluşması için, toplanan gruba dağılmaları yönünde ihtar yapılmalı, ihtara rağmen dağılmamaları halinde zor kullanmaya başvurulmalı, zor kullanmaya rağmen de failin dağılmamakta ısrar etmesi gerektiği, Yargıtay Ceza Dairesi'nin 2018/99E., 2018/1342K. sayılı emsal nitelikteki kararında 'Kanuna aykırı toplantı gösteri ve yürüyüşüne katıldıkları sabit olan sanıkların kolluk görevlilerince yapılan ihtar akabinde tazyikli su ile yapılan müdahale sonrasında ıslanmamak ve gözaltına alınmamak için kaçarken yakalanmaktan ibaret eylemlerinin 2911 sayılı Kanunun 32/ maddesinde 'ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse' şeklinde tanımlanan direnme suçunu oluşturmayacağı' şeklinde ifadeye yer verildiği... [anlaşılmıştır.]... [U]nsurları itibariyle oluşmayan atılı 2911 s. Kanun'un 32/1 maddesine muhalefet suçundan tüm sanıkların ayrı ayrı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatlerine... [karar verildi.]"