Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2348 E. , 2024/6552 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2348 Karar No : 2024/6552 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALILAR) 1-... Bakanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av.... 2- ... Başkanlıığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 3- ... Belediye Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ta…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2348 E. , 2024/6552 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2348 Karar No : 2024/6552 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALILAR) 1-... Bakanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av.... 2- ... Başkanlıığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 3- ... Belediye Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Van İli, Erciş İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ... Apartmanının 23/10/2011 tarihinde meydana gelen depremde yıkılması sonucu davacının eşi ....'in vefat etmesi olayında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere; 5.000,00-TL cenaze ve defin gideri, 200.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00-TL manevi tazminatın 23/10/2011 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; UYAP sistemi üzerinden elde edilen nüfus kayıt örneğinin incelenmesinden; meydana gelen zararda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ve davacı ...'in ... tarih ve ... numaralı tanıma senedi ile ... isimli ...'nin çocuğunu tanıdığı, adı geçen çocuğun 07/11/2014 tarihinde doğduğu dikkate alındığında, her ne kadar resmi bir evlilik söz konusu olmasa da var olan birlikteliği nedeniyle davacının 01/02/2014 tarihinden itibaren destek gereksiniminin ortadan kalktığının benimsenmesi ve aktüerya bilirkişi raporunda yapılan ikili hesaplama arasından bu husus göz önünde bulundurulmak suretiyle hesaplanmış olan 8.186,90-TL destekten yoksun kalma tazminatının hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminin davalı idarelerin kusur oranları dikkate alınarak hesaplanan 2.292,33-TL'lik kısmı ile manevi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı istemi ile cenaze ve defin gideri isteminin reddine, kabul edilen tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında tazminine, reddedilen maddi tazminat için davalı idareler lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesince; istinaf başvurularının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin kısmı ile maddi tazminat nedeniyle ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretlerinin kaldırılmasına, olayda; davacının ... tarih ve ... numaralı tanıma senedi ile ... isimli ...'nin çocuğunu tanımasının tek başına .... ile birlikte yaşadığını ortaya koyamadığı, davacının resmi bir evliliğinin bulunmadığı hususları karşısında, yeniden evlenme ihtimalinin göz önüne alınıp yapılan ikinci hesaplamanın hükme esas alınarak, bilirkişi raporunda belirtilen 143.051,71-TL destekten yoksun kalma tazminatının idarelerin kusur oranına göre (toplam kusur %28) 40.054,47 TL'sinin yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında tazminine, yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında tazminine, reddedilen maddi tazminat için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine, istinaf başvurularının diğer kısımları yönünden ise istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından, kusura ilişkin bilirkişi raporunda kusur oranlarının düşük hesaplandığı, destekten yoksun kalma tazminatının düşük hesaplandığı, cenaze ve defin giderlerine ilişkin istemin reddinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. 2-... Bakanlığı tarafından, dava konusu zararın doğmasında Bakanlıklarına atfedilebilir herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, söz konusu zarar ile Bakanlıklarınca yapılan iş ve işlemler arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, hesaplanan tazminat bedelinden bir miktar kaçınılmazlık indirimi yapılması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, manevi tazminata faiz uygulanmasının hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir. 3-... Başkanlığı tarafından; davacının ... İle birlikte yaşamadığı kabul edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, dava konusu zararın doğmasında Başkanlıklarına atfedilebilir herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, söz konusu zarar ile Başkanlıklarınca yapılan iş ve işlemler arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, Başkanlıklarının hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği, manevi tazminata hükmedilmesinin koşullarının oluşmadığı, hukuka aykırı olduğu hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, manevi tazminata faiz uygulanmasının hukuka uygun olmadığı, Başkanlıklarının karar ve ilam harcından muaf olduğu ileri sürülmektedir. 4-... Belediye Başkanlığı tarafından, Davanın süresinde açılmadığı, tazmini istenilen zarar ile Belediyeleri arasında illiyet bağının bulunmadığı, Belediyelerine kusur atfedilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının destekten yoksun kalma tazminatı dışındaki kısmının onanmasına, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Davacının temyiz istemi ile davalı idarelerin temyize konu kararın destekten yoksun kalma tazminatı dışındaki kısmına ilişkin temyiz istemleri yönünden; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarelerin temyize konu kararın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin temyiz istemleri yönünden; Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 15/08/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının nüfus kayıt bilgilerine göre, davacının ... tarihinde ... numaralı tanıma senedi ile 07/11/2014 doğumlu ... isimli ...'nin çocuğunu tanıdığının görüldüğü, bu tanımanın hukuki sonuçlarının takdiri Mahkeme heyetine bırakılmak üzere ikili hesaplamanın yapılacağı belirtilerek ilk olarak davacının söz konusu tanıma işlemi uyarınca 01/02/2014 tarihinden itibaren ... ile birlikte olduğu ve bu tarihten itibaren desteğin kesilmesi gerektiği kabul edilerek yapılan hesaplama sonucunda 8.186,90-TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı; ikinci olarak söz konusu tanıma işlemi göz önünde bulundurulmaksızın, davacının muhtemel ömrü süresince destekten yoksun kaldığı ve yeniden evlenme ihtimali dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda ise 143.051,71-TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, Mahkemece ilk hesaplama hükme esas alınmak suretiyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, anılan Mahkeme kararına karşı taraflarca yapılan istinaf isteminin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararıyla kısmen kabul edilerek olayda; davacının ... tarih ve ... numaralı tanıma senedi ile ... isimli ...'nin çocuğunu tanımasının tek başına ... ile birlikte yaşadığını ortaya koyamadığı, davacının resmi bir evliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin kısmı kaldırılarak ve bilirkişi tarafından yapılan ikinci hesaplama hükme esas alınmak suretiyle destekten yoksun kalma tazminatının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği görülmektedir. Diğer taraftan, davacının nüfus kaydının UYAP üzerinden incelenmesinden; N.P.'nin, ..., ..., ..., ... isimli çocuklarının davacı tarafından sırasıyla 19/11/2014, 04/06/2018, 03/06/2019 ve 19/02/2024 tarihli tanıma senedi belgeleri ile tanındığı görülmektedir. Bu durumda, ..'nin dört çocuğunun yukarıda belirtilen tarihlerde davacı tarafından tanınmış olduğu dikkate alındığında, davacının ... ile fiili birlikteliği olduğunun dolayısıyla destek alma ihtiyacının devam etmediğinin kabul edilerek destekten yoksun kaldığı sürenin Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 15/08/2018 havale tarihli bilirkişi raporundaki ilk hesaplama dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının destekten yoksun kalma tazminatına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne ve Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, manevi tazminat isteminin kabulü ile cenaze ve defin gideri isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Anılan İdari Dava Dairesi kararının destekten yoksun kalma tazminatına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne ve Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Van İli, Erciş İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ... Apartmanının 23/10/2011 tarihinde meydana gelen depremde yıkılması sonucu davacının eşi ...'in vefat etmesi olayında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, vefat olayının gerçekleştiği yapının yıkılmasında "davacıya, davalı idarelere ve dava dışı kişilere izafe edilebilecek bir kusurun var olup olmadığının ve kusurun mevcut olması halinde kusur oranlarının" tespiti amacıyla Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda; davalı idarelerin kusurlu olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmenin idarelerin görev ve sorumluluklarına ilişkin mevzuat hükümlerine yer verilerek genel ifadelerle yapıldığı, davalı idarelerden her birinin mevzutta kendisine verilen görevlerden hangisini yerine getirmediğinin ve bunun kusur oranına etkisinin somut olarak ortaya konulamadığı görüşü ve Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum. Diğer taraftan, manevi tazminatın, idarenin mevzuata aykırı olan eylem ve işlemleri neticesinde kişinin şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi veya manevi yönden elem ve ızdırap duyulması durumlarına özgü olduğu açıktır. İdarelerin eylem ve işlemlerinden dolayı ilgililere manevi tazminat ödenebilmesi için idarenin ağır kusurunun bulunduğunun tespiti gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, meydana gelen depremde davacının yakınının vefatı nedeniyle, davacının şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, meydana gelen olayda idarelerin manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şekilde olayın meydana gelmesinde ya da deprem afeti sonrasındaki görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde ağır bir hizmet kusurunun bulunduğuna ilişkin dosyaya sunulan bir delilin bulunmadığı anlaşılmakta olup, temyize konu kararın manevi tazminat yönünden belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.