Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle öğretmenlik mesleğine başlatılmama işlemine karşı açılan iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanarak davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, kamu hizmetine girme hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle öğretmenlik mesleğine başlatılmama işlemine karşı açılan iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanarak davanın reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, kamu hizmetine girme hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 2015 yılında Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi bölümünden mezun olduktan sonra 2017 yılı Temmuz ayında Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesi, İsmet Öztop Ortaokuluna sözleşmeli Türkçe öğretmeni olarak yerleştirilmiştir. Başvurucu hakkında 12/4/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) maddesi uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılmıştır. Yönetmelik'in maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle başvurucunun ataması gerçekleştirilmemiştir. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 25/12/2017 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, somut olmayan bilgiye dayanarak kamu hizmetine girme hakkının engellendiğini belirtmiştir. Güvenlik soruşturmasının hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmadığından yakınan başvurucu, kanun hükmünde kararname ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılamayacağını ifade etmiştir. Şanlıurfa İdare Mahkemesi 18/1/2018 tarihinde davayı yetki yönünden reddetmiştir. Kararda, dava konusu işlemi tesis eden Millî Eğitim Bakanlığının bulunduğu yer idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu belirtilmiştir. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 16/11/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda; başvurucunun üniversite eğitimi sırasında PKK/KCK yapılanmasının gençlik kolu olan DYG ile bağlantılı EDÖ-DER (Dernek) içinde faaliyette bulunduğu, PKK/KCK terör örgütü ile bağlantılı oluşumlar tarafından düzenlenen etkinliklerde yer aldığı ifade edilmiştir. Bu bilgileri Yönetmelik hükümleri ışığında değerlendiren Mahkeme, başvurucunun yapacağı görevin önemini de dikkate alarak güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesini hukuka uygun bulmuştur. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Dava dosyasının incelenmesinden; 2017 yılı temmuz sözleşmeli öğretmen alımı duyurusu kapsamında Türkçe öğretmeni olarak Şanlıurfa İli, Viranşehir İlçesi, İsmet Öztop Ortaokuluna atanan davacı hakkında, Iğdır İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen güvenlik soruşturması sonucunda, 'kendisi: Erzincan İlinde 2011-2015 yıllarında üniversitede eğitim gördüğü dönemde PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması DYG içerisinde faaliyet yürüten Erzincan Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan EDÖ-DER vasıtasıyla faaliyet yürüttüğü, PKK/KCK terör örgütü yanlısı oluşumlar tarafından düzenlenen etkinliklere katıldığı' hususlarının tespit edildiği, bu bilgiler uyarınca güvenlik soruşturması olumsuz kabul edilerek atamasının iptal edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın yukarıda yer verilen mevzuat hükümleriyle değerlendirilmesinden; Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği uyarınca güvenlik soruşturmasının ilgili kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak yapılacağı, davacı hakkında da bu mahiyette bir güvenlik soruşturması yapıldığı, elde edilen bilgilerin niteliği ve içeriği ile atanmak istenen kadroda yürütülen kamu hizmetinin önem ve niteliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, atamasının iptal edilmesine ilişkin işlemde kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. " Başvurucu karara karşı 24/12/2018 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, hakkında açılan herhangi bir dava ya da soruşturma bulunmadığını, soyut istihbari nitelikteki bilgilerden hareket edildiğini belirtmiş; güvenlik soruşturmasının içeriğinin somut bilgiler ile kanıtlanmadığını, yerleştirilmesi yapılan görevi yerine getirmede bir engelinin bulunmadığını ifade etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 14/3/2019 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar başvurucu tarafından 10/4/2019 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu 30/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:"Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar" Yönetmelik'in "Amaç" başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmeliğin amacı; ... ilk defa veya yeniden kamu hizmeti ve görevlerine atanacaklar hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir." Aynı Yönetmelik'in "Kapsam" başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmelik; ... ilk defa veya yeniden kamu hizmeti ve görevlerine atanacakları ... için yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının esas ve usullerini, bunu yapacak mercileri, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak gizlilik dereceli yerlerde çalışan kamu personeli ile meslek grupları ve üst kademe yöneticilerini kapsar" Aynı Yönetmelik'in "Yöntem" başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Yönetmelik kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında aşağıdaki yöntem izlenir :a ) 9 / A ve 9 / B maddeleri kapsamındaki talepler doğrudan Cumhurbaşkanlığına iletilir. b ) Emniyet Genel Müdürlüğü ve/veya mahalli mülki idare amirliklerince (a) bendi kapsamındaki talepleri hariç yapılması öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ilgili bakanlık veya kamu kurumu ve kuruluşlarının talebi üzerine gerçekleştirilir. İllerden gelen talepler valilikler aracılığı ile yapılır. c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması taleplerinin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 iş günü içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin işlemini yapan makamlardaki dosyasında asgari ‘‘gizli’’ gizlilik derecesinde aidiyet konusuna göre fiziki ve / veya elektronik ortamda muhafaza edilir .ç) Güvenlik soruşturmasını ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır.d ) Güvenlik soruşturmasını ve arşiv araştırmasını nasıl ve ne şekilde yapılacağı, soruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev ve talimatları ile belirlenir.e ) Mahalli mülki idari amirliklerince yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında durumu saptananların evrakının bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.f) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması taleplerine, ilgili kişinin adı, soyadı ve kimlik numarası bilgilerini içeren liste dijital ortama kaydedilerek eklenir. Ancak Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına iletilmek üzere gönderilen güvenlik soruşturması talep yazılarına, söz konusu liste yerine bu Yönetmeliğin ekinde yer alan güvenlik soruşturması formu dijital ortama kaydedilerek eklenir." Aynı Yönetmelik'in "Değerlendirme" başlıklı maddesi şöyledir:"Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla gerektiğinde kişinin gizlilik dereceli birim, kısım ve gizlilik dereceli yerler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatları, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalıştırılıp çalıştırılmamaları, yer değiştirerek bu görevlere devam edip etmemeleri ile 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında belirtilen şartları taşıyıp taşımadığı gibi hususları incelemek ve sonucunu sorumlu amirin takdirine sunmak üzere; bakanlıklarda görevlendirilecek bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst amirin, üniversitelerde rektörün, illerde valinin başkanlığında, personel birim amiri, hukuk müşaviri ve varsa güvenlik işlerinden sorumlu birim amirinden oluşan değerlendirme komisyonu kurulur. Cumhurbaşkanlığında kurulacak Değerlendirme Komisyonu İdari İşler Başkanının görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin başkanlığında belirlenecek genel müdürlerin katılımıyla oluşur. Türk Silahlı Kuvvetlerinde ise bu Komisyonun oluşumu kendi yönergeleri ile belirlenir. Değerlendirme Komisyonunun çalışma tutanakları ve kararları gizlidir"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar[ın] ... esası konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkının demokratik toplumda önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamaktadır (Airey/İrlanda, B. No: 6289/73, 9/10/1979, § 24). AİHM'e göre hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan hukuki belirlilik Sözleşme'nin bütün maddelerinde mündemiçtir (Iordan Iordanov/Bulgaristan, B. No: 23530/02, 2/7/2009, § 47). Adil yargılanma hakkı hukukun kabul edilmiş evrensel ilkelerine uygun olarak yorumlanmalıdır. Bu bağlamda hakkın tesliminden kaçınma (denial of justice) yasağı bu ilkelerin başında gelmektedir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 35). AİHM iç hukukun yorumlanmasında öncelikli görevin ulusal otoritelere ait olduğunu vurgulamaktadır. AİHM’in görevi ulusal hukuk mercilerinin yorumlarının etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığını tespit etmekle sınırlıdır (Waite ve Kennedy/Almanya, B. No: 26083/94, 18/2/1999, § 54). AİHM kural olarak kendisinin ulusal mahkemelerin yerine geçerek değerlendirme yapma görevinin bulunmadığını, ulusal hukukun yorumlanmasına ilişkin sorunları çözmenin öncelikli olarak ulusal otoritelerin -özellikle ulusal mahkemelerin- yetkisinde olduğunu ifade etmektedir. AİHM bu sebeple ulusal mahkemelerin iç hukukun yorumuna ilişkin tartışmalarına karışmayacağını belirtmektedir. Ancak AİHM keyfîliğin bulunduğu, diğer bir ifadeyle ulusal mahkemelerin iç hukuku açıkça hatalı veya keyfî ya da adaleti hiçe sayacak şekilde uyguladıklarını gözlemlediği hâllerde bunu sorgulayabileceğine işaret etmektedir (Anđelkovıć/Sırbistan, B. No: 1401/08, 9/4/2013, § 24).