10. Hukuk Dairesi 2022/9984 E. , 2024/2203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/299 E., 2021/2176 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/612 E., 2020/301 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından
**10. Hukuk Dairesi 2022/9984 E. , 2024/2203 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/299 E., 2021/2176 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/612 E., 2020/301 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacı sigortalının 05.03.2005 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, kazanın tamamen davacının dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiğini, müvekkili tarafından gerekli iş güvenlik tedbirlerinin uygulandığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep ve müdafaa etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile talep gibi 136.640,10 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2005 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 17.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2005 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, eş ve çocuklar için (eşi Hava Gökçe ile çocukları Şebnem ve Salihcan Gökçe) manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili ...'nin geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle % 14,2 oranında malul kaldığını, vücut bütünlüğünün bozulmasına sebep olan böyle bir kaza geçirmiş olması nedeniyle eşi ve çocuklarında manevi acıya sebep olmamasının mümkün olmadığın, müvekkillerinin eşine ve babalarına baktıklarında vücudunun bir bölümünün tamamen yok olduğunu gördüklerini ve bu durumun ömür boyu devam edeceğini, şüphesiz ki ağır bedensel zarar koşulunun bu olayda gerçekleştiğini, Mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda manevi tazminatlara hükmedilmesini talep ve istinaf etmişlerdir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline izafe edilen kusur oranının hatalı olduğunu, Mahkemece işverenlik tarafından kazanın gerçekleştiği yerde keşif yapılmadığını, kaza mahalli ve işin mahiyeti gereğince alınması gereken güvenlik önlemlerinin neler olduğunun ortaya konulmadığını, karara dayanak yapılan raporun fiziki hiçbir tespit içermediğini, dosyaya sunulan iş yeri özlük dosyasında davacıya verilen eğitimlere ilişkin tüm sertifikaların yer aldığını, yağcı görevindeki personelin güvertede hiçbir işi olmayıp manevra esnasında da o bölgede bulunmasının yasak olduğunu, davacının manevra esnasında güverteye çıkıp vagon ile sabit tampon arasında kalarak kendi kusuru ve dikkatsizliği nedeniyle kazaya sebebiyet verdiğini, tren personeli ... ve ... 'nın, olay günü Sirkeci Polis Merkezi Amirliğinde verdikleri ifadelerinde davacı ... e'nin (karakol ifade tutanağında ... olarak belirtilmiş) görünmeyen yerde balık tuttuğunu beyan ettiklerini, tek başına bu hususun dahi meydana gelen kazada davacının kusurlu olduğunu ortaya koyduğunu, Mahkemece aktif ve pasif dönem adı altında toplam 33 yıllık çalışma gücü kaybı varsayımıyla hesaplama yapılarak hatalı hüküm kurulduğunu, davacının kaza sonrasında önceki kadro ve özlük hakları ile çalışmaya devam ettiğini ve yaşlılık sonucu normal emekliliğe hak kazanarak emekli olduğunu, buna rağmen Mahkemece sanki davacının kaza sebebiyle çalışamamış ve kazancından mahrum kalmış gibi değerlendirme yapılarak hatalı hüküm tesis edildiğini, yapılması gerekenin davacının kaza sonrasında çalışıp çalışmadığının ve çalıştıysa hangi koşullarda görev yaptığının araştırılması olduğunu, kaldı ki davacının 27.02.2018 tarihinde gemi adamı sağlık muayenesi olduğunu ve denizde çalışması uygundur raporu aldığını, sürekli engele uğramış bir kişinin bu muayeneden geçemeyeceğini, hükme esas alınan raporda SGK gelirlerinin rücu edilebilecek bölümünün hatalı tespit edildiğini, Mahkeme kararının kaldırılarak dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, dava konusu iş kazasının oluş biçimine, tarafların üzerine düşen yükümlülüklere, kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren belirleyici faktörlere ve etken nedenlere, yapılan tahkikat, dinlenen tanık beyanları 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirme Yönetmeliğine, İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliğine göre tespit edilen tarafların kusur oranının dosya kapsamına uygun olduğu, İstanbul Anadolu 20.İş Mahkemesinin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.03.2018 tarihli kararı ile onanarak kesinleşen 2013/371 E. 2015/212 K. nolu kararı ile işgöremezlik oranının 14,2 olarak tespit edildiği, yerleşik Yargıtay uygulaması gereği çok ağır bedensel zararlar halinde zarar görenin yakınlarının manevi acı duyacakları ve manevi zarar görecekleri kabul edildiğinden davacının yakınlarının manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararın yerinde olduğu, davacının belirlenen tazminattan SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödeneği ile sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tenzili ile usul ve yasaya uygun tespit edilen maddi zarara ilişkin davalı itirazının yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik davacılar ve davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 nci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosya kapsamından, davacının iş kazası sonucu %14,2 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının %30, davalının %70 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. 3.İş kazasına maruz kalan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Varsayıma dayalı olarak pasif dönem, erkeklerde 60, kadınlarda 55 yaşın dolduğu tarihte başlatılır. Bunun nedeni, hizmet sözleşmesi ile çalışanların yasa hükümlerine göre bu yaşta emekli olabileceklerinin kabulüdür. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Ancak dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek sigortalı erkek ise 60, kadın ise 55 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir. 4.Somut olaya geldiğimizde, davacı kazalının 2019 yılında yaşlılık aylığı almaya başladığı belli olduğuna göre, davacının aktif dönem sonunun yaşlılık aylığı almaya başladığı tarih olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. 5.Mahkemece yapılacak iş, davacının tam olarak hangi tarihte yaşlılık aylığı almaya başladığını tespit ettikten sonra, pasif döneminin tespit edilen bu tarihinden itibaren başlayacağını dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları gözeterek (özellikle davacı tarafın temyiz yoluna başvurmadığını) oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. 6. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 7. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz istemleri nedeniyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 3. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.