Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde askerlik yaptırılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi AYİM) tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde askerlik yaptırılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın ve maddelerinde düzenlenen hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 15/8/2013 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıylayapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 20/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. İkinci Bölümce 14/3/2014 tarihinde başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 5/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 10/6/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, askerliğe elverişsiz olmamasına rağmen haksız olarak üç yıl askerlik yaptığından bahisle 19/1/2009 tarihinde İçişleri Bakanlığından tazminat talebinde bulunmuş; talebin 19/5/2009 tarihli işlem ile reddedilmesi üzerine maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi istemiyle 22/6/2009 tarihli dilekçesini AYİM'e göndermiştir. AYİM Genel Sekreterliğinin 7/7/2009 tarihli yazısıyla başvurucuya, ilgili dilekçeden Mahkemede dava açmak istendiğinin anlaşıldığı, bunun için harç yatırılması ve ekte gönderilen örnek dava dilekçesine uygun dilekçe hazırlanması gerektiği şeklindeyanıt verilmiş, bu yanıttan çok sonra başvurucu 18/8/2011 tarihinde askerliğe elverişli olmadığı hâlde kendisine askerlik hizmeti yaptırılmasından dolayı uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini istemiyle dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesince dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiş ve bu karar üzerine başvurucu 10/1/2012 ve 16/3/2012 tarihlerinde kayda giren dilekçeleri ile davayı yenilemiştir. AYİM İkinci Dairesi 4/7/2012 tarihli ve E.2012/578, K.2012/656 sayılı kararı ile davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:“…kanunen askerliğe elverişli olmadığı halde kendisine askerlik yaptırıldığını, aradan seneler geçtikten sonra verilen bu kararla mağdur olduğunu, askeri cezaevlerinde ve oda hapsinde bir ton işkence yapıldığını, tezkere aldıktan sonra bu kararın alındığını, 3 sene askerlik yaptığını, hatta 6 gün eksik hizmeti olduğu belirtilerek, bunun Bornova İlçe J.K.lığında tamamlattırıldığını, bu mağduriyeti dolayısıyla dava açmak istemesine rağmen harç yatırması gerektiği söylendiğini, 2 senedir dava açamadığını, zaman aşımı olmasın diye dilekçe yazıp müracaat ettiğini, bu şekilde baştan itibaren askerliğe elverişli olmadığı halde yaklaşık üç yıl askerlik hizmeti yapmış olması nedeniyle uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla 000 TL maddi ve 40,000 TL. de manevi tazminat olarak toplam 000,00 TL. tazminatın ödenmesine, ayrıca ikinci kez alınan harcın iadesine karar vermesini talep ve dava etmiştir.… Davacının talebinin askerlik öncesi itibarıyla askerliğe elverişsiz olmasına rağmen haksız olarak 3 yıl süre ile askerlik yaptırılmasından dolayı uğradığı zararların tazmini olduğundan, davanın işlemden doğan tam yargı davası olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.…Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacı Osman GÜMÜŞÇÜ'nün acemi eğitimi sonrasında tertip edilmiş olduğu Kastamonu-İnebolu İlçe J.K.lığında askerlik hizmetini yapmakta iken 2003 tarihinde firar ettiği, müteakiben 2004 tarihinde kendiliğinden döndüğü, askerlik hizmeti devam ederken sevk edilmiş olduğu GATA Asker hastanesine katılmayarak 2004 tarihinde yeniden firar ettiği, daha sonra 2004 tarihinde üzerinde esrar maddesiyle Bodrum'da emniyet görevlilerince yakalandığı, bu şekilde işlemiş olduğu firar suçlarından dolayı J.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesince yargılanmakta iken sevk edilmiş olduğu Kütahya Asker Hst. Bştbp.liğinin 2007 tarihli ve 632 numaralı üst komutanlık onaylı TSK Sağlık Raporuyla “antisosyal kişilik bozukluğu" tanısı konularak “suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli değildir. TCK.nın 32'nci maddesinden istifade edemez" (yani askerliğe elverişsizlik halinin, askeri hizmete başlangıç tarihinde değil, firar suçunu işlediği tarihten itibaren başladığı) karar verildiği, anılan rapor nedeniyle de davacının yargılanmakta olduğu 2003-2004 ve 2004-2004 tarihleri arasındaki firar suçlarında dolayı 2008 tarihinde beraatına karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmediğinden 2009 tarihinde kesinleştiği, bu durumda davacının zararını 2007 tarihli raporla öğrenmiş olduğu, ancak anılan rapor dosyada olmadığından kesinleşme tarihinin tespit edilemediği, bu nedenle de mahkememizin yerleşik içtihatları gereğince davacı lehine yorumla davacının zararını öğrendiği tarih kabul edilen raporun kesinleşme tarihinin bu davada uygulanamadığı, bununla birlikte bir an için dava açma süresi açısından daha da lehe olabilecek şekilde dava açma tarihi J.Gn.K lığı Askeri Mahkemesinin beraat kararının kesinleşme tarihinden başlatılsa, yani davacının askerliğe elverişli olmadığını bu tarihte (2009) öğrendiği kabul edilse dahi, 2009 tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açılması veya davalı idareye ihtiyari müracaatta bulunulması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 2011 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşıldığından, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi ektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.…” Bu karara karşı başvurucunun yaptığı düzeltme başvurusu, yine süresinde yapılmadığı gerekçesiyle aynı Dairenin 26/6/2013 tarihli ve E.2103/816, K.2013/773 sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Dairemizin davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin AYİ M İkinci Dairesinin 2012 gün ve E.2012/578, K.2012/656 sayılı kararının 2012 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edildiği, hatta davacının da 2012 tarihli dilekçeyle "istemi halinde iade edilmesine karar verilen harcın" kendisine iade edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davacının bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde (en geç 2012 günü mesai bitimine kadar müracaat etmesi gerektiği, ancak müracaatın son gününün çalışmaya ara verme "adli tatil" süresine rastladığından 1602 sayılı AYİM Kanunu’nun 86'ncı maddesi gereği, 6 eylülden itibaren 7 gün uzatılarak 2012 tarihinde mesai bitimine kadar) karar düzeltme talebinde bulunması gerekirken, bu tarihten sonra 2012 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile kararın düzeltilmesi yönünde yaptığı başvurunun süresi geçirildikten sonra yapıldığı anlaşıldığından, karar düzeltme isteminin süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." Karar, başvurucuya 24/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” Anayasa’nın maddesinin son fıkrası şöyledir:“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin (a) bendi şöyledir:“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.” Anılan Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.” Anılan Kanun’un maddesi şöyledir:“İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” Anılan Kanun’un maddesi şöyledir:“Kararlarda, sırası ile, aşağıdaki hususlar bulunur:a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut unvanları ve adresleri;b) Davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların dayandığı hukuki sebeplerin özeti ve isteğinin sonucu ile davalının savunmasının özeti;c) Başsavcılığın düşüncesi;d) Duruşmalı davalarda, duruşma yapılıp yapılmadığı ve yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadları;e) Kararın dayandığı kanuni ve hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm;f) Kararın tarihi ve oy birliği ile veya oy çokluğuyla mı verildiği;g) Muhakeme masrafları ile vekalet ücretinin hangi tarafa yükletildiği;h) Kararı veren Daire veya Daireler Kurulu Başkan ve üyelerinin ad ve soyadları ve imzaları ve varsa ayrışık oyları.” Anılan Kanun’un maddesi şöyledir:“Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde aşağıda yazılı sebepler dolayısiyle kararın düzeltilmesi istenebilir.a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması;b) Bir ilamda birbirine aykırı hükümler bulunması;c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması;Kanunun 45 inci maddesine göre verilen kararların düzeltilmesi işlemi kabul edilerek davaya yeniden bakılması ve esas hakkında karar verilmesi halinde de karar düzeltilmesi isteminde bulunulabilir.Daireler ile Daireler Kurulu, kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlıdır.”