10. Hukuk Dairesi 2023/8357 E. , 2024/10050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/396 E., 2023/713 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/213 E., 2022/402 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine
**10. Hukuk Dairesi 2023/8357 E. , 2024/10050 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/396 E., 2023/713 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/213 E., 2022/402 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri ...'in davalı işyerinde metal işçisi olarak çalışmakta iken 24.11.2020 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat etmiş olduğunu, en son aylık gelirinin net 3.000-TL olduğunu, ücretin asgari kısmının bankaya ödendiğini, kalanını elden verildiğini, işyerinde 400-TL yol ücreti verildiğini ve yemek işverence karşılandığını, kaza ile ilgili olarak açılan ceza davasının devam ettiğini, kazanın oluşunda davalı işverenin işyerinde alması gereken önlemleri almadığı için kusurlu olduğunu beyanla davacılardan eşi ... için 50.000-TL maddi, 400.000-TL manevi oğlu ... içinde 25.000-TL maddi, 400.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davaya konu kazanın oluşunda kusurlarının bulunmadığını, iş güvenliği eğitimlerinin sağlandığını, müteveffanın asla yapma denilen işleri yaparak ağır kusurlu olduğunu, kazanın davacıların murislerinin kusurlu davranışı sonucu meydana geldiğini beyan ederek davanın reddini talep etmişti III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "..1-Davacı ...'in kendi adına asaleten açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; 716.764,70 TL alacağın 24.11.2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine; 2-Davacı ...'in velayeten ... adına açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; 118.324,99 TL alacağın 24.11.2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine; 3-Davacı ...'in kendi adına asaleten açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 150.000,00 TL alacağın 24.11.2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; 4-Davacı ...'in velayeten ... adına açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 120.000,00 TL alacağın 24.11.2020 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı işveren davaya cevap dilekçesinde ücrete itiraz etmediğini, itiraz etmediği gibi cevap dilekçesinin delil kısmında ücret araştırması talebinde bulunduğunu, ücrete itiraz etmeyen davalı yönünden davacı taraf için bu hususta usuli kazanılmış hak doğduğunu, Mahkemece yapılan ücret araştırması sonucunda, hesap bilirkişi raporunda davacının ücretinin 3.198,00 TL olabileceği ancak taleple bağlılık kuralı gereğince hesaplamanın 3.000,00 TL üzerinden yapıldığı belirtildiğini, davalı işveren davaya cevap dilekçesinde ücrete ve servis hizmetine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, kusur oranın tespiti için Mahkemece 10.01.2022 tarihinde yapılan keşif sırasında davalı işyerinde elden ödeme yapıldığına dair davalı çalışanı ve tanığı ... Adıyaman beyanlarında işyerinde prim de verildiğini ve bunun belirli bir miktarının elden verildiğini beyan ettiğini, davalı çalışanının bu beyanı karşısında iş yerindeki tüm ödemelerin bankadan ödendiğini kabul etmek mümkün olmadığını, yine yerel Mahkemece davacının maaş kayıtları için banka şubesine (Akbank) müzekkere yazılmışsa da davacının maaş hesap hareketleri dosya içine alınmadan karar verildiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkemenin maddi tazminat taleplerinin kısmen reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacılar vekili müteveffanın esas alınan ücretine yönelik istinaf talebinde bulunmuştur. Davacı taraf tanık dinletmemiştir. Dava dilekçesinde müteveffanın ücretinin net 3.000,00 TL olduğu, ücretinin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiği iddia edilmiştir. Davalı tanıklarından ... Adıyaman ve ...'ın ifadelerinde müteveffanın ücretini bilmediklerini, diğer davalı tanığı ...'ın ifadesinde müteveffanın asgari ücret civarı ücret aldığını beyan ettiği, tüm tanıkların maaşların banka aracılığıyla yapıldığını beyan ettikleri, müteveffaya ait hizmet cetvelinin incelenmesinde prime esas kazancının asgari ücret üzerinden bildirildiği, davacının dava dilekçesinde prim iddiasında bulunmadığı, alınan ücret yönünden elden ödeme iddiasının ispatlanamadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Davacılar vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 ve gerekse iş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. 2.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. 3.Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. 4.Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370) 5.Somut olayda, muris sigortalının davalı şirkette çalışırken gerçekleşen kazada vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin % 80 oranında, davacıların murisi sigortalının ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. 6.Bu açıklamalar doğrultusunda davacıların murisi sigortalının iş kazası nedeniyle hayatını kaybettiği, iş kazasının gerçekleşmesinde işverene göre kusurunun azlığı, iş kazasının davacılarda meydana getirdiği şiddetli elem ve ızdırap kapsamında, hüküm altına alınan manevi tazminatın az miktarda olduğu anlaşılmaktadır. 7.Bu sebeple Mahkemece yapılacak iş, dava konusu iş kazası neticesinde davacıların murisinin hayatını kaybettiği davacıların açıklanan sebeplerle duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir. B) Davacılar vekilinin davacının ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden; Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde murisin davalı iş yerinde net 3.000,00-TL ücret ile çalıştığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair Türk Metal Sendikası ve Birleşik Metal İş Sendikası, Gebze Ticaret Odası yazı cevaplarının dosya arasına alındığı başkaca araştırma yapılmasına gerek duyulmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, İlk Derece Mahkemesince davacının gelirinin asgari ücret üzerinden olduğuna göre hesaplama yapan 25.10.2022 tarihli ek hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Mahkemece yapılacak iş; davacıya ait banka kayıtları ile ücret bordrolarının celp edilerek davacının sendikalı olup olmadığı araştırılarak işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından ve TÜİK’den sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.