Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan aylıkların geri istenmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan aylıkların geri istenmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca oybirliği sağlanamadığı için başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:A. İş Mahkemesindeki Yargılamaya İlişkin Süreç Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvurucunun murisi (annesi) S.Ç. aleyhine Ankara İş Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı davada; davalının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle müteveffa babasından bağlanan aylıkların iptal edilerek yapılan yersiz ödemelerin tahsili talebiyle Ankara İcra Müdürlüğü nezdinde takibe geçildiğini, itiraz nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 15/7/2015 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne, 600,59 TL asıl alacak, 613,08 TL takip tarihine kadar işlemiş yasal faizi yönünden yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar vermiştir. Mahkeme, SGK'nın yersiz ödeme belgeleri ve denetim raporlarını getirtmiştir. Kararın gerekçesinde; denetim raporuna göre, evin kapısını S.Ç.nin boşandığı eşinin açtığı, komşu daire sakinlerinden sorulduğunda bir arada yaşadıklarının beyan edildiği, oy kullandıkları yerlere ilişkin seçim kayıtları, tespit edilebilen diğer belgeler getirtilerek zabıta marifetiyle yapılan araştırma sonucuna göre de S.Ç.nin boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Mahkeme ayrıca Ankara Ağır Ceza Mahkemesince beraat kararı verildiğini, bağlanan aylıkların iptali yönündeki tespit işlemine karşı dava açılmadığını, yapılan araştırmanın sonucuna göre S.Ç.nin savunmalarının aksine boşandığı eşi ile daha eski tarihlerden beri aynı evde yaşadıklarını, boşanılan eşle birlikte yaşamaya devam edilmesi karşısında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre ilgililere aylık bağlanmaması gerektiğini, yersiz ödeme yapılması hâlinde söz konusu ödemelerin kurumca geri istenebileceğini belirterek itirazın kısmen iptaline karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 17/10/2018 tarihinde, alacağın likit nitelikte olduğunu, bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmek suretiyle düzelterek onama kararı vermiştir. Nihai karar 24/3/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yargılama sırasında S.Ç.nin (davalının) vefatı üzerine mirasçısı olan başvurucu 18/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Ağır Ceza Mahkemesindeki Yargılamaya İlişkin Süreç Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca S.Ç. (İş Mahkemesindeki davalı) ve eski eşi S.A.B. aleyhine "Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan kamu davası açılmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesindeki (Ceza Mahkemesi) yargılama sonunda 16/4/2012 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bandi gereğince beraat kararı verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde; sanıkların SGK'yı dolandırma kastının olayda sübuta ermediği, sanıkların boşandığı, bu hususun aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan kesin mahkeme kararı ile hüküm altına alındığı, nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu, SGK'nın haksız bir ödeme yapıldığı düşüncesinde olup aylığı kesme ve geri alma gibi hukuki yollara her zaman başvurabileceği, zaruret sebebiyle sanıkların kızları olan başvurucunun yanında kaldıkları belirtilmiştir. Hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/12/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. A. Ulusal Hukuk 5510 sayılı Kanun'un "Gelir ve aylık bağlanmayacak haller" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/36 md.) Ölen sigortalının hak sahiplerinden;a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirdiği,b) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldıkları,hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmez. Ödenmiş bulunan gelir ve aylıklar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır." 5510 sayılı Kanun'un "Yersiz ödemelerin geri alınması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır....'' 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun " Ceza hukuku ile ilişkisinde" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Uğur Ziyaretli, B. No: 2014/5724, 15/2/2017, §§ 30,