T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1161 Esas KARAR NO: 2026/44 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 24/04/2024 NUMARASI: 2019/70 Esas, 2024/119 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1161 Esas KARAR NO: 2026/44 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 24/04/2024 NUMARASI: 2019/70 Esas, 2024/119 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "..., ... , ......" isimli kitapların eser sahibi olduğunu, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmeler gereğince davalı taraf müvekkiline kitap başına 3,70-TL telif ücreti ödeneceği hususunun hüküm altına alındığını, "..." isimli kitaba yönelik ...07.2014 tarihli, "... ." isimlik kitaba yönelik .....10.2014 tarihli, "..." isimli kitaba yönelik ....06.2015 tarihli, "... ." isimli kitaba yönelik .....04.2016 tarihli telif sözleşmeleri akdedildiğini, ancak davalı tarafça davacıya ödenmesi gereken telif ücretinin ödenmediğini ileri sürerek “..., ... ., ..., ... .” kitaplarına yönelik yapılan sözleşme hükümleri gereğince ödenmesi gereken telif ücretinin şimdilik 300.000,00-TL'sinin ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16/02/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile talep edilen kitaplara yönelik yapılan sözleşme hükümleri gereğince ödenmesi gereken telif ücreti talebi olan 300.000,00-TL'yi 2.453.000-TL olarak ıslah ettiğini bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada davacı ile olan sözleşmeler gereği davacıya toplamda 3.692.000.00 TL ödeme yapıldığını, açılan davalar sonucu son hesap mutabakatının davacıya mail yolu ile gönderildiğini ve bilgilendirildiğini, kalan borcun 169.529,50 TL olduğunu, ödemelerin kendisine başvurduğunda çek, senet ve nakit şeklinde yapılmakta olup kendisinin de hesaplardan haberdar olduğunu, Kasım 2018 tarihinde davacının mail adresine son hesap dökümünün de bildirildiğini, açılan davanın haksız olduğunu bildirerek davanın reddine mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul ....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih, 2019/70 Esas, 2024/119 Karar sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, "..., ... ., ..., ... ." isimli kitapların eser sahibi olduğu, davacı ile davalı ..... arasında yapılan sözleşmeler gereğince davalı taraf davacıya kitap başına 3,70-TL telif ücreti ödeneceği hususunun hüküm altına alındığı, ... isimli kitaba yönelik ...07.2014 tarihli, ... .... isimlik kitaba yönelik ....10.2014 tarihli, ... isimli kitaba yönelik ...06.2015 tarihli, ... ... isimli kitaba yönelik ...04.2016 tarihli telif sözleşmeleri akdedildiği anlaşılmaktadır.Yukarıda yapılan tespitler ışığında; davanın esas noktaları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin ve davacının, davalıdan telif alacağının bulunduğu tartışmasızdır.Uyuşmazlık konusu, davacı yan, davalının telif alacağını ödemediğini iddia etmiş, davalı yan ise 169.529,50 TL bakiye borç bulunduğu savunmuştur.Bu durumda davalının ikrarı ile davacı yanın asgari 169.529,50 TL alacağının bulunduğu sabittir. Temel borç ilişkisinin davalı yanca kabul edilmesi sebebiyle, ödeme yapıldığı hususun iddia eden davalı yanca yazılı olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Ödeme iddiası , savunmanın genişletilmesi kapsamında olmayıp, iddia ve savunmanın genişletilmesine tabi olmaksızın yargılamanın her aşamasında buna dair ödeme belgesi ve evrakı sunmak mümkündür.Dosya kapsamına davalı yanca sunulan ödeme evrakları mahkememizce incelenmiş, bilirkişiler tarafından da tek tek değerlendirilmiş, banka kanalı ile yapıldığı iddia olunan ödemelerin ve senet bilgilerinin akıbeti bankalardan öğrenilmiştir.Davacı yan .../09/2022 tarihli beyan dilekçesi ile 1.203.000 TL, .../11/2022 tarihli beyan dilekçesi ile 36.000 TL olmak üzere toplam 1.239.000 TL ödeme yapıldığını dava ikame edildiği tarihten sonraki beyanları ile kabul etmiştir. Davalı yan 1.239.000 TL ödendiği ikrarı sonrası bakiye kalan 2.453.000 TL'nin ödenmediğini, davalı yanın ödeme olgusunu ispatlayamadığını beyan etmiştir.Davalı yanca sunulan ödeme evrakları içerisinde özellikle davacının kardeşi imzasına yapılan nakit ödemelerin ve yine davacının kardeşi tarafından senetlerin alındığını gösterir imzalı teslim bordoları ve bankalardan gelen yazı cevaplarında dava dışı kişilere yapılan ödemeler noktasında, davacı vekili bizatihi davacı yana yapılmadığı müddetçe ödemeleri kabul etmediğini, bu yönde sunulan ödeme evraklarının delil mahiyeti taşımadığını beyan etmiştir. Uyuşmazlık ise tam olarak bu noktada toplanmaktadır.Ancak yapılan incelemede; dosya kapsamına alınan .../06/2023 tarihli kök rapor ve .../10/2023 tarihli ek rapor ile ödeme evrakları, evrak içeriğine göre tasnif edilmiş, özellikle ek rapor ile her bir ödeme içeriği açıklamalı olarak ele alınmış olup, alınan bilirkişi raporları ve banka yazı cevapları incelendiğinde, davacının kabul etmediği bir kısım ödemelerin banka yolu ile davacıya ödendiği, davacının ödeme hususunu kabul etmediği bir kısım ödeme evraklarında ödemelerin nakit olarak imza mukabilinde davacıya yahut davacının kardeşine yapıldığı ve yine davacının kabul etmediği bir kısım ödemelerin de davacı ya da kardeşi tarafından teslim bordrosu ile alındığı, teslim ile alınan senetlerin bir kısmının davacı ya da kardeşi tarafından tahsil edildiği ancak bir kısım ödemelerin dava dışı kişilere yapıldığı noktasında bankadan yazı cevaplarının var olduğu, dava dışı kişiye ödeme yapıldığınını gösterir senetlerin davacı ya da kardeşine teslim edildiğine dair yazılı belgelerin sunulduğu, söz konusu senetlerin akıbetinin davacı yanca bildirilmesinin gerekeceği ancak akıbetine dair açıklama yapılmadığı, söz konusu senetlerin davacı tarafça ödemeyi alan dava dışı kişilere ciro edilmiş olabileceği, bu durumda senetleri teslim alan davacı tarafın akıbetini ve senetleri ciro etmediğini ispat ile mükellef olduğu ancak ispata matuf delil sunamadığı, bu durumda dava dışı kişilere yapılan senet ödemelerinin davacı yana yapıldığının kabul edilmesi gerekeceği mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı yan her ne kadar kardeşine yapılan ödemeleri kabul etmediğini beyan etmiş ise de; dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede; davacının kardeşinin Ağustos/2014 ile Haziran 2017 tarihleri arasında 3 yıl boyunca 58 adet evrak, çek, senet, teslim bordrosunda ismi ve imzası bulunmaktadır. Ve yine davacının kardeşinin banka nezdinde de davacı adına işlem yaptığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı yan ....11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ... bankasından gelen yazı cevapları ışığında 36.000 TL ödendiğini kabul etmiş, ilgili banka yazı cevaplarında bir kısım çek ibrazının davacının kardeşi tarafından yapıldığı ve kendisine ödendiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtili tüm hususlar davacının kardeşine yapılan ödemelerin ve yine teslim alınan senetlerin esasen davacı adına yapıldığını göstermekte bu yönde teamül husule gelmektedir.Hülasa davalı yanca sunulu ödeme evraklarının davacı ya da kardeşine yapılması, akıbeti bilinmeyen senetlerde davacı ya da kardeşinin teslim aldığına dair imzanın bulunması, 3. Kişilere ödendiği anlaşılan senetlerde de senetlerin davacı ya da kardeşine teslim edildiğinin sabit olması, davacı yanın bu senetler yönünden herhangi bir bilgi ve belge sunamaması hasebiyle ikrar ile sabit olan 169.529,50 TL alacağın var olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, bakiye kalan alacağın yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ödendiği mahkememizce tespit edilmiş, anılı sebeplerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; -169.529,50 TL telif ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye istemlerin REDDİNE,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı tarafın müvekkiline telif ücretlerini ödediğini iddia etmesine rağmen dosyaya iddiasını ispatlayacak yazılı delil sunamadığını, Davalı tarafça müvekkilin alacağının inkar edilmediğini, aksine ikrar edildiğini, ancak ödeme savunmasında bulunulduğunu, cevap dilekçesinde; sözleşmeler gereğince müvekkili davacıya 3.692.000,00-TL ödeme yaptığını iddia ed,ildiğini ancak ödeme yapılmadığını, cevap dilekçesinde müvekkili davacının (en az) 3.861.529,50-TL alacağa hak kazandığının ikrar edildiğini, alınan bilirkişi raporlarında terditli dahi olsa hesaplama yapılmadığını, ödeme yaptığı iddiasında bulunan taraf davalı olması ve ödeme iddiasını ispatlayacak olan yine davalı olmasına rağmen bilirkişi tarafından ispat yükü hukuka ve usule aykırı bir şekilde davalıdan alıp müvekkili davacıya yüklenmesinin hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi ek raporuna konulan ....03.2022 tarihli yazışmalardan, bilirkişi heyeti ile davalı taraf arasındaki karşılıklı iletişimin uzun bir zamandır süregeldiğinin hatta karşılıklı hitaplarda "...." ifadesinin kullanılacak kadar bilirkişi heyetinin ve davalı tarafın yakın olduğu dahi gördüğünü, bilirkişi heyetinin tarafsızlığını yitirdiğini, Bilirkişi raporunda "...." adı altında hesaplamada yapılan eksiltmenin dayanaksız ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı tarafça "......." olarak iddia edilen ödemenin, Heyet raporunda da belirttiği üzere sadece davalı beyanı olduğunu, ödeme ispatı olmadığını, Bilirkişi heyetinin stok incelemesi yapmadığını, 32.507 TL tutarında eksi kalem olarak hesaplamada dikkate alınan Merkez Ajans ödemesinin ne olduğunun raporda açıklanmadığını, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında belirttiğinin aksine davacının kabul etmediği çeklerde, davacının çekleri teslim aldığına dair üzerinde imzası bulunmadığı -nı, bu sebeple taraflarınca teslim alınmayan ve ödemenin taraflarına yapılmadığı belgelere karşı itiraz ettiklerini, her ne kadar çeklerde ciro bulunduğunu iddia edilmekte ve İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında ciro edilmiş olabileceği şeklinde gerekçe oluşturmuş ise de çeklerin hiçbirisinde ciro bulunmadığını, bankalardan gelen belgeler de ciro iddiasının aksini gösterdiğini, son bilirkişi heyetinin bankalardan gelen işbu müzekkere cevaplarını incelemediklerini, davacı müvekkilinin kabul etmediği çeklerde davacının çekleri teslim aldığına dair çeklerde ve bordro üzerinde imzası bulunmadığını, Taraflarınca bankalara yazılan müzekkerelere karşı ../11/2022 tarihli dilekçeleri ile tek tek cevap verildiğini, davalı tarafından ödeme belgesi olarak sunulan birkısım çekin müvekkili davacıya ödenmediği hususu sabit olmasına karşın, çek incelendiğinden ciro da bulunmadığı görülüyorken müvekkili davacı tarafından tahsil edildiğine hükmedilmesi kararının hatalı olduğunu, Davalı tarafın yargılamanın başından itibaren ödeme iddialarını tertip ve düzen içeren bir tablo ya da şemada belirtmek yerine yargılamayı uzatmak ve karışıklığı sebebiyet vermek adına çelişkili ve karmaşık beyanlarla, davanın tarafı olmayan kişilerinde dahil olduğu bir takım belgeleri dilekçeler ekine boca ettiğini, sadece davalı beyanlarını esas alarak hesaplama yapmasının yasaya aykırı olduğunu, .....'e teslim edilmiş senet ve çekler taraflarınca kabul edilmediğini, Davanın tarafı olmayan kişilere yönelik ödeme iddialarının iş bu davanın konusu olmadığını, davacının adı ve imzasının olmadığı ödeme belgelerinin, tahsil edilmeyen çeklerin davacıyı bağlamayacağını, Müvekkili davacının .......'e ödeme yapılmasına ve senetlerin teslim edilmesine ilişkin muvafakati olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin ... bankasından gelen yazı cevapları ışığında ilgili banka yazı cevaplarında bir kısım çek ibrazının davacının kardeşi tarafından yapıldığı ve kendisine ödendiğinin anlaşıldığını açıklamış ise de, işbu açıklamanın aksine ....11.2022 tarihli beyan dilekçelerinde, kabul edilen 36.000 TL lik çekler içerisinde ....... tarafından ibraz edilen sadece 1 tane çek bulunduğunu, o da: ... Bankası ...... Şubesi ....07.2015 keşide tarihli, 5.000 TL bedelli ..... nolu çekt olup, diğer .... çek davacı tarafından ibraz edildiğini, uyuşmazlık konusu olmayan 4 adet telif sözleşmesinde yazılı kitap başına 3.70 TL telif bedeli ve Davalı tarafından alınan 1.156.090 ADET bandrol dikkate alınması gerektiğini, Taraflarınca, davalı tarafından belge asılları sunulması sonrası yapılan inceleme sonucunda .../09/2022 tarihli dilekçelerinin 2 ve 3 numaralı maddelerinde ayrıntıları belirtilen 1.203.000-TL ile .../11/2022 tarihli dilekçeleri ile kabul edilen 36.000 TL olmak üzere toplam 1.239.000 TL ödeme kabul edildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Eser sahipliğine dayalı telif ücret alacağı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İddia ve savunma kapsamında, davacının "..., ... .., ..., ... ..." isimli kitapların eser sahibi olduğu ve eserlere ilişkin telif sözleşmeleri yapıldığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Yine davacı beyanından, taraflar arasında "sahte bandrol ile satış yapıldığı" iddiası ile açılan başkaca bir dava olduğu, huzurdaki davanın yalnızca eser sahipliğinden doğan telif ücret alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı yan savunmasından ise, 169.529,50 TL bakiye borç bulunduğunun kabul ve ikrar edildiği, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmesi talep edildiği görülmüştür. Bu kapsamda, ilk derece mahkemesinin; davalının ikrarı ile davacı yanın asgari 169.529,50 TL alacağının bulunduğunun sabit olduğu ve temel borç ilişkisinin davalı yanca kabul edilmesi sebebiyle, ödeme yapıldığı hususunu iddia eden davalı yanca yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesi yerindedir. Ancak, davalı tarafından ödemelerin çek, senet, nakit olarak davacının kardeşine, muhasebecisine yapıldığının savunulduğu ve davacının aşamalardaki beyanlarından savunmaya dayanak belge içeriklerine ve imzalara karşı çıkıldığı görüldüğünden, öncelikle ödeme savunmasına dayanak gösterilen belgeler yönünden davacı itirazlarının olumlu olumsuz karşılanmadan belgelerin doğrudan davacıdan sadır kabul edilerek değerlendirme yapılması yerinde değildir. Bu kapsamda yapılması gereken, ödeme dayanağı belgelerin içeriğine ve imzaya ilişkin davacı vekili tarafından beyanda bulunmasına yönelik kesin süre ihtaratını ve ihtarat gereğinin yerine getirilmemesi halinde müeyyidesinin de açıkça belirtilmek suretiyle ara karar tesis edilerek, ödemeye dayanak sunulun kıymetli evrak teslim bordrosu dahil sunulu belgelerin ara karar ile davacıya tebliği ile imza inkarında bulunulması halinde öncelikle bu hususta inceleme de yapılmak suretiyle hasıl olacak neticesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, belgelerin doğrudan davacıdan ya da davacıyla ilişkili kişilerden sadır belgeler olarak kabul edilmesi hatalı olduğu gibi kalan stoklar yönünden davalı şirket ticari defterlerinin incelenmek üzere davalı tarafa HMK 222. Madde ihtarı yapılmak suretiyle kesin süre verilmesi, ispat külfeti kapsamında tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde değildir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, eksikliklerin giderilerek yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma şekil ve gerekçesine göre davacının sair istinaf sebeplerinin ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul ....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih ve 2019/70 Esas, 2024/119 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 340,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.509,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.15/01/2026