Başvuru, ceza davasında sanığın hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında sanığın hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. A. Bireysel Başvuru Süreci İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından aralarında başvurucunun da bulunduğu şüpheliler hakkında yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen iddianame ile başvurucu hakkında DHKP-C silahlı terör örgütü yöneticisi ve üyesi olma, mala zarar verme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından açılan kamu davası İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmış ve yargılama 22 celsede tamamlanmıştır. Yargılamanın celsesinde müdafii ile duruşmada hazır bulunan başvurucunun savunması alınmış, sonraki celselerin bazıları başvurucu müdafiinin katılımıyla, bazıları ise başvurucu ve müdafiinin yokluğunda yapılmıştır. Başvurucu müdafiinin hazır bulunduğu celsede Başsavcılık esas hakkındaki mütalaasını sunmuş, başvurucu müdafii mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun farklı bir suçtan dolayı tutuklanması üzerine 17, 18 ve celselerde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla hazır edilmesine karar vermiş ancak başvurucunun duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılmak istemediğini beyan etmesi üzerine anılan celselerde başvurucunun yokluğunda yargılamaya devam edilmiştir. Başvurucu müdafii celsede başvurucunun SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılımının sağlanmasına itiraz ederek Mahkemenin yargı çevresindeki bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi talebinde bulunmuştur. Celse sonunda Mahkeme, başvurucunun nakli konusunda yetkisi olmadığı gerekçesiyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, başvurucu ve müdafiinin yokluğunda yaptığı celsede başvurucunun 2911 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasına muhalefet suçundan 5 ay hapis, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve mala zarar verme suçlarından da beraatine karar vermiştir. Beraat kararlarına karşı Başsavcılığın, mahkûmiyet kararlarına karşı da başvurucunun istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Daire) 2/7/2020 tarihinde beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkûmiyet kararlarının ise bozulmasına kesin olarak karar vermiştir. Daire bozma gerekçesinde; başka suçtan ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun duruşmalardan bağışık tutulma talebinin olmadığını vurguladıktan sonra hükmün kurulduğu celsede başvurucu hazır bulundurulmaksızın yargılamaya devam edilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Bozma üzerine Mahkeme, başvurucunun tutuklu bulunduğu İzmir 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) gönderdiği 15/12/2020 tarihli yazı ile başvurucunun 4/3/2021 tarihinde yapılması kararlaştırılan celsede SEGBİS aracılığıyla hazır edilmesi talimatı vermiş, Daire kararı da başvurucu müdafiine celse arasında 15/12/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Buna karşın başvurucu, celse tarihinde Mahkemeye gönderdiği dilekçe ile duruşmaya bizzat katılmak istediğini, sağlık sorunları ve dava hakkında müdafii ile görüşemediği gerekçesiyle bu tarihteki duruşmaya katılmayacağını beyan etmiştir. Bozma sonrası yargılama 4/3/2021 tarihinde yapılan tek celsede tamamlanmıştır. Başvurucu ve müdafiinin hazır bulunmadığı bu celsede başvurucunun dilekçesi okunmuş ve Dairenin bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılama tamamlanmıştır. Yargılama sonunda Mahkeme, başvurucunun bozma kararına konu suçlardan ilk hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararda, Daire kararında belirtilen usulî eksikliğin başvurucunun kendi isteğiyle duruşmaya katılmamasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Başvurucu -diğerlerinin yanı sıra- duruşmada hazır bulunmayı talep ettiği hâlde duruşmaya katılımının rızasına aykırı olarak SEGBİS aracılığıyla sağlanmaya çalışılması ve yokluğunda karar verildiğine dair itirazlarını dile getirerek anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş, Daire 30/9/2021 tarihinde 2911 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasına muhalefet ve terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlarından verilen mahkûmiyet kararları yönünden temyiz kanun yolu açık, görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkûmiyet kararı yönünden de kesin olmak üzere istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Başvurucu, nihai kararı 10/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 20/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı dışındaki ihlal iddialarının kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetlerin incelenmesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Başvurucu, 2911 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasına muhalefet ve terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik Daire kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş olup bu suçlar yönünden dava Yargıtay'da derdesttir. Diğer yandan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı 8/9/2022 tarihinde, başvurucunun bozma sonrası yapılıp tek celsede tamamlanan duruşmada bizzat hazır bulunmayı talep ettiği hâlde yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Daire kararının kaldırılması için 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca talepte bulunmuştur. Dairenin itirazı reddetmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu (Başkanlar Kurulu) 20/10/2022 tarihinde itirazı kesin olmak üzere reddetmiştir. Başkanlar Kurulu ret kararında, başvurucunun kendi isteğiyle duruşmaya katılmaması nedeniyle hakkını kötüye kullandığını ve yargılamayı uzatmayı amaçladığını değerlendirmiştir.