T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin toptan gıda satış ve dağıtım işi ile iştigal ettiğini, davalı tarafın restaurant-kafe işletmesine mal sattığını, davalı-borçlunun, müvekkilinden satın almış olduğu fatura içeriklerinde yazılı ürünleri satın alıp, teslim almasına rağmen bakiye 140.800,87 TL borcunu ödemediğini, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine alacağının tahsili için ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, örnek 7 ödeme emrinin borçlu tarafından 06/10/2023 tarihinde tebliğ alındığını, 09/10/2023 günü de haksız ve kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ettiğini belirterek, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli itirazının icra vekalet ücreti, işlemi faiz ve harç ve icra masraflarına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına, %20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uzunca bir süredir ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkinin zaman ile aralarındaki güvene bağlı olarak cari hesap ilişkisine evrildiğini, müvekkilinin, davacı ile aralarında olan ticari ilişki mevcut enflasyon oranının artması ve birim başına gelen zamları göstererek mal temini ve birçok hususta müvekkilini zor durumda bıraktığını, müvekkilinin yıllardır aralarındaki olan ticari ilişkiye güvenerek cari hesap ilişkisinde ödemelerini gerçekleştirdiğini fakat davacının işlerinin kötüye gittiği vakit müvekkilini arayarak çok fahiş zam yaptığını bildirdiğini, müvekkilinin ise mali durumunun şuanda böyle fahiş bir zammı kabul etmediğini bildirdiğini, davacının bunun akabinde aralarındaki ticari ilişkiye son verdiğini, müvekkilinin arlarındaki ticari teemmül gereğince her zaman yaptığı gibi yine belirli dönemler içerisinde borcunu kısmi ödemelerle gerçekleştirdiğini, davacının işlerinin kötü gitmesi hasebiyle müvekkili ile olan görüşmesinin hemen akabinde....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin başlatılan icra takibinden habersiz bir şekilde davacıya ödemeleri gerçekleştirdiğini, borçlunun kusurunun temerrüt için şart olmadığını, fakat davacının muaccel olmayan bir alacak için takip başlattığını bunun akabinde huzurdaki davayı ikmal ettiğini, son kalan bakiye 50.000 TL'yi vadesi gelmemesine rağmen icra takibinden haberdar olur olmaz ödemesini yaptığını, müvekkilinin, davacıya borcu bulunmadığını, başlatılan icra takibinin kötü niyetle başlatıldığını, müvekkilinin icra takibi başlatıldığını 06/10/2023 tarihinde öğrendiğini, 08/10/2023 tarihinde kalan borcu 50.000 TL'yi davacıya ödediğini, müvekkilinin haricen tahsil bildiriminde bulunması için talepte bulunmuşsa da davacının kötü niyetli bir şekilde borcun katbe kat fazlasını talep ettiğini, aksi durumda icra ile tehdit ettiğini, müvekkilinin de ödemiş olduğu borcun tamamını ödemiş olduğunu bildirerek icra dosyasına itiraz ettiğini, şayet yargılama masrafı ve vekalet ücreti talep edilmesi durumunda tebligatın tebliğ edildiği esnada mevcut borç üzerinden masraflar ve vekalet ücreti talep edilmesi gerektiğini, aksi durumda sebepsiz zenginleşme söz konusu olacağını, dürüstlük kuralınca da görüldüğü üzere müvekkilinden para tahsil edip icra takibi başlatması yürütmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, işbu sebeple başlatılan icra takibinin açıkça kötüniyetli olduğunun bir göstergesi olduğunu, müvekkili tarafından davacıya cari hesap sözleşmesindeki miktarın ödendiğini, fakat davacı tarafın bu dekontları da mahkemeye sunmadığını ve bu ödenen paraların görmezden gelinerek haksız ve kötüniyetli bir şekilde icra takibi açtığını savunarak, davanın reddi ile davacının % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı ile davalı tarafından yapılan ödemeler taraflar arasında ihtilaf konusu olmayıp ihtilaf, davalının yaptığı ödemelerden sonra davacıya borcunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığını, bu nedenle davalının takipten sonra yaptığı ödemelerin TBK 100. Maddesi uyarınca mahsup edilerek varsa alacak tutarının hesaplanmasına ilişkin tanzim edilen bilirkişi raporunda davacının davalıdan 38.145,50-TL alacaklı olduğu hususunun tespit edildiğini, dava değerinin 30.406,00-TL olduğu ve bu rakam üzerinden harç yatırılarak dava açıldığı göz önüne alındığında ...icra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın taleple bağlı kalınarak dava değeri olan 30.406,00-TL yönünden iptaline ve takibin 30.406,00-TL üzerinden devamına, takip ve dava konusu alacağın faturalara dayalı miktarı belli, niteliği itibariyle likit sayılan alacaklardan olması ve davalının takibe yaptığı itirazında davaya konu edilen miktar bakımından haksız çıktığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın taleple bağlı kalınarak dava değeri olan 30.406,00-TL yönünden iptaline ve takibin 30.406,00-TL üzerinden devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla 30.406,00-TL'nin %20 sine tekabül eden 6.081,2-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi 11/07/2025 tarihli tashih şerhi ile, "Mahkememizin 11/06/2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının hüküm kısmının son paragrafında miktar itibariyle kesin olduğu belirtilmiş ise de 04/06/2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın ek 1. Maddesinin 2. Fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca Hüküm kısmının son paragrafının; " Dair, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a, 342 ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere karar verildi." şeklinde TASHİHİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili ve alacaklı arasında uzun yıllar devam eden ticari ilişki söz konusu olduğunu, takip tarihinde aralarındaki güven ilişkisine dayanan bu ticari ilişkinin cari hesaplar üzerinden devamı söz konusu olduğunu, bu nedenle müvekkilinin işletmesi için alacaklıdan tedarik ettiği ürünlerin faturasının kesilmesinin akabinde ödemelerini düzenli gerçekleştirdiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyasına konu alacak kalemlerinin de ödemesinin gerçekleştirildiğini, keza alacaklı vekili tarafından dava konusu icra dosyasına; 28/08/2023 tarihinde 40.000,00-TL, 15/09/2023 tarihinde 29.315,00-TL, 27/09/2023 tarihinde 21.485,00-TL, 10/10/2023 tarihinde 50.000,00-TL için haricen tahsil bildirimlerinin yapıldığını, müvekkilinin dosyanın kapatılmasını talep ettiğinde davacının kötü niyetli olarak mükerrer ödeme talep ettiğini aksi takdirde huzurdaki davayı ikame etmekle, kanunun arkasından dolanmakla müvekkilini tehdit ettiğini, hal böyleyken, müvekkilinin mükerrer ödemeye mahal vermemek niyetiyle de borcun tamamını ödediğini bildirerek icra dosyasında borca itiraz ettiğini, müvekkilinin borca itirazının son derece yerinde ve hayatın olağan akışına uygun olduğunu, huzurdaki davada hukuki yarar bulunmadığından dava şartlarında eksiklik mevcut olduğunu ve davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, çünkü davalının, takipten sonra ancak işbu dava açılmadan önce borcun tamamını ödediğini, bu durumda davacı yönünden icra takibine devam edilmesinde korunmaya değer menfaat bulunmadığını, yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek dosyanın esasına girildiğini ve davacının ödemelerden sonra açtığı işbu davada kabul kararı verildiğini, müvekkili tarafından alacaklı hesabına muhtelif zamanlarda yapılan ödemeler bulunduğunu, 07/07/2023 tarihinde 20.000,00-TL,13/07/2023 tarihinde 20.000,00-TL, 18/07/2023 tarihinde 40.000,00-TL, 02/08/2023 tarihinde 20.000,00-TL, 28/08/2023 tarihinde 40.000,00-TL (ödeme emrinin tebliğinden önce dava konusu icra dosyasındaki alacak kalemlerine ilişkin yapılan ödeme.), 15/09/2023 tarihinde 29.315,00-TL (ödeme emrinin tebliğinden önce dava konusu icra dosyasındaki alacak kalemlerine ilişkin yapılan ödeme) 27/09/2023 tarihinde 21.485,00-TL (ödeme emrinin tebliğinden önce dava konusu icra dosyasındaki alacak kalemlerine ilişkin yapılan ödeme) 09/10/2023 tarihinde 50.000,00-TL (ödeme emrinin tebliğinden önce dava konusu icra dosyasındaki alacak kalemlerine ilişkin yapılan ödeme) şeklinde olduğunu, davacının işlerinin kötü gitmesi hasebiyle müvekkili aleyhine dava konusu icra takibini başlattığını, takip tarihi olan 04/08/2023 tarihinde müvekkilinin davacıya olan borçları açısından muacceliyet şartlarının henüz gerçekleşmediğini, müvekkilinin icra ödeme emrinin kendisine tebliğinden önce olması nedeniyle 28/08/2023 tarihli 40.000,00-TL ödemeyi, 15/09/2023 tarihli 29.315,00-TL ödemeyi ve 27/09/2023 tarihli 21.485,00-TL ödemeyi başlatılan icra takibinden habersiz bir şekilde yaptığını, müvekkilini temerrüt durumuna düşürecek herhangi bir ihtar veya yazılı bildirim bulunmadığı gibi bu hususun 31/03/2024 tarihli Bilirkişi Raporunun "5.4. Faiz İncelemesi" başlığı altında da "Taraflar arasında geç ödenen faturalardan dolayı ihtarname ile temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir belge bulunmamaktadır." denilmek suretiyle tespit olunduğunu, davacının muaccel olmayan bir alacak için takip başlattığını bunun akabinde huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilinin ise son kalan bakiye 50.000,00-TL'yi vadesi gelmemesine rağmen icra takibinden haberdar olur olmaz alacaklıya ödediğini, davacının diğer talepleri olan Yargılama Masrafları ve Vekalet Ücreti bakımından ise; öncelikle temerrüt şartları oluşmadan faiz, icra vekâlet ücreti ve icra inkâr tazminatı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, icra ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiği esnada mevcut olan borç üzerinden masrafların ve vekalet ücretinin talep edilmesi gerektiğini, müvekkilinden talep edilen Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti alacakları yönünden tebliğ tarihinde mevcut bulunan borç üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, aksi halde huzurdaki davaya ilişkin olarak müvekkilinin sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin ödemelerini temerrüt şartları oluşmadan vakitlice yapmasına rağmen davacının herhangi bir yazılı bildirim ve ihtarda bulunmaksızın doğrudan icra takibi başlatmasının her şeyden evvel 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun "Hukuki ilişkilerin kapsamı/Dürüst davranma" başlıklı 2. Maddesinde düzenlenen ve hukukun genel ilkelerinden biri olan dürüstlük kuralına aykırılık içerdiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkili tarafından borcun bir kısmının ödendiğinin kabul edildiğini ikrar bulunduğunu, kalan borç miktarının ise 31/03/2025 tarihli Bilirkişi Raporu ile tartışmalı şekilde belirlendiğini, bu durumda alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu icra dosyasına borcu kalmadığı için itiraz ettiğini, bu nedenle kötü niyet unsuru bulunmadığını, borcun tartışmalı olduğu ve alacağın likit olmadığı durumlarında icra inkar tazminatına hükmedilmeyeceğinin Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşleriyle de sabit olduğunu, gerçekten de yerel mahkemenin, Bilirkişi Raporunu denetlemediğini, rapordaki maddi hataların resmen göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda yer alan "5.2. Defter Karşılaştırması" başlığı altında açıkça davacının ve davalının defter kayıtlarının karşılaştırılamayacağı belirtilmesine rağmen, rapordaki sonucun mahkemece aynen kabul edildiğini, keza raporun, ödeme tarihlerini ve miktarlarını netleştirmemiş olmakla zaten muacceliyet ve temerrüt şartlarını hiç değerlendirmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle takibe konu alacağın faiz ve fer'ilerine mahsup edilmesi suretiyle bakiye borç miktarının hesaplatılmasında ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 2.077,03 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.461,63 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.15/01/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.