10. Hukuk Dairesi 2019/5606 E. , 2019/7275 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2012/518-2016/116 Asıl ve birleşen dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirttiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aş…
**10. Hukuk Dairesi 2019/5606 E. , 2019/7275 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2012/518-2016/116 Asıl ve birleşen dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirttiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin, davalılar ..., ..., ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. Dava, 09/12/2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle oluşan kurum zararının davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, açılan davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunudur. Mahkemece, esas alınan raporda davalı işveren şirket %80, 3. kişi konumundaki diğer davalılar müştereken %20 oranında kusurlu bulunduğu, ancak davalı işveren şirketin anılan yasanın 21/1-4 maddesine göre teselsül sorumluluğu hatalı belirlenerek eksik inceleme ve araştırma ile toplam %100 kusur oranı üzerinden yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4. fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere 1. fıkrada işverenin, 4. fıkrada üçüncü kişinin rücu alacağından sorumlulukları düzenlenmiş olup bunlara dayanılarak açılan rücuan tazminat davalarında işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunduğundan konuya ilişkin olarak 818 sayılı Borçlar Kanununun irdelenmesi de gerekmektedir.