(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/4212 E. , 2012/13994 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin ger…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/4212 E. , 2012/13994 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulü ile 17.853,71 TL maddi tazminatın ve 1.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir. Sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir. Somut olayda ise; zararlandırıcı olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş olduğu, davacıya SGK Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı tarafından % 17 oranında maluliyet takdir edilmiş olduğu, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu’nun 24.07.2009 tarih ve 2715 esas sayılı kararında, davacının maluliyet oranın % 17 olduğuna, başka birinin yardımına muhtaç durumda olmadığına, kontrol muayenesinin gerekmediğine karar verildiği, mahkemece Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 24.02.2009 tarih ve 33 sayılı raporda; davacının vücut genel çalışma gücünü % 18.68 oranında kaybettiği, 4 ay süreyle geçici olarak iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Yapılacak iş, 28.6.1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Başkanlar Genel Kurulu Kararı uyarınca, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu’nun 24.07.2009 tarih ve 2715 esas sayılı kararında belirlenen sürekli iş göremezlik oranının tesbitine dair rapor ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 24.02.2009 tarih ve 33 sayılı raporda belirlenen çalışma gücü kaybına dair rapor arasındaki çelişkiyi, Adli Tıp Kurumu’ndan yeniden rapor almak suretiyle giderdikten sonra, kesinleşen iş göremezlik oranına göre tazminatları yeniden yöntemince belirlemekten ibarettir. Kabule göre ise; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ) Bu ilkeler gözetildiğinde davacı ... yararına hükmedilen 1.000,00 TL manevi tazminat azdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı ...'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 10/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.