İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarihli 2021/97 Esas-2022/494 Karar sayılı kararı aleyhine davacılar tarafından aleyhine başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/249 Esasta yargılaması devam etmekte iken dosyada mahkeme tarafından…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1961 KARAR NO : 2025/2352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2022 NUMARASI : 2021/97Esas 2022/494Karar DAVACI : 1 -... -... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/11/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarihli 2021/97 Esas-2022/494 Karar sayılı kararı aleyhine davacılar tarafından aleyhine başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/249 Esasta yargılaması devam etmekte iken dosyada mahkeme tarafından 21.02.2019 tarihinde düzenlenen tensip kararının 12. Bendi gereğince müzekkere yazılarak davaya konu davalıların kullandığı kredi sözleşmesi ile yapılan ödeme evrakının istenmesi .... Asliye Hukuk Mahkemesine 2019/249 Esas yazılarına karşılık mahkemeye hitaben yazdığı 11.04.2019 tarih ve ... Sayılı yazıları ekinde gönderilen evrakın tam olarak gönderilmediğini tespit ettiğini, aynı gün mahkemeye yazılı dilekçe eksikliklerin ikmal edilmesi talebinde bulunduğunu, ... Bankası Müdürlüğü tarafından; ... Bankası merkez Şubesi Bankasına 15.10.2008 tarihinde ... Paz. Limited Şirketi lehine tesis edilen banka kredi sözleşmesindeki 200.000.00-TL yazılı, 100.000.00-TL Kullanımına müsaadeli kredi ile ilgili 15.10.2008 tarihli kredi sözleşmesinin banka tarafından gönderilmiş olduğunu, ayrıca, ... Bankasının 25.09.2014 tarihinde Borçlulara 150.000.00 TL'lik kredi sözleşmesi yaptığı, kendisinin ilgisinin ve bilgisinin dışında borçlu gösterdiklerine dair belge düzenlediklerini, bunu asla kabul etmediğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunduğunu, ... Bankasının bu 2. kredi ile ilgili sözleşmeyi ve eklerini de mahkemeye göndermediğini, yine ... Bankasının 15.10.2014 tarihinde de Borçlulara 3. Kez 200.000.00-TL lik kredi sözleşmesi yapıldığını, bundan da bilgisinin ve haberinin olmadığı halde kendisini bu 3. Kredi işlemine de borçlu gösterdiklerini, bunu da asla kabul etmediğini, bunun için de ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunduğunu, ... Bankası bu 3. kredi ile ilgili sözleşmeyi ve eklerini mahkemeye göndermediğini, ... Bankasının bilgisi dışında 2. ve 3. işlemleri yaptığından aleyhine usul ve yasaya aykırı işlemlerinden kuşku duyduğu için gerçek borç miktarını öğrenmek için daha önce evrak almak amacıyla yaptığı başvurulara olumsuz cevap verilmesi üzerine .... Noterliğinden 14.01.2019 tarih ve 1179 Yevmiye no.lu İhtar ve ihbara da bu günlere kadar cevap verilmediğini, Banka ile ilgili olarak açıklanan hususlardan anlaşılacağı üzere, birinci 100.000.00 TL lik kredi alınarak ödenmesine rağmen banka ve davalılar arasında ilgisi ve bilgisi dışında aleyhine usul ve yasaya uygun düşmeyen borçlandırma işlemlerinin yapılmaya devam edildiğini, Türk Borçlar Kanununun 543. Maddesine aykırı davranıldığını, Gıyabında yapılan ve el yazısının bulunmayan işlemlerin geçersiz olduğunu, buna rağmen borçlar Kanunu TBK. M.583 m.584, 603. maddeyle birlikte düşünüldüğünde borçlu olmadıkları halde, kredi alanların borçlu olduğu halde, ödemeleri de krediyi alanlardan değil de, kendilerinin olduğu kabul edilerek ve üzerindeki baskı nedeniyle ödenmeye zorlandırıldıklarını, ipotekli taşınmazını satıştan kurtarmak için kredi alanların borçlarını ödemeye mecbur kaldıklarını, bu haksızlığı ... Bankası Müdürlüğünün mahkemeye hitaben yazdığı 11.04.2019 tarih ve ... Sayılı yazıları ve ekinde bulunan evrakı inceleyince öğrendiği için bankanın kendisini zarara sokan işlemlere aracılık ettiğini ve satış baskısı ile tüm alacağı tahsil ettiğini ortaya çıktığını, Bu itibarla; Yasal olarak borç koşulları oluşmadığından borçlu olmadıklarının tespitini, Taraflar arasında yapılan tüm kefalet sözleşmelerinin iptalini, Bankaya olan kanuna aykırı borç, ipotekli taşınmazın satış baskısı altında tarafınca ödenmekle, davalı banka lchine tesis edilen ipotek ödeme nedeniyle fek edilmiş bulunmakla birlikte, usul ve kanuna aykırı biçimde tahsil edilen 292.914,50 TL paranın, tahsil tarihlerinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte tarafına istirdadına karar verilmesi için istinaf mahkemesi hüküm fıkrası ışığında davalı bankaya karşı menfi tespit ve istirdat davasını açmak mecburiyetinin doğduğunu talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı Borçlu şirket ... Pazarlama Tic. Ltd. Şti. ile Banka arasında 15.10.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, söz konusu kredi sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere davacı ...'un ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 823 Ada, 253 Parselde kain Asma Katlı Dükkan niteliğindeki taşınmazının üzerine 650.000-TL. bedelle ipotek tesis edildiğini, davacı ...'un ayrıca 15.10.2008 tarihli kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, kefalet tüm kanuni unsurları içerdiğini, davacının eşi olan ...'un kefaletin geçersizliğine ilişkin iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşme 15.10.2008 tarihinde imzalanmış olup 04.02.2011 tarih ve 6098 sayılı borçlar kanununun yürürlük tarih 01.07.2012 tarihi olup kefalet sözleşmeleri için eş rızası zorunluluğu bu tarihten sonra yürürlüğe girdiğini, öte yandan, Banka uygulamasında maddi teminat alınması gereken durumlarda maksimal ipotek tesis edildiğini, Maksimal ipotek tesis edilen hallerde ipoteğin temin ettiği alacak zaman içinde değişebileceği gibi herhangi bir dönemde münferit bir alacağın sona ermesi, ipoteğin terkinini talep etmek için yeterli olmayacağını, Zira maksimal ipotek doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere tesis edilmekte olup, taraflar arasındaki hukuki ilişki devam ettiği sürece doğacak borçlar için de ipotek teminatından yararlanıldığını, nitekim, cari hesap şeklinde işleyen Banka Genel Ticari Kredi Sözleşmelerinde borçlu ve kefillerin, bu sözleşmeye verilen her türlü teminatların, Bankadan kullandığı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere verildiğini, Bankaya verilen veya verilecek olan teminatların Bankanın tüm Şubelerinden herhangi birinin, her ne suretle olursa olsun mevcut veya ileride doğabilecek vadesiz, vadesi gelmiş veya gelecek tüm alacaklarına da teminat teşkil ettiğini ve bunların bu sebeple de Bankaya ipotekli bulunduğunu kabul ettiklerine, yine Banka müşteri ve rehin veren tarafından verilen ipoteklerin gerek bu sözleşmeden ve gerekse Banka ile imzalanmış bulunan başka sözleşmelerden ve herhangi bir nedenden doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, ayrıca, müşterinin her türlü kredi sözleşmeleri ve taahhütnamelerinden doğacak her türlü borç ve fer'ilerinin tamamen ödenmesine kadar ipotek kaydını Sicilden terkin ettirmemeye Bankanın yetkili olduğuna dair hükümler yer aldığını, bu itibarla, müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatının yanı sıra ipotek borçlusu sıfatı bulunan davacı ... tarafından ... Pazarlama Tic. Ltd. Şti.nin borcuna karşılık yapılan ödemelerin usul ve mevzuata uygun olduğunu, kaldı ki, ...'un ipotek borçlusu sıfatının yanı sıra ayrıca müşterek müteselsil kefil sıfatı da bulunmakta olup, müteselsil kefiller kefalette bulundukları borçtan, kefalet limiti miktarınca sorumlu olduklarını, yani vadeli kredi borçlarında vadenin sona erdiği tarih itibarıyla, vadesiz cari hesap şeklinde işleyen kredi borçlarında ise, cari hesabın kesildiği tarih itibarıyla gerçekleşmiş olan borç tutarından veya kefaletin kesildiği tarih itibarıyla gerçekleşmiş olan borç tutarından, kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, Kredi sözleşmesinde saptanan kredi limiti üzerinde kredi kullanılmasının gerektiği hallerde ise, bankalarca müşteri ile ek sözleşme akdedilmesi ve kullanılacak kredi limitinin arttırılması taraflar için en güvenilir bir yol olduğunu, yapılacak ek sözleşmelerde genel olarak, ana sözleşme ile bağlantı kuran bir hüküm bulunduğunu, ancak yapılacak ve ana sözleşme ile bağlantısı kurulan ek sözleşmenin, ana sözleşmedeki müteselsil kefillerin kefalet limitini arttırıcı ve bağlayıcı bir yönü olmadığını, Ancak, ek sözleşmeden doğacak sorumluluğa ayrıca kefalet edilmesi halinde, kefilin sorumluluğu ek sözleşmeyi de kapsayacağını, Öte yandan, “Kefaletten Dönme” müessesesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599. maddesinde düzenlenmiş olup; “Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyi niyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceğini, kefilin, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmünü içerdiğini, Somut davada ise Bankaya herhangi bir kefaletten cayma talebi iletilmediğinden ve 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından TBK'nın 599. maddesinde belirtilen şartlardan hiçbirisinin gerçekleşmediğini, keza, kefaletten dönme bildirimi, kefil olunan alacağın hukuken geçerli olarak doğmasından önce olması gerektiğini, borçlunun kusurlu olup olmamasının önemli olmadığını, banka ve kredi borçlusu arasında bağıtlanan süresiz kredi sözleşmelerinde doğan ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen kredi ilişkisinde bir tarihte hesabın borç bakiyesi vermemesi, başka bir anlatımla borcu sıfırlanmış olması sözleşme ilişkisini sona erdirmeyeceğini, Borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından, sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun da devam edeceği kuşkusuz olduğunu, davacı tarafından Bankaya kefaletten dönme bildirimi gönderilmediğinden davacının GKS'lerinden kaynaklanan sorumluluğunun baki olduğunu, keza; kredi açma sözleşmesinin devamlılık ve bütünlük gösteren bir akit olduğunu, kredinin belli bir limit dahilinde ve cesteler halinde kullanılması, kredi açma sözleşmesinin devamlılık ve bütünlük özelliğini bozmayacağını, bu özelliğin kredi ilişkisinin feshi yönünden önem taşır ve kredi sözleşmesinin feshi halinde, akit geçmişi de kapsayacak şekilde bir bütünlük arz ettiğini, ayrıca, kredinin cesteler halinde kullanılması, tecdit anlamına gelmeyeceğinden, her kredi kullanılması, kredi akdinin yenilenmesini gerektirmediğini, zira, kredinin önemli bir özelliği, ihtiyaç halinde kullanılabilmesi olduğunu, Cari hesap şeklinde işleyen Banka kredi sözleşmelerinde banka belirli bir tutarda krediyi müşterinin talimatı çerçevesinde kullandırmak üzere hazırda tuttuğunu, Müşteri bu tutarı avans olarak kullanabileceği gibi çek ödemesi, akreditif açılması, teminat mektubu düzenlenmesi gibi taleplerle kullanabildiğini, genel kredi ilişkisi içinde nakdi ya da gayri nakdi kredi biçimlerinin olduğunu, Rotatif kredilerde müşteri kullandığı tutarı ve belirli dönemlerde tahakkuk ettirilen faiz ile komisyon gibi sair borçlarının tamamını ödese dahi kredi ilişkisinin sona ermediğini, bakiyesi “sıfır” gösterse bile sona ermediğini kredi ilişkisine dayalı yeni kullanma taleplerinin banka tarafından karşılanabileceğini, bu tür kredi sözleşmeleri sürenin dolması, dönme, fesih, rızayı fesada uğratan sebeplerin varlığı halinde bağlamazlık beyanının bildirilmesi ile sona erdiğini, nitekim, Banka ile dava dışı kredi borçlusu şirket arasında, süresiz ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen bir kredi ilişkisi kurulduğunu, Davacı ... da bu ilişkinin kurulduğu GKS'den müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, Kaldı ki, Genel Kredi Sözleşmesi süresiz olarak düzenlenmiş ve borçlu ile Banka arasında cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi varsa, kredi borcunun herhangi bir tarihte sıfırlanmış olması, tek başına, kredi sözleşmesini sona erdiren bir neden olarak kabul edilemeyeceği için, bu tarihten sonra yeni bir kredi kullandırılmasının yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği, yeni bir borç ilişkisi kurulmuş olmayacağı için de, müteselsil kefilin sorumluluğunun, yeni kredi açısından da süreceği, nihayet, kefilin, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra, tek taraflı olarak kefaletini geri alamayacağı, kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte, cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olmasının da bu sonuca etkili olmayacağı açık olup, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, özetle belirterek davanın reddini talep etmektedir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Davacılar tarafından 10/02/2021 tarihli dilekçe ile 15/10/2008 tarihinde ... Pazarlama Ltd.Şti'ne verilecek 100.000.00 TL kredinin teminatı olarak tapuda adına kayıtlı olan ... İli, ... İlçesi, ... Mah.823 ada, 253 parsel 20 numaralı bağımsız bölümün ... Bankası ... Merkez Şubesi lehine tesis edilen ipoteğe dayalı işlemler ile kefalet mevzuatına dayalı işlemlerin usul ve kanuna aykırı yapılması nedeni ile ipotek baskısından kurtulmak için kredi borcunu 292.914,50 TL olarak ödediğinden bu paranın gecikme faizi ve ileride avukat tuttuğunda vekalet ücretinin tarafına verilmesini, taraflar arasında yapılan tüm kefalet sözleşmesinin hükümsüz bulunduğundan iptaline karar verilmesini, ... Pazarlama Ltd.Şti'ne verilen kredi borcunu ödediğinden 292.914,50 TL paradan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. Davacılar menfi tespit ve istirdat talebinde bulunmuşlardır. Davalı taraf ise davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizin 09/06/2022 tarihli 5.celsesinde, davacıların istirdat taleplerinin tefrik edilerek, mahkememizin 2022/549 esasına kaydedilmesine karar verilmiştir. Davalı banka ile ... Market Pazarlama Ticaret ve Ltd. Şti. arasında 15.10.2008 tarihinde 200.000,00 TL Limitle akdedilen Genel Ticari Kredi Sözleşmesini davacı ...’un 300.000,00 TL Limitle Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil sıfatıyla 14.10.2008 tarihinde imzaladığı, ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 15.10.2008 tarihinde 9265 Yevmiye numarası ile 650.000,00 TL tutarda Davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 823 Ada, 253 Parselde kain Asma Katlı Dükkan niteliğindeki taşınmazın davalı banka lehine 3. kişi ipoteği olarak alındığı görülmektedir. Mahkememizce dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş olup, Bankacı bilirkişisi ...'in 27.12.2021 tarihli raporunda özetle: Dava dışı kredi asıl borçlusu ... Market Pazarlama Ticaret ve Ltd. Şti.'n 15.10.2008 tarihinde usulüne uygun bir şekilde kredi sözleşmesine Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil olan ve aynı zamanda Davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 823 Ada, 253 Parselde kain Asma Katlı Dükkan'ın ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 15.10.2008 tarihinde 9265 Yevmiye numarası ile gerek asaleten, gerekse kefaleten doğmuş ve doğacak her türlü borçlarından 650.000-TL'ye kadar banka lehine usulüne uygun olarak yapılan ipoteğinden dolayı kullandırılan ve yapılandırılan kredilerden Davacı ...'un bankaya sorumlu olduğu, bu sorumlulukla davacı tarafından 20.11.2017 tarihinde başlamak üzere ... no.lu krediye mahsup edilmek üzere dava dışı ... Market Pazarlama Ticaret ve Ltd. Şti.'nin vadesiz hesaplarına toplamda 283.086,38 TL'nin (davacı 292.914,50 TL olarak belirmiştir.) yatırılması ile 26.12.2016 tarihinde yapılandırılan ... no.lu kredi borcunun sıfırlanarak kredinin kapatıldığı, krediye fazla bir ödemenin yapılmadığı, bu suretle davacı ...'un 03.02.2020 tarihi itibarıyla kefalet ve ipotekten dolayı bankaya sorumluluğunun kalmadığı, davalı bankanın da buna mukabil olarak aldığı ipoteği 04.02.202 tarihinde fek ettiği, 6098 sayılı Borçlar Kanununu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup kefaletten dolayı eş rızası zorunluluğunun da bu tarihten sonra söz konusu olduğunu, bu suretle 15.10.2008 tarihinde dava dışı ... Market Pazarlama Ticaret ve Ltd. Şti. için bankaya ... tarafından verilen kefalet ve ipoteğin davacılar tarafından “hükümsüz olduğu” şeklindeki iddialarının hukuk değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğu " raporlanmıştır. Davacıların itirazı üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış, 12/05/2022 tarihli ek raporda özetle , davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 823 Ada, 253 Parselde kain Asma Katlı Dükkan'ın ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 15.10.2008 tarihinde 9265 Yevmiye numarası ile gerek asaleten, gerekse kefaleten doğmuş ve doğacak her türlü borçlarından 650.000-TL'ye kadar banka lehine usulüne uygun olarak yapılan ipoteğinden dolayı kullandırılan ve yapılandırılan kredilerden Davacı ...'un bankaya sorumlu olduğunu, krediye fazla bir ödemenin yapılmadığı, bu suretle davacı ...'un 03.02.2020 tarihi itibarıyla kefalet ve ipotekten dolayı bankaya sorumluluğunun kalmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan bilirkişi raporu ve ek raporu hükme esas alınmış olup, davacı ...'un a 15.10.2008 tarihli kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, aynı zamanda ipotek borçlusu olduğu, ... yönünden ise davacının kredi ve kefalet sözleşmelerinin tarafı olmadığı, 04.02.2011 tarih ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarih 01.07.2012 tarihi olup kefalet sözleşmeleri için eş rızası zorunluluğu bu tarihten sonra yürürlüğe girdiği, davacıların bu iddiasının yerinde olmadığı, davacı ...'un menfi tespit davası yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı görülmüştür. Yine dava dışı ... Pazarlama Ltd.Şti ile davalı arasındaki arasındaki genel kredi sözleşmesinin düzenlenme tarihi 15/10/2008 tarihi olup, 6098 Sayılı BK'nın yürürlük tarihinden önce imzalanmıştır. 6101 Sayılı TBK'nın yürürlüğü ve uygulama şeklindeki kanunun 1. Maddesine göre taraflar arasındaki sözleşme hakkında 818 Sayılı mülga BK uygulanacaktır. 818 Sayılı BK'nın 484. maddesine göre, kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmesine bağlıdır. Sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 483. maddesi ve devamı hükümlerine göre, kefalet limitinin kefil el yazısı ile belirtilmesini zorunlu kılan bir şekil şartına yer verilmediği ve davacı ... tarafından sözleşme altındaki imzaya da itiraz edilmediği anlaşılmakla, mahkememizce yazı incelemesi yapılmamış olup, davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 823 Ada, 253 Parselde kain Asma Katlı Dükkan'ın ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 15.10.2008 tarihinde 9265 Yevmiye numarası ile gerek asaleten, gerekse kefaleten doğmuş ve doğacak her türlü borçlarından 650.000-TL'ye kadar banka lehine usulüne uygun olarak yapılan ipoteğinden dolayı kullandırılan ve yapılandırılan kredilerden bankaya sorumlu olduğu, davacı tarafından 20.11.2017 tarihinde başlamak üzere ... no.lu krediye mahsup edilmek üzere dava dışı ... Market Pazarlama Ticaret ve Ltd. Şti.’nin vadesiz hesaplarına ödeme yapması üzerine kredi borcunun sıfırlanarak kredinin kapatıldığı, bu suretle davacı ...’un 03.02.2020 tarihi itibarıyla kefalet ve ipotekten dolayı bankaya sorumluluğunun kalmadığı görülmüş, davacı ...'un kredi borcuna yönelik 292.914,50 TL paradan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti talebine ilişkin olarak, ödeme yapıldıktan sonra menfi tespit davasının istidat davasına dönüşeceği, taraflar arasında yapılan tüm kefalet sözleşmesinin hükümsüz bulunduğundan iptaline ilişkin taleplerinin ise, arz ve izah ettiğimiz sebeplerle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin yeterince toplanmadığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, dosya tefrik edilerek ve uyuşmazlık konusu menfi tespit davası kabul edilerek yoktan bir dava yaratıldığını, davacı ... yönünden aktif husumetten reddine karar verilmiş olmasının yasalar tarafından verilen haklara, usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu nedenlerle; mahkemece verilen kararın tümüyle usul ve kanunlara aykırı bulunduğundan kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Tarafların beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle Menfi Tespit istemine ilişkindir. Davacıların dava dilekçesinde özetle, davalı bankanın ... Merkez Şubesi tarafından 15.10.2008 tarihinde davadışı ... Pazarlama Ltd. Şti.'ne kredi kullandırıldığı ve bu kredinin ödenmiş olduğu, ancak davalı banka tarafından aynı kredi borçluları ile 25.09.2014 tarihinde 200.000,00.TL ve 15.10.2014 tarihinde 200.000,00.TL tutarlı kredi sözleşmelerinin yapıldığı, ancak sonradan akdedilen bu sözleşmelerden bilgisi ve haberi olmadığı olmadığı kendisinin (davacı ... ...'ın) borçlu gösterildiği, aleyhine usulsüz işlemler yapıldığından kuşku duyduğundan bankadan evrak istediği, bu başvurusuna olumsuz cevap verilmesi üzerine .... Noterliği'nden davalı bankaya gönderdiği 14.01.2019 tarih ve 1179 yevmiye no'lu ihtar ve ihbara cevap verilmediği, davalı bankanın bilgisi dışında yaptığı borçlandırılma işlemlerinin kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583.maddesinde belirtilen kısımlarının kefilin el yazısı ile yazılmadığından ve 584.maddesi gereği eş rızası bulunmadığından geçersiz olduğu, buna rağmen borçlu olmadığı halde ipotekli taşınmazının satış baskısı altında davalı bankaya 292.914,50.TL ödemek zorunda kaldığı, davacı ... ...'ın ise usul ve yasaya aykırı işlemlerle bir eş olarak haklarının zedelendiği ve zararına neden olunduğu ileri sürülerek davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile taraflar arasında yapılan kefalet sözleşmelerinin iptaline ve davalı bankanın tahsil ettiği 292.914,50.TL'nin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili tarafından, davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce yapılan yargılamasında 09.06.2022 günlü celsede verilen ara kararla davacıların istirdat davasının tefrik edilerek mahkemenin başka esasına kaydına, menfi tespit davasının istirdat davası için bekletici mesele yapılmasına karar verildiği, yargılama sonunda davanın davacı ... yönünden aktif husumetten reddine ve davacı ... yönünden esastan reddine karar verildiği, karara karşı davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir (HUMK madde 76, HMK madde 33). Davacıların yukarıda özetlenen dava dilekçesinden, ipotekli taşınmazın satışı baskısı altında davalı bankaya 292.914,50.TL ödendiği, ancak davalı banka ile aralarında geçerli bir borçlandırıcı sözleşme bulunmadığından davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile davalıya ödenen sözkonusu tutarın istirdadına karar verilmesinin talep edildiği, davanın da 292.914,50.TL dava değeri üzerinden harçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacıların davası, menfi tespit ve istirdat davası olarak birlikte açılmış ayrı davalar olmayıp, bir bütün halinde borçlu olunmadığı halde davalıya ödenen tutarın iadesini sağlamaya yönelik açılmış istirdat davası niteliğindedir. O halde, mahkemece davanın istirdat istemine yönelik olduğu gözetilerek yargılamaya devam olunması gerekirken, davanın nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek istirdat isteminin davadan tefriki ile yazılı şekilde eldeki davaya konu istemin menfi tespit davası olduğu nitelendirmesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş, davacıların tefrik edilen istirdat talebinin eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verildikten sonra yargılamaya devam olunarak davacıların istirdat istemi hakkında oluşacak sonuca karar verilmesinden ibaret olup, davacıların istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacıların istinaf başvurusunun haklı olduğu, İlk Derece Mahkemesi'nin verilen davanın davacı ... yönünden aktif husumetten reddine ve davacı ... yönünden esastan reddine dair karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, eksiklikler tamamlanıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davacılar tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarihli 2021/97 Esas 2022/494 Karar sayılı kararı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarihli 2021/97 Esas 2022/494 Karar sayılı kararının HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacılara İADESİNE, 5-Davacılar tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince 17/11/2025 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... ¸ ... Üye ... ¸ ... Üye ... ¸ ... Katip ... ¸