Başvuru, özel güvenlik görevlilerince darbedilme ve olayın sorumluları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi suretiyle etkili ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, özel güvenlik görevlilerince darbedilme ve olayın sorumluları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi suretiyle etkili ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/10/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. İstanbul Adliyesinde Güvenlik Önlemlerinin Artırılmasına Neden Olan Olaylar 31/3/2015 tarihinde İstanbul Adliyesinde görev yapan Cumhuriyet Savcısı S.K. makam odasında silahlı terör örgütünün mensubu oldukları iddia edilen silahlı iki kişi (Ş.Y., B.) tarafından önce rehin alınmış, ardından ateşli silahla yaralanarak hayatını kaybetmiştir. Bu olay ile ilgili olarak adli ve idari makamların yaptıkları açıklamalar ve basına yansıyan güvenlik kamera kaydı görüntülerine göre Ş.Y.nin avukatların Adliyeye giriş yapmakta kullandıkları, C kapısı olarak adlandırılan kapıdan binaya girdiği anlaşılmıştır. Ş.Y.nin elindeki avukatlık cübbesini silahı saklamak amacıyla kullanarak adliye binasına girdiği de ileri sürülen iddialar arasındadır. Cumhuriyet savcısının şehit edilmesi olayından önceki güvenlik protokolüne göre avukatlar, meslek kimliklerini güvenlik görevlilerine göstererek C kapısından içeri girmekte ve çanta dışında X-Ray aramasına tabi tutulmamaktadırlar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı) bu olaydan sonra güvenlik önlemleri artırılmış ve bu kapsamda Adliye girişinde avukatların üzerlerinin ve eşyalarının duyarlı kapı ile kontrol edilerek içeri alınmaları yönünde karar alınmıştır. Bu karar uyarınca avukatların üzerlerinin ve eşyalarının Adliye girişinde özel güvenlik görevlilerince X-Ray cihazı ile kontrolü işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla avukatlar ve çeşitli barolar tarafından bir müddet ulusal basına da yansıyan protesto eylemleri yapılmıştır. 6/4/2017 tarihinde İstanbul Barosu (Baro) bir açıklama yaparak Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan görüşme sonrası altı maddelik mutabakata varıldığını duyurmuştur. Bu mutabakata göre avukatların kendileri için tahsis edilen kapılardan çipli-akıllı meslek kimlik kartlarını turnikelere okutmak sureti ile binaya giriş yapacakları, çantalarını X-Ray cihazından geçirmek istemeyen avukatların sadece silah, patlayıcı ve benzeri ağır metallere müdahaleyi gerektirir tepki verecek surette ayarlanan duyarlı kapıdan çantası ile birlikte geçebileceği ancak geçiş sırasında çanta uyarı verdiğinde bu uyarıyı verebilecek olan cismin tanıtılması/gösterilmesinin kendisinden istenebileceği, bunun reddedilmesi hâlinde ise adliye binasına giriş yapılamayacağı belirtilmiştir. B. Başvurucu ile Özel Güvenlik Görevlileri Arasında Yaşanan Olaylar Başvurucu, İstanbul Barosuna bağlı olarak çalışan avukattır ve 7/4/2015 tarihinde İstanbul Adliyesine gitmiş; çipli-akıllı meslek kimlik kartını turnikeye okutarak binaya giriş yapmak istemiştir. Başvurucu güvenlik amaçlı bulunan duyarlı kapıdan geçtiği sırada kapının uyarı vermesi nedeni ile kendisinden çantasını X-Ray cihazından geçirmesi istenmiştir. Başvurucu, duruşmaya geç kaldığını belirterek çantasını X-Ray cihazından geçirmeyi reddetmiş ve güvenlik kısmını doğrudan geçip binaya girmeye çalışmıştır. Güvenlik görevlilerince başvurucunun binaya girişine mani olunmaya çalışılmış ve bu nedenle başvurucu ile güvenlik görevlileri arasında birtakım olaylar yaşanmıştır. Başvurucunun iddiasına göre Adliye binasına girmesine mani olmaya çalışan özel güvenlik görevlileri, çıkan arbedede kendisini kasten yaralamışlardır. Başvurucu, olay tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesi ile kendisini kasten yaraladığını iddia ettiği kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı gün adli soruşturma açılmış ve başvurucunun adli raporu temin edilerek ifadesi alınmıştır. Başvurucunun şikâyette bulunduğu güvenlik görevlilerinin adli kolluk marifetiyle ifadeleri alınmıştır. Ayrıca güvenlik görevlilerince olayla ilgili olarak tutulan, başvurucunun çantasını X-Ray cihazından geçirmeksizin binaya giriş yapmaya çalıştığı yönündeki tutanak soruşturma dosyasına alınmış; olay anını gösteren güvenlik kamera kaydı temin edilmiş ve bu görüntülerin incelenmesi için bilirkişi tayin edilerek buna dair rapor alınmıştır. Güvenlik görevlileri verdikleri ifadelerinde; başvurucuya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ve buna dair Baro ile varılan mutabakat uyarınca X-Ray aramasında uyarı veren çantasını detaylı X-Ray araması için cihaza koymasını teklif ettiklerini, başvurucunun "Başsavcı kim oluyor, başsavcı kanundan üstün mü, başlatmayın başsavcı ve baronun mutabakatına." şeklinde karşılık vererek X-Ray aramasına tabi tutulmayan çantasıyla Adliye binasına zorla girdiğini, görevleri gereği başvurucuya mani olmaya çalıştıklarını, bu esnada başvurucunun güvenlik amirini iki eliyle şiddetli şekilde ittiğini, güvenlik amirinin düşme tehlikesi atlattığını, başvurucuyu kasten yaralamadıklarını belirtmişlerdir. Cumhuriyet Başsavcılığınca güvenlik kamera kaydının incelenmesine dair alınan bilirkişi raporunda; başvurucunun avukat girişinden geçerek sırada beklediği esnada sağ elini uzatarak bir şeyler söylediği, kartını okutarak turnikeden geçtiği, çantası elinde bulunur hâlde duyarlı kapıdan geçtiği, güvenlik görevlilerince geçişinin engellenmeye çalışıldığı, başvurucunun takım elbiseli, hafif kır saçlı erkek şahsı (güvenlik amiri) iki eliyle sert bir şekilde ittiği, şahsın dengesini kaybettiği ve sendelediği sırada sol eli ile başvurucunun sağ elini tutmaya çalıştığı, şahsın yere düşüp düşmediğinin görülemediği, başvurucunun sağ eli havada, bağırarak bir şeyler söylediği, başvurucunun ilerlediği ve arkasından kadın güvenlik görevlisinin gittiği, erkek güvenlik görevlisinin tekrar gelerek başvurucu ile konuştuğu, başvurucunun tekrar ilerlemeye çalıştığı sırada kadın güvenlik görevlisince sol elinden tutulduğu ancak başvurucunun ilerleyerek arkasına dönüp bir şeyler söylediği, sonra görüntü alanından çıktığı yönünde tespitler yapılmıştır. Başvurucunun alınan adli raporunda; sağ el bileği parmak loju hizasında 0,5 cm'lik yatay çizik tarzında yara, sol el sırtı parmak köküne yakın kısımda aynı vasıfta 0,3 cm'lik yara izi olduğu, kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı ve basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun şikâyeti hakkında 19/6/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Yapılan soruşturmada müştekinin [başvurucu] sağ el bileğive sol el sırtında bulunan çizik tarzındaki yaranın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede bulunduğu tespit edilmiş, İstanbul Adliyesinde Özel Güvenlik Görevlisi olarak görev yapan şüpheliler alınan beyanlarında ve olaya ilişkin tanzim ettikleri tutanakta, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı uyarınca İstanbul Adalet Sarayına girişlerde Avukat, personelve vatandaşların kapı detektörlerinden geçmeleri, çantalarını dax-ray cihazından geçirmeleri şeklinde uygulama yapıldığını, müştekinin suç tarihinde çantasını x-ray cihazından geçirmeden içeriye girmek istemesi üzerine, Güvenlik Amiri olan H.S. tarafından uyarıldığı, ancak müştekinin H.S. yi eliyle ittirerek, adliyeye girdiğini beyan etmişlerdir. Olay anına ilişkin güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesinde de müştekinin elinde çanta bulunur bir halde, kartını okutarak duyarlı kapıdan geçtiği sırada H.S. tarafından uyarıldığı, bunun üzerine müştekinin H.S. yi iki eliyle ittirdiği, H.S. nin dengesini kaybederek sendelediği sırada sol eli ile Sedef Ünal'ın [başvurucu] sağ elini tutmaya çalıştığı, Sedef Ünal'ın ise sağ elini havaya kaldırarak bir şeyler söyleyerek içeri girdiği, bunun üzerine bayan güvenlik görevlisi Sedef Ünal'ın arkasından gittiği, Sedef Ünal'ın adliye içerisinde ilerlemeye çalışması üzerine güvenlik görevlilerinin Sedef Ünal'ın önünde durduğu, bayan bir güvenlik görevlisinin Sedef Ünal'ı sol elinden tuttuğu tespit edilmiş olup, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 25/a maddesinde devletçe kamu hizmetine özgülenmiş bina ve her türlü tesislere giriş ve çıkışın belirli kurallara tabi tutulduğu hallerde söz konusu tesislere girenlerin üstlerinin veya üzerlerindeki eşyanın veya araçlarının aranmasında herhangi bir arama emri yada kararının gerekmediğinin belirtildiği, yine yönetmeliğin maddesinde özel güvenlik görevlilerinin, koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle kontrol etme, eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme yetkilerinin bulunduğunun belirtildiği, 5188 sayılı yasanın 7/k maddesine göre özel güvenlik görevlilerinin Türk Medeni Kanununun 981 inci maddesine, Borçlar Kanununun 52 nci maddesine, Türk Ceza Kanununun 24 ve 25 inci maddelerine göre zor kullanma yetkilerinin bulunduğu,5188 sayıılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin maddesine göre; Özel güvenlik görevlileriningörev alanında, can ve mal güvenliğinin ve kamu düzenin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasaklanmış her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespit edilmesi amacıyla detektörle, x-ray cihazından geçirerek veya Kanunda belirtilen durumlarda gerektiğinde üst araması yapabilecekleri, ...bu haliyle 1136 Sayılı Yasanın maddesindeki düzenlemenin avukat hakkında, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği yada Baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayıyapılan ceza soruşturmaları ile ilgili olduğu,Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında, adliyelere girişde özel güvenlik görevlileri veya emniyet görevlilerinin, avukatları duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini detektörle kontrol etme, eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme yetkilerinin bulunduğu, kaldı ki bir örneği dosyanın içerisine konulanİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015 tarih 2015/6404 B.sayılı İstanbul Adalet Sarayı girişlerinde uygulanacak güvenlik tedbirlerine ilişkin çalışma talimatı ve esaslarında da 'İstanbul Adalet Sarayına giren avukat, vatandaş ve personelin can güvenliğinin sağlanması ve gerekse genel kamu güvenliği ve kamu düzeninin korunması açısından İstanbul Adalet Sarayına girişlerde, avukat, personel ve vatandaşların kapı dedektörlerinden geçmeleri, çantalarının da x-ray cihazından geçirilmesi' şeklinde uygulamanın yapılmasının belirtildiği, özel güvenlik görevlisi olan şüphelilerin, müştekinin adliyeye çantasını x-ray cihazından geçirmeden girmesini önlemeye yönelik kolundan tutma şeklindeki davranışlarının görev sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından herhangi birsuç oluşturmadığı tüm soruşturma evrakı içeriğinden anlaşılmakla..." Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazda bulunmuş ve itiraza bakan İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 5/8/2015 tarihli kararında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazı reddetmiştir. Ret kararı, başvurucuya 15/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;…c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un "Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"a) Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme....c) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/544 md.) Ceza Muhakemesi Kanununun 90 ıncı maddesine göre yakalama....g) Genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma....j) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/544 md.) Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanununun 168 inci maddesine göre yakalama.k) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/544 md.) Türk Medeni Kanununun 981 inci maddesine, Borçlar Kanununun 52 nci maddesine, Türk Ceza Kanununun 24 ve 25 inci maddelerine göre zor kullanma." 5188 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan "Görev alanı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu görevliler 7 nci maddede sayılan yetkileri sadece görevli oldukları süre içinde ve görev alanlarında kullanabilirler....Zor kullanma ve yakalama yetkilerinin kullanılmasını gerektiren olaylar en seri vasıtayla yetkili genel kolluğa bildirilir; yakalanan kişi ve zapt edilen eşya genel kolluğa teslim edilir." 5188 sayılı Kanun'un "Ceza uygulaması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Özel güvenlik görevlileri, görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır.Özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla suç işleyenler kamu görevlisine karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 5271 sayılı Kanun'un "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:" (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz...." 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Hâkimden önleme araması kararı alınması gerekmeyen hâller" kenar başlıklı maddesinin (a) fıkrası şöyledir:"a) Devletçe kamu hizmetine özgülenmiş bina ve her türlü tesislere giriş ve çıkışın belirli kurallara tâbi tutulduğu hâllerde, söz konusu tesislere girenlerin üstlerinin veya üzerlerindeki eşyanın veya araçlarının aranmasında,"