4. Hukuk Dairesi 2015/11005 E. , 2017/3868 K. "" Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve aleyhine 29/04/2013 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tar…
**4. Hukuk Dairesi 2015/11005 E. , 2017/3868 K.** **"İçtihat Metni"** Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve aleyhine 29/04/2013 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Davacı, davalı ... tarafından kaleme alınan ve davalı şirket tarafından yayınlanan kitabın 68-69 ve 87. sayfalarında yer alan kendisi ile ilgili ifadelerin gerçek olmadığını ve kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılar, yayınlanan kitapta davacı hakkında yer verilen ifadelerin tamamının doğru ve gerçekleri yansıttığını, dava konusu kitabın yazılmasının amacının kamuoyunu aydınlatmak olduğunu, davacının mesleği gereği sert eleştirilere de katlanması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, davacının, menfaat karşılığında hizmete özel gizli bilgileri sızdırdığı ve bu nedenle işten çıkarıldığına dair dosyada somut bir delil bulunmadığı, gerçekleştiği resmi bir şekilde tespit edilmemiş bir olayın gerçekmiş gibi yayınlanması nedeniyle davacının toplum içerisinde küçük düşürüldüğünden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.