Başvuru, öğretim üyesi olan başvurucunun kendi isteğiyle emekli olduktan sonra üniversitedeki görevine geri dönme talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğretim üyesi olan başvurucunun kendi isteğiyle emekli olduktan sonra üniversitedeki görevine geri dönme talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Hukuk Bilimleri Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken 1/9/2010 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır. Başvurucu 5/8/2019 tarihli dilekçesiyle Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) başvurarak 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun maddesinin (b) bendi uyarınca göreve geri dönme talebinde bulunmuştur. Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Kurulu tarafından 10/9/2019 tarihinde başvurucunun talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Yükseköğretim Yürütme Kurulunun (Yürütme Kurulu) öğretim üyeliğine geri dönme şartlarını düzenleyen 15/4/2009 tarihli kararının maddesinin (a) bendi uyarınca ilgili ana bilim dalında ihtiyaç olması hâlinde dönüş işlemlerinin başlatılabileceğine işaret edilmiştir. Bu kapsamda Üniversite bünyesinde Hukuk Fakültesinin kurulmasıyla İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesindeki hukuk derslerinin Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri tarafından verilmeye başlandığı, dolayısıyla ilgili ana bilim dalında başvurucuya ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu anılan karara karşı 28/10/2019 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; 2547 sayılı Kanun'un maddesinde öğretim üyelerinin göreve geri dönmeleri için ihtiyaç şartının aranmadığı, görevden kendi isteğiyle ayrılan öğretim üyesinin geri dönme talebini kabul edip etmemek hususunda idareye tanınmış bir takdir yetkisinin bulunmadığı belirtilmiştir. İdarenin takdir yetkisinin öğretim üyesinin kurum içinde görevlendirileceği yerin belirlenmesiyle sınırlı olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme 3/3/2020 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; idarenin görevden kendi isteğiyle ayrılan öğretim üyesini göreve kabul etmek konusunda bir yükümlülüğünün bulunmadığına işaret edilmiştir. Aksinin kabulü hâlinde, öğretim faaliyetlerinin ihtiyaçtan fazla kişiyle yürütülmeye çalışılacağı, bu durumun ise kamu yararına uygun olmayacağı ifade edilmiştir. Başvurucu anılan karara karşı 22/5/2020 tarihinde Ankara İdari Dava Dairesine (Daire) istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; idarenin göreve geri dönme talebi hakkında ihtiyaç değerlendirmesi yapma yetkisinin bulunmadığı, bu hususta bir yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde hukuk profesörüne ihtiyaç duyulmamasının gerçeklikle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür. Daire, anılan kararın usul ve esasa uygun olduğu gerekçesiyle 30/6/2020 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Nihai karar, başvurucu vekilince 13/7/2020 tarihinde tebellüğ edildikten sonra 11/8/2020 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 2547 sayılı Kanun'un "Kurumlara dönüş" kenar başlıklı maddesinin (b) bendi şöyledir:"(b)Yükseköğretim kurumlarından, mahkeme veya disiplin kararları ile çıkarılanlar hariç olmak üzere herhangi bir nedenle kendi isteği ile ayrılan öğretim üyeleri başvuruları üzerine bu Kanun hükümleri çerçevesinde kadro koşulu aranmaksızın tekrar ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına dönebilirler. " Yürütme Kurulunun 15/4/2009 tarihli ve 13 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun maddesinin (b) fıkrasına göre, üniversitedeki görevinden herhangi bir nedenle ve fakat kendi isteği ile ayrılan öğretim üyesi, başvurusu üzerine, kadro şartı aranmaksızın, tekrar ayrıldığı yükseköğretim kurumuna dönebilir. Bu hükmün uygulanmasında karşılaşılan tereddütleri gidermek ve farklı uygulamaların önüne geçmek amacıyla aşağıdaki hususların kabulüne karar verildi: (5) Öğretim üyesi, üniversiteye, ancak ayrılmadan önce görev yaptığı anabilim veya bilim dalında görev yapmak üzere dönebilir. (6) Kişinin öğretim üyesi olarak üniversitedeki görevine geri dönebilmesi için; (a)İlgili anabilim veya bilim dalında öğretim üyesine ihtiyaç bulunması, (c) Yükseköğretim Kurulu tarafından, 2547 sayılı Kanunun maddesinin (b) fıkrası hükmüne istinaden atama talebinde bulunulan yükseköğretim kurumunun ilgili anabilim veya bilim dalında öğretim üyesine ihtiyaç bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, kadro kullanım izninin verilmiş olması, şarttır. " İlgili Yargı Kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 4/7/2023 tarihli E.2022/71 ve K.2023/32 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasında, yükseköğretim kurumlarından, mahkeme veya disiplin kararları ile çıkarılanlar hariç olmak üzere herhangi bir nedenle kendi isteği ile ayrılan öğretim üyelerinin başvuruları üzerine bu Kanun hükümleri çerçevesinde kadro koşulu aranmaksızın tekrar ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına dönebilecekleri kurala bağlanmıştır.Yukarıda belirtilen Kanun hükmünün değerlendirilmesinden, maddede öğretim üyelerine eski görevlerine dönme olanağı tanınmışsa da, maddedeki "kadro koşulu aranmaksızın" ibaresinin, her şart ve koşulda ilgililerin mutlak suretle eski görevlerine dönme konusunda idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğu şeklinde yorumlanamayacağı açıktır. İdareye madde kapsamındaki her kişiyi göreve alma zorunluluğunun yüklenmesi, hizmetin gereğinden fazla kişiyle görülmesi sonucunu doğurur ki, bunun da kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olmayacağı kabul edilmelidir. Bununla birlikte; ilgililerin atanmak istedikleri alanda hizmetlerine ihtiyaç bulunması halinde kadro koşulu aranmayacağı şeklinde değerlendirilmesinin kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesine uygun olacağı yadsınamaz.Nitekim, 2547 sayılı Kanun'un (a) ve (b) fıkralarında 3676 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe ilişkin TBMM Milli Eğitim Komisyonu raporunda, "3599 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 2547 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrasına getirilen hüküm Bakanlar Kurulunda ve Yasama Organı üyeliğinde görevi sona erenlerin yükseköğretim kurumlarına dönmelerini sağlayan bir hükümdür. Bu hüküm idarenin takdirine yer bırakmamaktadır. Aynı madde ile 60 ıncı maddenin (b) fıkrasına getirilen hüküm ise idareye ihtiyacı ve dönecek elemanın daha önceki çalışmalarını değerlendirmek suretiyle bir takdir hakkı bırakan hükümdür." denilerek maddenin gerekçesi belirtilmiştir.Öte yandan, idare hukukunun yerleşik içtihatları gereği Kanun ile idareye tanınan takdir yetkisinin hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının denetiminin ise idari yargı mercilerince yapılacağı açıktır..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sodan/Türkiye kararında (B.No: 18650/05, 2/2/2016) "özel hayat" ifadesinin kesin bir tanımı yapılamayacak kadar geniş bir kavram olduğunun altını çizmiştir. AİHM mesleki hayata getirilen sınırlamaların ancak bireyin sosyal kimliğini şekillendirmesi üzerinde etkilerini gösterdiğinde madde kapsamına girebildiğini belirtmiştir (Sodan/Türkiye, § 37). AİHM, Sözleşme'nin genel bir çalışma hakkı, meslek seçme ya da kamu hizmetine alınma hakkını garanti etmediğini kabul etmektedir (Emel Boyraz/Türkiye, B. No: 61960/08, § 41; Naidin/Romanya, B. No: 38162/07, 21/10/2014,§ 31). AİHM, iş ilişkisine dair uyuşmazlıklarda özel hayata ilişkin hususların iki farklı bakımdan gündeme gelebileceğini kabul etmektedir (Denisov/Ukrayna kararında (B. No: 76639/11, 25/9/2018, § 115) . Bu hususların tedbirin alınmasının altında yatan gerekçeler veya tedbirin bireyin özel hayatında yarattığı sonuçlar şeklinde tezahür edebileceği ifade edilmiştir. AİHM bu noktada, gerekçe temelli ve sonuç temelli yaklaşım teorisini geliştirmiştir (Denisov/Ukrayna, § 115). Buna göre bireyin özel hayatına ilişkin bir sebeple meslek hayatına müdahale edildiği şikâyetlerinde gerekçe temelli yaklaşım, müdahalenin bireyin özel hayatında sonuç doğurduğuna ilişkin şikâyetlerde sonuç temelli yaklaşımdan yararlanılmaktadır (Denisov/Ukrayna, §§ 115, 116) Bununla birlikte ikinci yaklaşımın kullanılması hâlinde, ciddiyet eşiği çok büyük bir önem kazanır ve başvuranın kendi durumunda eşiğe ulaşıldığını ikna edici bir şekilde göstermesi gerekir. AİHM, söz konusu tedbirin sonuçlarının çok ciddi olması ve başvuranın özel hayatını önemli derecede etkilemesi hâlinde ancak Sözleşme’nin maddesinin konu bakımından bağdaşması durumunda uygulanabilir olduğunu kabul etmektedir (Denisov/Ukrayna, § 116). AİHM, iddia edilen ihlallerin ciddiyetini ve şiddetini değerlendirirken başvurucunun tedbirin alınmasından önceki hayatı ile sonraki hayatı arasında bir karşılaştırma yapılması gerektiğini kabul etmektedir. Bununla birlikte başvurucunun söz konusu tedbir ile açık bir nedensellik bağı olması kaydıyla mağdur olduğu zararın niteliğini ve kapsamını belirtmekle ve ispat etmekle yükümlü olduğunu ifade etmiştir (Denisov/Ukrayna, § 117). AİHM, Sözleşme kapsamında korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmedikleri sürece, ulusal mahkemelerin yaptığı iddia edilen maddi veya hukuki hataları ele almanın kendisinin görevi olmadığını kabul etmektedir (GarcíaRuiz/İspanya [BD], B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 28, Perez/Fransa [BD],B. No: 47287/99, 12/2/2004, § 82). AİHM Sözleşme’nin maddesi uyarınca bulgular keyfi ya da makul davranan hiçbir mahkemenin hiçbir zaman yapamayacağı bir hata olmadığı sürece ulusal mahkemelerin bu husustaki takdirlerini sorgulamaması gerektiğini değerlendirmektedir (Dulaurans/Fransa, B.No: 34553/97, 21/3/2000 §§ 33, 34 ve 38; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15/11/2007, § 170; Anđelković/Sırbistan, B. No:1401/08, 9/4/2013, § 24; Bochan/Ukrayna (No. 2) [BD], B.No: 22251/08, 5/2/2015, §§ 64, 65). Ballıktaş Bingöllü/Türkiye kararına konu olayda başvurucunun bir devlet üniversitesinde araştırma görevlisi kadrosuna atanma talebi, hakkındaki terör suçundan mahkûmiyetin ilgili mevzuat uyarınca kamu hizmetinden yasaklanması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle reddedilmiştir (Ballıktaş Bingöllü/Türkiye, B. No: 76730/12, 22/6/2021). Başvurucu yerel mahkeme kararının mesleki hayatını ve topluma yeniden kazandırılma imkânını önemli ölçüde etkilediğini ileri sürmüştür. AİHM, yerel mahkemelerin davaya konu olan kararının sonucunun konuyu otomatik olarak Sözleşme'nin maddesi kapsamına sokmadığının altını çizmiştir. AİHM başvurucunun özel sektörde de iş bulamadığına, haklarının geri verilmemesi nedeniyle herhangi bir zorluk veya önyargıyla karşılaştığına dair bilgi ve belge sunmadığına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte, başvurucunun belirli bir mesleği icra etmesinin engellenmediğini kaydetmiştir. Bu kapsamda yerel mahkemelerin kararının, başvuranın mesleki hayatını kurma ve sürdürme olanaklarını sonuç temelli yaklaşım kapsamında gerekli görüldüğü ölçüde etkilemediği, başvurucunun şikâyetinin Sözleşme’nin maddesi kapsamında çeşitli hususlara yol açacak gerekli ciddiyet eşiğine ulaşmadığı ifade edilmiştir (Ballıktaş Bingöllü/Türkiye,§ 60). AİHM Sözleşme'nin maddesi kapsamında yaptığı inceleme sonucunda yargılamanın esas yönünden adil olup olmadığını belirleme yetkisinin çok kısıtlı olduğuna, bu konuda dördüncü derece bir mahkeme gibi hareket etmemesi gerektiğine dikkate çekerek başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Ballıktaş Bingöllü/Türkiye,§ 78).