DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/761 E. , 2024/898 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/761 Karar No : 2024/898 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Genel Komutanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Jandarma Genel Komutanlığı, Kastamonu 5. Jand
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/761 E. , 2024/898 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/761 Karar No : 2024/898 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Genel Komutanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Jandarma Genel Komutanlığı, Kastamonu 5. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin 08/08/2019 tarihli işlemin iptali ile mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; uzman erbaşlığa kabul edilmenin koşullarından birisinin de, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin "Personelde aranacak nitelikler" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde aranan güvenlik soruşturmasının uygun olması gerektiği koşulu olduğu, davacıyla ilgili elde edilen bilgilerin mahiyeti dikkate alındığında, davacı tarafından icra edilecek olan görevin Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde milli güvenliğin tesisi amacına yönelik askerlikle ilgili bir görev olduğu, yapılacak görevin hassasiyeti, vasfı ve niteliği de göz önünde bulundurulduğunda, anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde aranan "güvenlik soruşturması uygun olmak" koşulunu taşımayan davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle uzman erbaşlık sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanun'un 1'inci maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlanarak 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı; öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı üzerine 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun çıkarıldığı ve bu Kanun'un 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği; davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra davalı idarece davacının durumu yeniden değerlendirileceğinden, davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm haklarının yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve davacının mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2021/7635, K:2023/2894 sayılı kararıyla; Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline dair dair kısmı yönünden; Anılan kısımda hukukî isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden; İdarenin kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olduğu; idari eylem ve işlemlerden doğan zararların, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edildiği; idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusurunun; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığı, 2577 sayılı Kanunun 12. maddesinde, idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanındığı ve bu kişilerin önce iptal davasını açarak sonra tam yargı davası (veya her iki davayı birlikte) açabilecekleri gibi iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası da açabileceklerinin belirtildiği, Uyuşmazlıkta; davacı tarafından, dava konusu işlemle birlikte işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu işlemin iptaline, özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, kararda yer verilen mevzuat hükümleri ve dava konusu uyuşmazlık birlikte incelendiğinde, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi nedeniyle, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, istem hakkında verilen karar verilmesine yer olmadığı yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı, Kararın vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında, temyize konu kararın hüküm fıkrasının, "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının hüküm fıkrasının "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilerek onanmasına; davacının işlem nedeniyle özlük haklarının yasal faizi ile birlikte iadesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kısmının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi tarafından, …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile davacının istinaf isteminin kabulüne, …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin kısmen ısrar edilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bölge idare mahkemesi tarafından özlük ve parasal haklara ilişkin kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ısrar edilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin kararının usul yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Kastamonu 5. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle 08/08/2019 tarihli işlem ile sözleşmesi feshedilerek ilişiği kesilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 22. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; konular aydınlandığında meselelerin sırasıyla oya konulacağı ve karara bağlanacağı, kararlarda bulunacak hususları düzenleyen 24. maddesinin (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmış, 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendinde ise usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması bozma sebebi olarak sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yargılama Hukukunda yargı/hüküm, uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı sonuç olup, yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması gerektiği hem Anayasa'da hem yargılama hukukuna ilişkin mevzuat hükümlerinde açıkça belirtilmiştir. Bunun yanısıra, kararın gerekçesi ve hüküm kısmı bir bütün olmakla birlikte, kararın icra edilebilir nitelikte bir karar olması için görevli ve yetkili yargı yerinin yargılama sonunda ulaştığı sonucu açıkça hüküm kısmında belirtmesi gerekmektedir. Bu itibarla, gerekçe, hakimin önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olgular ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirme olup, yargı makamınca yapılan değerlendirmenin sonucunun açıkça hüküm fıkrasında belirtilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, karar gerekçeli olsa bile hüküm kısmı eksik olan bir kararın icra edilebilirliğinden, uygulanabilirliğinden söz edilmeyeceği açıktır. Ayrıca, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkinin bulunması durumunda da anılan kararın usul hükümlerine aykırı olacağı da açıktır. Öte yandan, bir kararın ısrar kararı sayılabilmesi için ısrar kararının, temyiz incelemesi sonucunda bozulan önceki kararla aynı sonucu ve aynı gerekçeyi içermesi; bozma kararı çerçevesinde yapılmış bir inceleme ve değerlendirme sonucunda yani bozma kararına uyularak verilmemiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde; bozma üzerine verilen karar, bozulan önceki kararla aynı sonucu içerse dahi ısrar kararı olarak değerlendirilemeyecektir. Dosyanın incelenmesinden; …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin temyize konu …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının içeriğinde, "Dairelerinin ilk kararının taraflarca temyizi üzerine Danıştay 12. Dairesi'nin 25/05/2023 tarih ve E:2021/7635, K:2023/2894 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının onandığı, davacının işlem nedeniyle statü dışındaki özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kısmının bozulmasına karar verildiği" belirtildikten sonra, davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra "davalı idarece davacının durumu yeniden değerlendirileceğinden, davacının işlem nedeniyle iptali ile statü dışında geçirdiği dönemde mahrum kaldığı özlük haklarının (aylıklarının) yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmamaktadır" gerekçesine yer verildiği, fakat anılan kararın hüküm kısmında "davacının istinaf isteminin KABULÜNE, …İdare Mahkemesi'nce verilen …gün ve E:…, K:…sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin KISMEN ISRAR EDİLMESİNE" ifadelerine yer verilerek yargılama sonucunda ulaşılan sonuca hüküm kısmında yer verilmediği ve eksik hüküm kurularak yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararının, 2577 sayılı Kanunun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi hükmüne uygun olmadığı; öte yandan her ne kadar hüküm kısmında "ısrar edilmesine" ifadesi yer alsa da hangi kısım yönünden ısrar edildiğinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle de ısrar niteliğini taşıyan bir karar özelliği de taşımadığı anlaşıldığından anılan kararın bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesine, Kesin olarak, 29/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-2575 sayılı Danıştay Kanununun 25. maddesinde, idare mahkemeleri tarafından verilen nihai kararların Danıştayda temyiz yoluyla inceleneceği ve karara bağlanacağı hüküm altına alınmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesinin 3. fıkrasında, Bölge idare mahkemesinin Danıştayca verilen bozma kararına uymayarak eski kararında ısrar edebileceği belirtilmiş, aynı maddenin 5. fıkrasında, Bölge idare mahkemesinin verdiği ısrar kararının temyiz denetiminin konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca yapılacağı belirtilmiş, 2575 sayılı Kanunun 38. maddesinde ise, İdari Dava Daireleri Kurulunun idare mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği kurala bağlanmıştır. Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında da; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Jandarma Genel Komutanlığı, Kastamonu 5. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığı'nda Uzman Erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin 08/08/2019 tarihli işlemin iptali ile mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla "davanın reddine karar verildiği; davacı tarafın anılan kararı istinaf etmesi üzerine …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi tarafından davacının istinaf isteminin kabulü ile anılan idare mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve davacının, mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davanın taraflarının, …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin anılan kararını temyiz etmesi üzerine ise, Danıştay Onikinci Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2021/7635, K:2023/2894 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı onanmış; davacının işlem nedeniyle özlük haklarının yasal faizi ile birlikte iadesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı bozulmuştur. Bunun üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi temyize konu kararı ile "işlemin iptaline ilişkin kısmının Danıştay Onikinci Dairesi tarafından onandığı" belirtildikten sonra ilk kararındaki aynı gerekçeye yer vererek, davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra, davalı idarece davacının durumunun yeniden değerlendirileceğinden, davacının işlem nedeniyle iptali ile statü dışında geçirdiği dönemde mahrum kaldığı özlük haklarının (aylıklarının) yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı belirtilmiş; anılan kararın hüküm kısmında da " "davacının istinaf isteminin KABULÜNE, …İdare Mahkemesi'nce verilen …gün ve E:…, K:…sayılı kararın KALDIRILMASINA,....... KISMEN ISRAR EDİLMESİNE" ifadelerine yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı bir bütün oluşturduğundan ve birarada değerlendirilmesi gerektiğinden; …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin temyize konu …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının "hüküm" kısmında, her ne kadar davacının mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin istemi ile ilgili "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararında ısrar ettiği açıkça belirtilmese de kararın gerekçe kısmında, dava konusu istemlerden "işlemin iptaline" ilişkin kısmın, Danıştay Onkinci Dairesi tarafından onandığına ilişkin bilgiye yer verildiği ve "davacının mahrum kaldığı özlük ve parasal tüm hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine" istemi hakkında Danıştay Dairesinin bozma kararından önceki ilk kararındaki aynı gerekçeye yer verildiği; ayrıca, anılan kararın hüküm fıkrasında "ısrar ettiğine" dair ibareye de yer verildiği gözönüne alındığında, …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin, Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararına uyma niyetinde olmadığı aşikardır. Bu itibarla, usul ekonomisi açısından da temyize konu kararın bir ısrar kararı niteliği taşıdığının kabulü ile uyuşmazlığa ilişkin esas incelemesine geçilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın esasına yönelik hukuki denetimin yapılması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.