1. Hukuk Dairesi 2013/16547 E. , 2014/702 K. "" MAHKEMESİ : SARUHANLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2013 NUMARASI : 2010/381-2013/158 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi...raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hu…
**1. Hukuk Dairesi 2013/16547 E. , 2014/702 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SARUHANLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2013 NUMARASI : 2010/381-2013/158 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi...raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, miras bırakan A.. B..'in 338 ve 339 parsel sayılı taşınmazlarını 19.02.2010 tarihinde satış suretiyle davalı şirkete temlik ettiği, miras bırakanın hukuki ehliyete haiz bulunmadığı iddiasıyla kısıtlanması istemiyle Saruhanlı Sulh Hukuk Mahkemesine açılan dava sırasında Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan 08.07.2010 tarihli raporda murise demans tanısı konularak, vesayet altına alınmasının uygun olacağının ve bu durumun en az bir yıldır mevcut olduğunun bildirildiği, davacının taşınmazların satıldığı tarihte mirasbırakanın hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; kamu düzenini ilgilendiren ehliyetsizlik iddiasının öncelikle araştırılması, daha sonra muris muvazaası hukuksal nedenlerinin irdelenmesi gerektiğine kuşku yoktur. Ne varki; mahkemece ehliyetsizlik iddiası yönünden yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü" eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.