1. Hukuk Dairesi 2020/1835 E. , 2021/6342 K. MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulü ile…
**1. Hukuk Dairesi 2020/1835 E. , 2021/6342 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulü ile iptal tescile, diğer davalılar bakımından ise davanın pasif husumet yokluğunden reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 02.11.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ve diğerleri gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı ... vekili, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz davacı Belediyeye aitken, belediye meclisince alınan 06.07.2009 tarihli karar ile yapılan ihale neticesinde davalı ...’a satış suretiyle temlik edildiğini, satışa dayanak belediye meclis kararının kesinleşen idare mahkemesi ilamıyla iptal edildiğini, taşınmazı sonradan edinen diğer davalılar ..., ... ve ...’un, iptal kararının sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla kötüniyetli olarak hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalılar, idare mahkemesi kararını bilmediklerini, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldıklarını, iyi niyetli olduklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince, çekişme konusu taşınmazın satışına dayanak belediye meclis kararının idare mahkemesince iptal edilip kesinleştiği, davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz hale geldiği, ancak taşınmazı sonradan edinen diğer davalıların iyiniyetli olmadıklarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, son kayıt malikleri olan davalılar ... ve ...’ın iyiniyetli olmadıkları, tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliki veya maliklerine karşı açılacağı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulü ile iptal tescile, diğer davalılar bakımından ise davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ... Meclisinin 06.07.2009 tarihli 53 sayılı kararı ile 39 adet taşınmazın satışının uygun görüldüğü, belediye encümenince yapılan ihale sonucunda davacı Belediyenin çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazını 26.12.2012 tarihinde davalı ...’a 143.000,00 TL bedelle temlik ettiği, taşınmazı, davalı ...’ın 18.03.2013 tarihinde diğer davalı ...’a 145.000,00 TL bedelle, ...’nin de 07.03.2016 tarihinde öteki davalılar ... ve ...’a toplam 150.000,00 TL bedelle yarı yarıya devrettiği, anılan meclis kararının ... 5. İdare Mahkemesinin 2009/1410 Esas, 2010/942 Karar sayılı, 31.05.2010 tarihli kararı ile iptal edildiği, hükmün derecattan geçerek 08.04.2016 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş mahkeme kararının 22.08.2016 tarihinde taşınmazın tapu kaydına şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır. Davacı ..., satışın dayanağını oluşturan meclis kararının idare mahkemesince iptalinden sonra tescilin yolsuz hale geldiğini iddia ederek, tapu iptali ve tescil istemiş, davalılar ise iyiniyet savunmasında bulunmuşlardır. Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanunun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke M.K’nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1.fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür. Ancak; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı ilkeleri 8.ll.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir. Somut olayda, satışın dayanağı olan belediye meclis kararının idari yargı yerinde iptal edilmesiyle ihale alıcısı davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz hale geldiği, ilk el konumundaki davalı ...'ın iyiniyet savunmasının dinlenemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki sonraki malikler davalılar ..., ... ve ...'in edinimlerinde iyiniyetli olmaları halinde Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koşullarının gerçekleşmesi halinde edinimlerinin korunacağı tartışmasız olup, mahkemece davalılar ..., ... ve ...'in iyiniyet savunmalarının üzerinde durulmadığı gibi bu konuda yeterli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, tarafların tüm delillerinin toplanması özellikle son kayıt malikleri davalılar ... ve ... tarafından diğer davalı ...'nin banka hesabına yatırılmış satış bedeli olup olmadığının tespiti, bilirkişiden ek rapor alınarak taşınmazın davalılar ..., ... ve ...'e satış tarihlerindeki değerinin belirlenmesi, tanıkların yeniden dinlenmesi, yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma, inceleme ve soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, toplanan ve toplanacak olan delillerin birlikte değerlendirilip, irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek ve yanılgılı gerekçeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Öte yandan kabule göre de; kayıt maliki davalılar yönünden tapu iptali ve tescil isteği kabul edildiğine göre, davacı Belediyeden taşınmazı ihale ile satın aldıktan sonra davalılara devreden davalı ..., lehine yolsuz tescil oluşan taraf olduğu ve yolsuz tescil haksız fiil niteliğinde olduğu için, diğer davalı ...'nin de taşınmazı edinmede iyiniyetli davranmadığı benimsendiğinden tüm davalıların birlikte müteselsilen sorumlu tutulacağı gözetilmeksizin davalılar ... ve ... hakkındaki davaların pasif husumet yokluğundan reddedilmesi ve buna göre davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir. Davacı vekili ile davalıların ... ve ... vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 371/1-a maddesi gereğince ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK'nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekili için 3.050.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin alınan harçların temyiz edenlere geri verilmesine, 02/11/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.