9. Ceza Dairesi 2022/13895 E. , 2023/1229 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak…
**9. Ceza Dairesi 2022/13895 E. , 2023/1229 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılan ... vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmün niteliğine göre 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2020 tarihli ve 2019/426 Esas, 2020/245 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/465 Esas, 2021/2157 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile katılan ... vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebepleri Eksik araştırma ve inceleme ile beraat kararı verildiğine, delillerin toplanmadığına, kamera kaydı, ses kaydı gibi delillerin mahkeme kararına esas olmak üzere incelenmediğine, mağdurenin videoya alınan beyanı ile diğer beyanlarının yönlendirme olmadığına dair rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğine, mağdurenin genital bölgesindeki iltihabın cinsel istismardan kaynaklı olup olmadığının araştırılması gerekirken araştırılmadığına, mağdurenin beyanlarına rağmen beraat kararı verildiğine, mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceğine dair raporun mevcut olduğuna, beyanlarında yönlendirme olmadığına, verilen kararın Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına aykırı olduğuna, iddianamede tüm olayların ayrıntısı ile anlatılmış olup sanığın suç işlediğinin kesin ve net delillerle ortaya konduğuna, çocukların yalan söylemeyeceğine, tanık beyanlarına itibar edilmediğine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun oluştuğuna, raporların eksik ve yetersiz olduğuna, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında ikrar niteliğinde çelişkili beyanda bulunduğuna, 3. Aile Mahkemesince ve Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince alınan sosyal inceleme raporları ve diğer raporlar ile deliller birlikte değerlendirildiğinde organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçunun oluştuğuna ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin müşteki ve mağdure anlatımları, CD kayıtları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olup cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Katılanın sanığın hareketlerini daha önce fark etmesine karşın, geç müracaat etmesi sanık lehine değerlendirilmiş ise de aslında bu durumun katılanın iftira kastı ile hareket etmediğini gösterdiğine, katılanın beyanlarının soyut düşünce sanrıları olmadığına, mağdurenin ifadesinin esaslı noktalarında aşamalarda tutarlı olduğuna, yaşına göre bilmesi mümkün olmayan ifadeler kullandığına, dosyada mağdurenin ifadelerine itibar edilebileceği, yönlendirme ve kurgusal nitelik izleniminin bulunmadığına dair raporlar bulunduğuna, tanıkların mağdurenin beyanlarını desteklediğine, katılanın iftira kastı ile hareket etmediğine, mağdurenin yaşına karşın olayın esaslı noktalarındaki tutarlı anlatımı bulunduğuna, tanık beyanları, sanığın dahi ayrıntılı temizlik yapmak için bir kısım bölgeye dokunduğu, çoğu zaman alt bölgenin bakımı ile kendisinin ilgilendiği yönündeki kabülü, mevcut raporlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece; "Olayın gerçekleştiğine dair müşteki ve tanık beyanları dışında dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Mağdurun aşamalardaki beyanlarına bakıldığında, yaş itibari ile olayın gerçekleştiği tarih ve gerçekleşme şekliyle ilgili tutarlı ve çelişkisiz bir anlatımda bulunamayacağının normal olduğu düşünülse dahi, mağdurun beyanlarında babasının kendisine yönelik eylemlerini kendi dilince gıdıklama şeklinde tarif ettiği, aynı anlatımları annesinin de kendisini gıdıkladığı şeklinde belirttiği, poponu acıtan var mı sorusuna Maryam diyerek cevap verdiği, yine mağdurun popodan kurt çıkartılması şeklindeki beyanlarına karşı sanığın kurt için bir kez kez kaka tahlili yapılmıştı, ondan kaynaklı söylemiştir şeklindeki beyanının çocuğun yaşı da göz önünde bulundurulduğunda hayatın olağan akışına uygun olduğu, mağdurun kendisine soruşturma ve kovuşturma aşamasında sorulan baban poponu acıttı mı, poponu gıdıkladı mı sorularına hayır anlamında başını sallayarak cevaplar verdiği, mağdurla ilgili alınan ifadeler ve sosyal incele raporunu bakıldığında, mağdurun cinsel ilişki, özel bölge, cinsel organ gibi kavramları bilmekle birlikte neyin doğru neyin yanlış olduğunu tam olarak anlamlandıramadığı, dosya kapsamında tanık olarak dinlenen mağdurun bakıcısı Maryam'ın da ilk beyanlarında banyodaki olayı anlattığı görülürken, sonraki beyanlarında iddialarına yenilerini eklediğinin görüldüğü, yine müştekinin annesi Habibe'nin de beyanlarında sanığın mağdura yönelik uygunsuz hareketlerinin mağdur 7-8 aylıkken şahit olduğuna ilişkin beyanlar olduğu, müştekinin ise her beyanında yeni olaylardan bahsettiği, ilk şikayetinin mağdura banyo yaptırırken, sanığın mağdurun cinsel bölgesini gıdıkladığına ilişkin bir iddia iken, yargılama sürecinde her aşamada yeni iddialarda bulunduğu, bu iddialarının mağdurun 7-8 aylık bebeklik dönemine kadar uzandığının görüldüğü, bu aşamadan sonra, müştekinin aradan geçen süreye rağmen ve iddialarına göre sanığın uygunsuz hareketleri devam etmekte iken evlilik birliğini devam ettirmesi, sanık ile mağdurun aynı odada yatmalarına izin vermesi, evde yalnız kalacakları fırsatlar yaratmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülmüştür. Dosya kapsamı incelendiğinde, sanığın yargılama sürecinin en başından beri, gerektiğinde mağdurun alt temizliğini yaptığını, hatta ilk 4 ay tamamen kendisinin yaptığını, daha sonraları ise dosya kapsamına sunmuş olduğu raporlar ve mağdurun kullandığı ilaç listeleri mağdurun kronik idrar yolu enfeksiyonu rahatsızlığı yaşadığını, bu sebeple de mağdurun tuvalet sonrası temizliğinin dikkatli yapılması gerektiği için 2 yaşına kadar alt temizliğini ve banyosunu kendisinin yaptırdığını, bu durumu inkar etmediğini, kendisinin o çocuğun babası olduğundan bundan daha doğal bir şey olmadığına ilişkin savunması dosya kapsamı değerlendirildiğinde tutarlı olduğuna kanaat getirilmiştir... Bu açıklamalar ışığında, hukukun üstünlüğü ve koruyuculuğu ilkesinin şüphenin var olduğu hallerde haktan yararlanma hal ve yeteneğini genişletilmesi ile gerçekleşeceği gerçeği göz önüne alındığında, mağdurun dosya kapsamındaki beyanlarında direk sanığa atfedilebilecek bir eyleminin olmadığı düşünülmüş, sanığın mağdurun cinsel bölgelerine dokunduğu dosya kapsamında sabit olsa dahi, yargılamaya konu somut olayda kızı olan mağdurun yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bir dönem mağdurenin tedavi, bakım ve temizliği ile yakından ilgilenen sanığın cinsel arzularını tatmin gayesi ile hareket ettiğine ilişkin dosya kapsamında başkaca bir delil bulunmadığından sanığın savunmalarına itibar edilmesi gerektiği düşünülmüştür. Dosya kapsamında müştekinin beyanlarına itibar edilmemiştir. Şöyle ki, Müştekinin sanığın mağdura yönelik uygunsuz davranışlarını ilk olarak mağdur 7-8 aylıkken fark etmiş olmasına ve yine devam eden süreçte de sanığın hareketlerinden şüphelenmesine ve hatta bu şüphe nedeniyle eve kamera dahi kurdurduğuna ilişkin beyanına rağmen aradan geçen uzunca süreçte sessiz kalması, bu süreçte mağdur ile sanığın yalnız kalmalarına, beraber uyumalarına, sanığın mağduru banyo yaptırmasına ve tuvalete götürmesine müsade etmesi, bu şüphelerini annesi ve arkadaşları ile paylaştığını ve onlarında bu durumun normal olmadığını belirttiklerine ilişkin beyanları karşısında sessizliğini sürdürerek evliliğini kurtarmaya çalıştığına ilişkin açıklamaları mahkememizce şüpheli olarak değerlendirilmiştir. Yine aynı şekilde tanıklar Hasibe ve Maryam'ın da beyanlarında sanığın mağdura yönelik uygunsuz davranışlarını mağdur 7-8 aylıkken fark etmelerine ve bu durumu müşteki ile aralarında konuşmalarına rağmen bu durumun 2 yılı aşkın bir sürede şikayet konusu yapılmamış olması ve tanık Maryam'ın her aşamada tanıklık beyanına yeni iddialar eklemesi inandırıcı bulunmamıştır. Sonuç olarak mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamında sanığın mağdura yönelik cinsel istismarına ilişkin iddia ile ilgili başkaca bir somut delil elde edilemediği, dosya kapsamında alınan doktor raporunda mağdurun vücudunda vajinal yolla organ ya da sair cisim sokulmak suretiyle gerçekleştirilmiş cinsel ilişki bugularına rastlanılmadığı, kızlık zarının sağlam olduğu, akut ya da kronik fiili livatanın maddi delillerine rastlanılmadığı sonucuna varıldığının belirtildiği anlaşılmış, sanık ile müşteki arasındaki boşanma davasından kaynaklanan sorunlar da dikkate alındığında ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği yönünde şüphe oluşmuş, oluşan şüphe sanık lehine yorumlanarak sanığın atılı çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine" şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Katılan ... Vekili, Katılan Bakanlık Vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden Mahkemece gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, delillerin usulüne uygun şekilde toplandığı, dosya kapsamındaki ses ve kamera kayıtlarının çözümünün yapılıp incelendiği, Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 27.12.2019 tarihli raporda, mağdurenin vücudunda vajinal yolla organ ya da sair cisim sokulmak suretiyle gerçekleştirilmiş cinsel ilişki bulgularına rastlanılmadığı, kızlık zarının sağlam olduğu, akut ya da kronik fiili livatanın maddi delillerine rastlanılmadığı sonucuna varıldığı, mağdurenin yaşı ve ifade alınış biçimleri de dikkate alındığında beyanlarında şüphe oluştuğu gibi, sanığın gerektiğinde mağdurenin alt temizliğini yaptığı, hatta ilk 4 ay eşinin bileğindeki sorunlar nedeniyle tamamen kendisi tarafından yapıldığı, mağdurenin bir çok kez idrar yolu enfeksiyonu hastalığı geçirmesi nedeniyle tuvalet sonrası temizliğinin de sanık tarafından yapıldığı, katılanın sanığın mağdureye yönelik uygunsuz davranışlarını ilk olarak mağdure 7-8 aylıkken fark ettiğini ve yine devam eden süreçte de sanığın hareketlerinden şüphelenmesi nedeniyle eve kamera dahi kurdurduğu ve bu şüphelerini annesi ve arkadaşları ile paylaştığını, onların da bu durumun normal olmadığını belirttiklerini beyan etmesine rağmen aradan geçen iki yıl gibi uzunca bir süre sonra olayı adli makamlara intikal ettirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi yine soruşturma başladıktan sonra mağdurenin elini cinsel organına götürmüş vaziyette iken yapılan görüntü kayıtlarının içeriği ve elde edilme şekli itibariyle sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği, sanık ile katılan arasında süre gelen geçimsizlik bulunduğu, katılanın olayın intikalinden yaklaşık bir yıl önce anlaşmalı boşanmak için sanığa örnek boşanma dilekçesi gönderdiği, olayın intikalinden sonra da sanık tarafından katılan aleyhine boşanma davası açıldığı hususları ile öz kızı olan mağdurenin yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bir dönem tedavi, bakım ve kişisel temizliği ile yakından ilgilenen sanığın cinsel amaçla hareket ettiğine ilişkin bir delil elde edilemediği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmış olup mahkemece sanık hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/465 Esas, 2021/2157 Karar sayılı kararında katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2023 tarihinde karar verildi.