2. Hukuk Dairesi 2025/6473 E. , 2026/1329 K. "" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1226 E., 2025/843 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası miktarı yönünden; davalı kadın vekili ta…
2. Hukuk Dairesi 2025/6473 E. , 2026/1329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1226 E., 2025/843 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası miktarı yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, davanın kabulü ve lehine hükmedilen tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle, boşanma veya ayrılık davası açılınca hakimin, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorunda olduğunun (TMK.m.169); Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmedildiğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davacı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’îlere ilişkin hüküm kurulmuş, İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı davalı kadın vekili tarafından "kusur belirlemesi, davanın kabulü ile reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi" yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Yapılan incelemede, kadın vekili tarafından, İlk Derece Mahkemesince lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının miktarına ilişkin karara karşı ileri sürülmüş açık bir istinaf itirazının bulunmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince kadın vekilinin, lehine hükmedilen yoksulluk nafakasına ilişkin bir istinaf itirazı var kabul edilerek bu yöne ilişkin değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) “İncelemenin kapsamı” başlıklı 355 inci maddesi “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve Bölge Adliye Mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Ne var ki kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise Bölge Adliye Mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Somut olay ve dosya kapsamına göre; davalı kadın vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde, istinaf sebebi olarak kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakasının miktarına ilişkin bir itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde öngörüldüğü üzere, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden kamu düzenine aykırılık da söz konusu olmadığına göre Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekirken talep dışına çıkılarak inceleme yapılıp yazılı şekilde yoksulluk nafakasının artırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, yoksulluk nafakasının miktarına yönelik olarak hükmün davacı erkek lehine bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 3. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı erkek yararına yoksulluk nafakasının miktarı yönünden; davalı kadın yararına manevi tazminat miktarı yönünden BOZULMASINA, 2.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.