1. Hukuk Dairesi 2012/127 E. , 2012/2958 K. MAHKEMESİ : ANTALYA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanın .. ada . parsel B blok zemin kat . nolu bağımsız bölümünü 05.11.1998 tarihinde satış suretiyle davalı kızına temlik ettiğini, ancak yapılan işlemin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, …
**1. Hukuk Dairesi 2012/127 E. , 2012/2958 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANTALYA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakanın .. ada . parsel B blok zemin kat . nolu bağımsız bölümünü 05.11.1998 tarihinde satış suretiyle davalı kızına temlik ettiğini, ancak yapılan işlemin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, iddiaların doğru olmadığını, çekişmeli taşınmazın kooperatif aidatlarını kendisinin ödediğini ancak kooperatif üyeliği muris adına yapıldığından kaydın da onun adına oluşturulduğunu, 1998 yılında satış bedelinin tamamını ödediğinden taşınmazı mirasbırakandan satın aldığını, işlemin gerçek bir satış olduğunu, mal kaçırma amacından da söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusu sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı Z..’nın 6089 ada .. parsel B Blok Zemin Kat .. nolu bağımsız bölümünü 05.11.1998 tarihinde ve satış suretiyle davalı kızına temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, anılan temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılması, miras bırakanın başka taşınmazlarının bulunup bulunmadığının saptanması, temlikte neden davalıyı tercih ettiğinin üzerinde durulması, yerinde uygulama yapılarak temlik tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.