23. Hukuk Dairesi 2013/2035 E. , 2013/3968 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili ile davalı arsa sahibi arasında 09.03.1999 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlend…
**23. Hukuk Dairesi 2013/2035 E. , 2013/3968 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili ile davalı arsa sahibi arasında 09.03.1999 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca edimini yerine getirmesine rağmen davalı arsa sahibinin müvekkiline ait dairelerin tapusunu vermediğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı taşınmazın tapusunun ½ payının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, yapılacak inşaatın %50' şer oranla paylaşımının düzenlendiği, davacı, davalıya ait bağımsız bölümleri sözleşmeye uygun şekilde tamamlayarak edimini yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1337 parsel ..., ..., ..., ... ve ... no'lu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, HMK'nın 298/.... maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu HUMK'nın 294/.... maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/.... fıkra hükmüne dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekle, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 294/.... maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/.... maddesinde, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.