Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/07/2018 tarihinde davacı sigorta şirketine Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın park halinde iken yanında duran binanın beton ve sıva parçalarının düşmesi neticesinde maddi hasara uğradığını, yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde araçta sigorta tenzil ve muafiyet bedelleri düşüldükten sonra belirlenen 14.785 TL'nin sigortalıya ödendiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Emlak komisyoncusu olan vekiledeni ile davalı arasında 24.10.2014 ve 26.03.2015 tarihinde alıcı veya kiralayıcı temsil yetkisi sözleşmesi başlıklı BK 404 maddesinde düzenlenen Tellalık sözleşmeleri bağıtlandığını, taraflar arasında bağıtlanan iş bu sözleşme kapsamında kiralık taşınmazların davalıya gezdirildiğini ve gösterildiğini, dava konusu taşınmazın davalı haricinde 36 adet talipli müşteriye de kiralanmak üzere gezdirildiğini, taraflar arasında bağıtlanan sözleşmenin 3.maddesi uyarınca müşterinin taşınmazı kiralaması neticesinde kira bedelinin yıllık tutarının %12+KDV 'sini hizmet bedeli olarak ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafça gezdirilen ve gösterilen taşınmazların davalı tarafça gizlice ...'e, bilharede yetkilisi olduğu ... Ltd Şti'ne gizlice kiralandığının tespit edildiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını beyanla, davanın kabulüne, komisyon ücret alacağı 123.9000,00-TL + 22.302,00-TL KDV'si olmak üzere toplam 146.202,00-TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu uyuşmazlığın, simsarlık sözleşmesi ile kararlaştırılan ücretten kaynaklandığını, tellallık ( simsarlık ) sözleşmesinden doğan hukuk davalarının TTK/nın 4. maddesi anlamında ticari dava sayılmadığını, diğer yandan vekiledeni ..., Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tanımı yapılan tüketici kapsamında olduğundan dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanunun 2, 3 ve 73. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığından davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşmeye konu taşınmazın vekiledeni tarafından kiralanmadığını, konu taşınmazın kiracısı ile vekiledeni arasında hiç bir akrabalık, oranik bağ ve ilişki bulunmadığını, vekiledeni şirketin eski kurucusu ve ortağı olduğu ... Ltd Şti’in kuruluş tarihinin ise 10.05.2018 tarihi olduğunu, kaldı ki iddia edildiği gibi taşınmazın hiçbir zaman ... tarafından kiralanmadığını, davacının, davaya konu ticari ilişki ve alacağın mutabakatı veya ödenmesi hususunda vekiledeni şirkete yazılı ve sözlü ihbar/ihtarlarda bulunulduğu iddialarının da gerçek dışı olduğunu, nitekim davacının bu husustaki beyan ve iddialarını ispata yarar hiçbir yazılı delil ibraz edemediğini, diğer taraftan, davacı yan, taşınmaz ticari hakkında yönetmeliğinde öngörülen şartları yükümlülükleri ve hizmeti vekiledeni davalı yönünden de yerine getirmediğini, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere, davacının ücrete hak kazanmadığını, zira, davacının kiralama yetkisini haiz olduğu taşınmaz ile ilgili taşınmaz sahibi ile müvekkili davalı arasında herhangi bir sözleşme ve kiracılık ilişkisi kurulmadığını, davacının ücrete hak kazanabilmesinin en temel koşulu davacının faaliyetleri sonucu sözleşmenin kurulması olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.GEREKÇE:Dava; Tellalık sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.Görev hususu dava şartı olması nedeniyle Mahkeme görev hususunu yargılamanın her aşamasında re' sen dikkate alabileceği gibi taraflar da her aşamada ileri sürebilir. HMK.nun 1. Maddesine göre ".......göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." anılan kanunun 114/c maddesinde ise mahkemenin görevi dava şartı olarak gösterilmiş olup aynı kanunun 115.maddesi ile getirilen "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmü gereğince re'sen görevsizlik kararı verilebilecektir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.Türk Ticaret Kanunun 3. maddesine göre ise, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmektedir.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesi "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 404 vd maddelerinde, "tellallık" olarak adlandırılıp, düzenlenmiş bulunuyordu.... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2017/1024 Es. ve 2017/1048 K. sayılı ilamında "Dosya içeriğinden tellallık sözleşmesine konu yerin işyeri olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının işyerini satın almak isteyen kişi, davalı emlak komisyoncusununda mesleki faaliyette bulunan kişi konumunda olduğu tarafların tüketici olmadıkları nazara alındığında uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir." yönünde karar verilmiştir.Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş yeri mahiyetinde olan taşınmaz nedeniyle taraflar arasındaki taşınmaz tellallığı sözleşmesinden kaynaklandığı, iş bu davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla iş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.