6. Hukuk Dairesi 2013/14631 E. , 2014/5347 K. MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/05/2013 NUMARASI : 2011/447-2013/251 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının…
**6. Hukuk Dairesi 2013/14631 E. , 2014/5347 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 28/05/2013 NUMARASI : 2011/447-2013/251 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 5.800,00 TL asıl alacak, 495,00 TL işlemiş faiz yönünden borçlu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin taraflar arasındaki kontrat uyarınca davacı tarafa 4.800,00 TL depozito ödediğini, kira bedelinin ise aylık net 2.500,00 TL olarak tespit edildiğini, aylık kira bedellerinin kira sözleşmesinin başlangıcından itibaren düzenli olarak ödendiğini ve müvekkili firmaca herhangi bir aksamaya mahal verilmediğini, müvekkili firmanın gördüğü lüzum üzerine Ağustos 2009 tarihinde mecuru boşalttığını ve iki aylık kira bedeli depozitonun kiralayanın uhdesinde kaldığını, mecurun anahtarının davalı yanın talimatı üzerine kapıcıya teslim edildiğini, teslimin üzerinden on ay kadar geçtikten sonra davalının icra takibi başlattığını, davalının mecuru kiraya vermek için herhangi bir çaba göstermediğini belirterek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 5.800,00 TL asıl alacak, 495,00 TL işlemiş faiz yönünden borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Taraflar arasında 01.05.2008 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı kiraya veren, davacı kiracı aleyhine 07.05.2010 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2009 yılı Ağustos ila 2010 yılı Nisan arası aylara ait 24.300,00 TL kira bedelinin tahsilini talep etmiştir. Her ne kadar kira sözleşmesinde depozitoya ilişkin bir düzenleme yer almasa da kiracı tarafından 13.05.2008 tarihinde Mayıs ayı kirası ile bir aylık depozito bedeli adı altında toplam 4.800,00 TL ödeme yapıldığı çekişmesizdir. Depozito, kiralayanın muhtemel zararlarının teminatı olarak kiracı tarafından verilen bir tür güvence bedelidir. Bu nedenle taraflar arasında kira sözleşmesinde depozitoya ilişkin bir hüküm bulunması ve depozito bedelinin iadesi hususunda uyuşmazlık bulunması halinde, depozitonun iade edilmemesini haklı kılacak sebeplerin olup olmadığı, iade edilecekse ne miktarda iadesi gerektiği mahkemece değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Kira sözleşmesinde depozitoya ilişkin düzenlemenin yer alması durumunda ise, depozito kira bedeline mahsup edilemez. Öte yandan anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Yasal anahtar teslimi bizzat anahtarı kiralayana vermek suretiyle veya tevdi mahalli tayin edilerek tevdi mahalline teslimi ya da notere anahtarın teslimi suretiyle gerçekleşir. Kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için kiracının anahtar teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması, anahtar tesliminin kiracı tarafından yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Kiralanan tahliye edilmediği müddetçe kiraya verenin depozitoyu iade borcu doğmayacağı gibi kiracının kira ödeme yükümlülüğü de devam eder. Somut olayımızda, davacı, dosyaya ibraz ettiği deliller ile kiralanana ait anahtarları usule uygun teslim ettiği iddiasını ispatlayamamıştır. Bu durumda davacı “her türlü yasal delil” demek suretiyle yemin deliline de dayandığına göre mahkemece tahliye tarihinin ispatı bakımından davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.