Başvuru, 1995 yılında kaybolan yakınlarının bulunamaması ve bazı şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, 1995 yılında kaybolan yakınlarının bulunamaması ve bazı şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Hanım Fındık'ın eşi, dosyadaki tutanağa göre olay tarihinde Doruk köyü muhtarı F., F.nin kardeşi, başvurucu Bedia Fındık'ın eşi Ö.F. ve başvurucu Zeynep Kartal'ın oğlu olan Ö.K. 31/12/1995 tarihinde başvurucuların iddiasına göre Silopi İlçe Jandarma Komutanlığından gelen istek üzere bu yere gitmek üzere F.ye ait araçla köyden ayrılmışlardır. F.nin aracının 1/1/1996 tarihinde kapılarının kilitli ve üzerindeki plakaların sökülü olarak aynı ilçe içinde, emniyet müdürlüğüne yakın bir arsada terk edilmiş olarak bulunması üzerine Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca resen ve derhâl soruşturma başlatılmış ve terk edilmiş olarak bulunan araca dair tutanak tutulmuştur. Olayla ilgili olarak olayın olduğu Doruklu ve Yolağzı köylerinde mukim olan İ.F., E. O., T. K., B.O.nun ifadelerine başvurulmuştur. Emniyet Müdürlüğünün 3/2/1996 tarihli yazısına göre, bulunan araç üzerinde gerekli parmak izi incelemesi yapılmış fakat aracın tozlu olması nedeniyle herhangi bir ize rastlanmamıştır. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/21996 tarihinde Şırnak Başsavcılığına vermiş olduğu bilgiye göre ilgili şahısların öldürüldüğü veya kaçırıldığı konusunda bir delil elde edilmediği tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 12/4/1996 tarihli yazısıyla olayla ilgili olarak fail veya faillerin bulunmasına yönelik olarak yazılan yazı üzerine, bu tarihten başlayarak kolluk birimleri düzenli olarak Cumhuriyet Başsavcılığına meçhul şahıs veya şahısların aramalara rağmen bulunmadığına dair yazılar göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bu soruşturma devam ederken kamuoyunda Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması olarak bilinen ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) maddesiyle yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında İlkadım müstear adındaki gizli tanığın ifadesine başvurulmuştur. Gizli tanığın ifadesinin ilgili kısımları şöyledir: ''1994 yılını 1995 yılına bağlayan yılbaşı gecesinde [Ö. K.] ve [F.] soy isimli askerden yeni gelmiş iki gencin Botaş bölgesindeki askeri birliğe hindi bırakmışlar, ancak oradan bu hindileri veya bir kısmını Silopi İlçe Emniyete götürmelerini söylemişler. Bu iki genç de Silopi İlçe Emniyete giderek hindileri bırakmışlar.Bu iki gencin Emniyetten çıktıklarında [ S.], [H.S.] ve [] nin bu iki şahsı almışlar. Emniyet ve asker çocukların kendilerinde olmadıklarını söylemişler. Çocukların kaybolmasından iki gün sonra ben bu iki gencin kimliklerini yine üzerleri kırmızı kalemle çarpılanmış şekilde [Y.] Uzm. Çvş’un çekmecesinde gördüm. Buradan da çocukların [] tarafından veya bilgisi dahilinde öldürüldüğünü anladım. Çocuklar halen kayıptır. Burada şunu da belirtmek istiyorum. Bu çocukların Botaş'taki askeri birliğe hindi götürdükten sonra İlçe Emniyete özellikle gönderildiklerini ve bu şekilde çocukların kaybolmasından polisin sorumlu tutulmak istendiğini düşünmekteyim. Bu planında başarıldığını yani kaybolan çocukların halk arasında Emniyet tarafından alındığı düşünülmektedir.'' Kaybolan şahısların yakınları ve bazı baro başkanları tarafından gizli tanığın verdiği ifadeler ve olayla ilgili olarak medyada çıkan haberler nedeniyle yapılan müracaatlar üzerine Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, kayıp olan tüm şahıslarla ilgili olarak 2008 yılında yeni bir soruşturma başlatmıştır. 2008/3151 sayılı soruşturma dosyasında başvurucuların yakınları T.K., S.F. ve Z.F. 27/1/2009 tarihinde Cumhuriyet savcısına ifade vermiştir. İfade veren üç kişi de özetle medyadan ve etraftan duydukları haberlere göre, kaybolan yakınlarının kimsesizler mezarlığında olabileceğini, bununla beraber nereye gömüldüklerine dair somut bilgilerinin olmadığını, yer gösterecek şekilde bilgiye sahip olmadıklarını, şikâyetçi olduklarını beyan etmiştir. Silopi Başsavcılığı 23/6/2009 tarihinde işlendiği iddia edilen suçları soruşturmakla yetkili başsavcılığın Diyarbakır Özel Yetkili Başsavcılığı olduğu gerekçesiyle 2008/3151 sayılı dosyayı fezleke ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, 2008 yılında başlattığı ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği bu dosyadan bağımsız olarak, gizli tanığın ifadelerinde yer alan faili meçhul veya kayıp şahıslarla ilgili olarak yukarıda bahsedilen (bkz. 15) Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturmasından da suçların işlendiği yerlerle ilgili soruşturma yapma yetkisinin Diyarbakır Başsavcılığına (CMK madde ile yetkili)ait olması nedeniyle 29/9/2009 tarihinde ayırma kararı vermiş ve ayrılan yeni 2009/1951 sayılı soruşturma dosyasını 7/12/2009 tarihli yetkisizlik kararı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Silopi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilen her iki dosyayı 2009/3584 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturmaya devam etmiştir. Soruşturmanın devam ettiği süre içinde özel yetkili mahkemeler 21/2/2014 tarihli ve 6526 Kanun'un maddesinde yapılan değişiklikle kaldırıldığı için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosya Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Açıklanan bu süre sonucunda Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucuların yakınlarının kaybolması ile ilgili olarak 1996/343 sayılı ve aralarında başvurucuların da bulunduğu fakat diğer kaybedilme veya infaz edilme iddiaları ile ilgili olarak yirmi dört şüpheli hakkında yürüttüğü genel soruşturma dosyası olan 2014/980 sayılı soruşturma dosyaları üzerinden iki soruşturma yürüttüğü tespit edilmiştir. Başvurucular yakınlarının kaybedilmesi ile ilgili olarak 1996/343 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 21/5/2012 tarihinde daimî arama kararı verilmiştir. Yirmi yıl olan zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bireysel başvuru yapıldıktan sonra bu dosya hakkında 22/11/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bunun yanında, bireysel başvuruya konu edilen ve genel olarak kaybedilme veya infaz edilme iddiaları ile ilgili olan 2014/980 sayılı soruşturma dosyasından ise gizli tanık beyanlarına itibar etmek içinse beyanları destekleyecek nitelikte somut delillerin bulunması gerektiği, bu nedenle de şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair somut, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmaması sebebiyle kovuşturma yapılamayacağı gerekçesiyle 20/6/2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ardından 30/6/2015 tarihinde daimî arama kararı verilmiştir. Başvurucuların anılan karara yapmış oldukları itiraz, gizli tanık ifadelerinin hukuksal geçerliliği de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle Cizre Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. İtirazın reddine dair kararın tebliğ edilmesi üzerine başvurucular, süresi içinde 10/12/2015 tarihinde fakat ayrı ayrı olarak bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Maddi olayın ve olaya ilişkin soruşturma ile ihlal iddialarının aynı olması nedeniyle 2015/19213 ve 2015/19215 sayılı dosyalar 2015/19212 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa Mahkemesinin Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu (B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.